
İzmir Bölge İdare Mahkemesi İZMİR. 3. İDARİ DAVA DAİRESİ 18.02.2025 T. 2024/2598 E. 2025/211 K.
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir ili, Bayraklı ilçesi, .... adresinde ve 8052 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan .... Apartmanında 14 numaralı bağımsız bölümün maliki olan davacı tarafından, bağımsız bölümünün bulunduğu binanın 30.10.2020 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle ağır hasar aldığı ve yıkıldığından bahisle, uğranıldığı öne sürülen 200,00-TL (ıslah sonucunda 38.737,55-TL) maddi zararın (yeniden yapım bedeli, hurda-enkaz bedeli) ve 50.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanınkabulü,38.737,55-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini yolunda verilen İzmir 6. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 25/06/2024 günlü, E:2022/498, K:2024/978 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve dava hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALILARIN SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı Bayraklı Belediye Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuş, diğer davalılar tarafından savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Usule ilişkin itirazlar yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esası incelendi.
Dava, İzmir ili, Bayraklı ilçesi, .... adresinde ve 8052 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan .... Apartmanında 14 numaralı bağımsız bölümün maliki olan davacı tarafından, bağımsız bölümünün bulunduğu binanın 30.10.2020 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle ağır hasar aldığı ve yıkıldığından bahisle, uğranıldığı öne sürülen 200,00-TL (ıslah sonucunda 38.737,55-TL) maddi zararın (yeniden yapım bedeli, hurda-enkaz bedeli) ve 50.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. Maddesinin 1. fıkrasında İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğu kurala bağlanmış; aynı maddenin son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü getirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmış, 13. maddesinde ise "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta davaya konu binanın 30.10.2020 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü ve sonrasında yıktırıldığı tartışmasızdır ve incelenmekte olan iş bu davada, uğranılan zararın yasalar ile sorumlu kılınan idarelerin görevlerini gereği gibi yerine getirmemelerinden kaynaklandığı iddiası ile Anayasal düzenleme çerçevesinde ve yukarıda anılan yasa hükmüne dayanılarak zararın tazmini istenildiğinden, idarelerin tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı konusunun öncelikle incelenmesi gerekmektedir.
14/12/1983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2., 9., 11., 12.maddeleri ile mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığına verilen yetki ve görevlerin çerçevesi belirlenmiş; bu Kanun Hükmünde Kararname 04/07/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış; yetki ve görevler yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredilmiş ve sonraki dönemde 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 4. Bölümünün "Görev" başlıklı 97.maddesinde getirilen düzenleme ile de imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlama, her tür ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke, strateji ve standartları belirleme ve bunların uygulanmasını sağlama, mekânsal strateji planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak suretiyle hazırlama ve mahalli idarelerin plan kararlarının bu stratejilere uygunluğunu denetleme, yapı denetimi sistemini oluşturarak 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile Bakanlığa verilen görevleri yapma ve kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan veya yaptırılanlar da dâhil olmak üzere yapıların can ve mal emniyeti ile mevzuata ve tekniğine uygunluk bakımından denetimini yapma veya yaptırma, tespit edilen aykırılık ve noksanlıkların giderilmesini isteme ve sağlama; yapılarda enerji verimliliğini artırıcı düzenlemeleri yapma, buna ilişkin faaliyetleri yönetme ve izleme; yapı malzemelerinin denetimine ve uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemleri yapma, gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dâhil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirleme, depreme karşı dayanıksız yapılar ile imar mevzuatına, plan, proje ve eklerine aykırı yapıların ve bunların bulunduğu alanların dönüşüm projelerini ve uygulamalarını yapma veya yaptırma konuları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yetki ve görevleri arasında sayılmıştır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7.maddesinde; çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak; il düzeyinde yapılan plânlara uygun olarak, doğal afetlerle ilgili plânlamaları ve diğer hazırlıkları büyükşehir ölçeğinde yapmak; gerektiğinde diğer afet bölgelerine araç, gereç ve malzeme desteği vermek; itfaiye ve acil yardım hizmetlerini yürütmek; konut, işyeri, eğlence yeri, fabrika ve sanayi kuruluşları ile kamu kuruluşlarını yangına ve diğer afetlere karşı alınacak önlemler yönünden denetlemek, bu konuda mevzuatın gerektirdiği izin ve ruhsatları vermek; afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan binaları tahliye etme ve yıkım konusunda ilçe belediyelerinin talepleri hâlinde her türlü desteği sağlamak ve aynı Yasanın 11. maddesinde de ilçe belediyelerinin imar uygulamalarını denetlemek, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıları gerekli işlemlerin yapılması için ilgili belediyeye bildirmek ve belirlenen imara aykırı uygulamanın ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmemesi halinde 3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42 nci maddelerinde belirtilen yetkilerini kullanmak büyükşehir belediyelerinin görev, yetki ve sorumlulukları olarak belirlenmiştir.
5216 sayılı Kanunun 7.maddesinde; büyükşehir içindeki belediyelere uygulama imar planını yapma yetkisi verilmiş ve kanunlarla münhasıran büyükşehir belediyesine verilen görevler dışında kalan görevler ile afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan binaları tahliye etme ve yıkma görev ve yetkisi İlçe belediyelerine verilmiştir.
Ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 3. maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı hükmü getirilmiş; 21. maddesinde; istisnalar dışında yapı ruhsatı alınması zorunluluğu getirilmiş ve 28. maddesinde; fenni mesuller ile yapı müteahhitlerinin görev ve sorumlulukları düzenlenmiş; 30. Maddesinde yapı kullanma izin belgesi alınması zorunlu kılınmış; 32. maddesinde ise; ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşa edilen yapıların belediye veya valilikçe durum tespiti yapılarak mühürlenerek yıktırılması yolunda karar alınması konusunda belediyelere yetki verilmiş; İmar Kanununa dayanılarak yürürlüğe konulan Yönetmelikler ile de bu yetki ve görevlerin çerçeveleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanununda afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve zarar azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmaları ve koordinasyonu konularında hükümler getirilmiş iken bu kanun 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 62.maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve 15.07.2018 tarih 30479 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığını düzenleyen 2.Bölümünün "Deprem Dairesi Başkanlığı" başlıklı 40.maddesinde "(1) Deprem Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır: a) Depreme hazırlık, müdahale, deprem riski yönetimi faaliyetlerini yürütmek, b) Depremde zarara uğraması muhtemel yerler ile zarara uğramış yerlerin imar, plan ve proje işlemlerini yapmak, c) Depreme hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarında kullanılabilecek kamu, özel ve sivil toplum kuruluşları ile yabancı kişi ve kuruluşlara ait her türlü kaynakların tespit ve etkin kullanımını sağlamak. ç) Depremler hakkında halkın bilgilendirilmesi, konularında uygulanacak politika önerilerini belirlemek, takip etmek, değerlendirmek ve depremle ilgili hizmetlerin yürütülmesinde Başkanlığın diğer birimlerine danışmanlık yapmak. d) Başkan tarafından verilecek benzeri görevleri yapmak. (2) Deprem gözlemi yapan üniversiteler, yerel yönetimler ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar deprem gözlem verilerini eşzamanlı olarak Başkanlığa aktarır. Meydana gelen depremin büyüklük ve şiddeti gibi temel veriler kamuoyuna resmî olarak sadece Başkanlık tarafından duyurulur." hükmü getirilerek, depreme hazırlık, müdahale, deprem riski yönetimi, depremde zarara uğraması muhtemel yerler ile zarara uğramış yerlerin imar, plan ve proje işlemlerinin yürütülmesi, depremler hakkında halkın bilgilendirilmesi konularında uygulanacak politikaları belirleme, takip etme, değerlendirme ve depremle ilgili hizmetlerin yürütülmesi konularında AFAD' a özel yetki ve görevler verilmiştir.
Belirtilen bu mevzuat hükümleri ile taşınmazların imar planı ile belirlenen yapılaşma koşullarına uygun usulde inşa edilmesi zorunluluğu getirilmiş, ruhsatsız inşaat yapılması ve ruhsatına aykırı tadilat ve ilave inşaat yapılması yasaklanmış, yapının ruhsat ve eklerine uygun inşa edildiği ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediği konusunda yapı kullanma izin belgesi alınması zorunlu kılınmış, ruhsatsız ya da ruhsatına aykırı usulde inşa edilen yapıların mevzuata uygun hale getirilmesi konusunda kural olarak büyükşehir belediyesi içindeki ilçe belediyelerine ve belli durumlarda büyükşehir belediyelerine, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ve ayrıca depremden korunma ve gerekli önlemlerin alınması konularında AFAD 'a görev ve sorumluluklar yüklenmiştir.
Deprem afetinden korunmak için yasalar ile çerçevesi çizilen bu hukuki sorumluluklar kapsamında; yapıların ruhsatına ve eki statik ve mimari projesine, zemin ve temel etüdü raporuna, inşaat mühendislerince hazırlanması gereken, yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen, betonarme, yığma, çelik ve benzeri yapıların türlerine göre taşıyıcı sistemlerini gösteren planlara uygun yapılması konusunda ve kısaca mühendislik hizmeti alınmadan, idari denetim olmadan, standartlara aykırı malzeme ile yapı inşa edilmesinin önlenmesi konusunda ilçe belediyelerinin; il düzeyinde yapılan plânlara uygun olarak, doğal afetlerle ilgili plânlamaları ve diğer hazırlıkları büyükşehir ölçeğinde yapma, yapıları afetlere karşı alınacak önlemler yönünden denetleme, afet riski taşıyan veya can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturan binaları tahliye etme ve yıkım konusunda ilçe belediyelerince işlem tesis edilmemesi durumunda gerekli işlemleri tesis etme konusunda büyükşehir belediyesinin; imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlama, imar planlarının hazırlanmasına yönelik temel ilke ve standartları belirleme, yapı denetim sistemini oluşturma, yapı malzemelerinin denetimine ve uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemleri yapma, iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirleme, depreme karşı dayanıksız yapılar ile imar mevzuatına, plan, proje ve eklerine aykırı yapıların ve bunların bulunduğu alanların dönüşüm projelerini ve uygulamalarını yapma veya yaptırma konusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının; depreme hazırlık, müdahale, deprem riski yönetimi, depremde zarara uğraması muhtemel yerler ile zarara uğramış yerlerin imar, plan ve proje işlemlerinin yürütülmesi, deprem hassasiyeti olan bölgelerde yaşamı kaçınılamaz şekilde etkileyecek olan deprem afetinden korunma konusunda gerekli önlemleri alarak halkı bilinçlendirme konusunda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görev ve yetkileri bulunmakta ve ayrıca, yapının mevzuat ile fen kurallarına uygun inşa edilmesi konusunda mal sahibi ile müteahhit ve fenni mesullere de sorumluluklar yüklenmektedir.
Ülkemizin, jeolojik ve topoğrafik yapısı nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan deprem felaketleriyle sık sık karşılaşılmaktadır. Afetlerin önlenmesi ve zararların azaltılması amacıyla alınması gereken tedbirleri araştırmak, bu konudaki temel hedef ve politikaları belirlemek, ülke içindeki bilimsel, teknik ve idari çalışmaları koordine etmek, ortak sonuçları tüzük, yönetmelik, talimat ve eğitim yoluyla uygulamaya aktarmak ve denetlemek, afet zararlarının azaltılması amacıyla ulusal ve uluslararası işbirliği, proje ve programları oluşturmak, elde edilen sonuçları uygulamaya aktarmak, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı veya ikamet için yasaklanmış afet bölgelerini tespit ve ilan etmek, afet bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili kuralları, yapı tekniklerini ve projelendirme esaslarını tespit etmek, depremleri ve etkilerini incelemek, elde edilen sonuçlara göre deprem katalogları ve ülkenin deprem haritalarını hazırlamak ve geliştirmek ve depremlerden dolayı hasar görmüş yapıların takviye ve onarım yöntemleriyle ilgili çalışmalar yapmak Devletin görev, yetki ve sorumlulukları arasında bulunmaktadır. Deprem olgusunun, doğal bir olay olarak ortaya çıkmasının yanında, idarece gerçekleştirilecek uygulamalarla doğabilecek zararların önlenmesi, hatta ortadan kaldırılması mümkündür. Başka bir anlatımla, depremin nerede, ne zaman ve hangi büyüklükte olacağı öngörülememekle birlikte, depremin yaratacağı olumsuz sonuçların öngörülebilir olduğu ve oluşacak zararların en aza indirilmesi için önceden önlem alınabileceği açıktır.
İdarenin gerek hizmet kusuru gerekse kusursuzluk sorumluluk ilkelerine göre tazmin borcu ile yükümlü olabilmesi için, hukuki sorumluluk nedenlerinin varlığı yanında tazmin borcunun şartlarının da bulunması gerekmektedir. Tazmin borcunun başlıca şartları ise, idari eylem ya da işlemden doğan bir zararın bulunması ve bu zararın para ile ölçülebilecek türden gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği konusu kesinlik kazanmış nitelikte olmasıdır.
Buna göre, zarar gören ilgilinin zararının varlığını kanıtlaması durumunda, idarenin kendi eylem ve işleminden doğan bu zararı karşılaması gerekmekle birlikte, ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması durumlarında idarenin tazmin yükümlülüğünden söz edilemez.
Mücbir sebep, sezilemeyen ve karşı konulamayan bir olayı ifade eder. Bu sebep, zararı idareye yüklenebilir olmaktan çıkaran ve zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağını kesen dış bir etken olarak doğal, toplumsal veya hukuki bir olaydan kaynaklanabilir. Sezilememezlik, karşı konulamamazlık, kusursuzluk ve gerçeklik halleri mücbir sebebin ayırt edici öğelerini oluşturmaktadır.
Deprem kuşağında yer alan bölgede, deprem gerçeğinin veri alınması suretiyle yerleşmelerle ilgili alanların belirlenmesi, bu alanlardaki yapılaşmaya ilişkin kararların alınması, uygulanması ve denetlenmesiyle ilgili idari faaliyetlerin bütünündeki olumsuzluklardan oluşan idarenin "olumsuz eyleminin" bulunması durumunda, depremin mücbir sebep olarak değerlendirilerek zararla illiyet bağını kestiğini kabule olanak bulunmamaktadır.
İlgili mevzuat hükümleri ile taşınmazların, imar ve istikamet planı esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve talimatname hükümlerine uygun usulde kullanılması zorunlu kılındığından ve bu alanda inşa edilecek yapıların fen ve sağlık kurallarına uygun yapılması konusunda bakanlığa, belediyeye, mal sahibine, fen adamlarına çeşitli görev ve sorumluluklar yüklendiğinden, meydana gelen deprem nedeniyle binaların ağır hasar görmesi ve yıkılmasında birden fazla idarenin sorumlu olduğu iddiasıyla dava açıldığından, her bir idarenin hukuki sorumluluğu bulunup bulunmadığı konusunun öncelikle mevzuat ile çerçevesi belirlenen görevlerin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği yönleriyle incelenmesi usul hükümlerinin gereğidir.
İlgili idarelerin yukarıda anılan yasal düzenlemeler ile çerçevesi çizilen görevleri kusursuz biçimde yerine getirmesi zorunlu olduğundan ve ayrıca bu görevlerin yerine getirilmesinde kusurlu davranılması durumunda meydana gelen zararı tazminle yükümlü kılınması Hukuk Devletinin gereği olduğundan; incelenmekte olan davada, bu görevlerin idarelerce gereği gibi yerine getirilip getirilmediği ve deprem nedeniyle zarar oluşmasında her bir idarenin ayrı ayrı hizmet kusuru bulunup bulunmadığı konusunun değerlendirilmesi ve bu çerçevede zararın tazmini isteminin karara bağlanması gerekmektedir.
İş bu davada, İdare Mahkemesi Hakimliğince, davaya konu bağımsız bölümün bulunduğu binanın deprem nedeniyle ağır hasara uğrayarak yıkılmasında davalı idarelerin ya da dava dışı idarelerin kusurlu olup olmadığına ve varsa bu kusur nedeniyle uğranılan maddi zararın hesaplanmasına esas teşkil etmek üzere gerekli teknik verilerin ortaya konulması amacıyla dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporda, deprem nedeniyle meydana gelen zararda fenni mesul ve müteahhitin sorumluluğu yanında davalı idarelerin de sorumluluğunun bulunduğu hususları sayısal verilerle teknik yönleriyle açıklanmıştır. Bu rapora karşı yapılan itirazlar raporu kusurlandırır nitelikte olmadığından, ek bilirkişi raporu alınmasına ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir.
Diğer taraftan, aynı apartmanda farklı bağımsız bölüm malikleri tarafından açılan ilgili davalarda İdare Mahkemesi Hakimliklerince farklı bilirkişi kurulları oluşturularak yaptırılan bilirkişi incelemeleri üzerine düzenlenen raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemiz esasına kaydedilmiş olan dava dosyalarının incelenmesinden, aynı binaya yönelik olarak inceleme yapılmış olmasına rağmen, binanın farklı katlarında bulunan bağımsız bölümler için davalı idarelere farklı oranlarda kusur yüklenerek ödenecek tazminat miktarlarının belirlendiği ve bağımsız bölümlerin brüt alanlarına göre belirlenen yeniden yapım bedellerine, hurda ve enkaz bedellerinin belirlenmesine yönelik olarak, hukuken kabul edilebilir bir neden ortaya konulmaksızın farklı zarar miktarlarının esas alınması suretiyle davaların karara bağlandığı görüldüğünden; aynı binada bulunan ve bir kısmı izdüşüm daire vasfında aynı brüt inşaat alanına sahip daire ve dükkanlar için idarelerin kusur oranlarına ve bu kapsamda ödenecek maddi ve manevi tazminat miktarlarına yönelik olarak kararlar arasında oluşan çelişki ve farklılıkların giderilmesini teminen İdare Mahkemesi Hakimliği kararı kaldırılarak, aynı binaya yönelik olarak, her bir idareye yüklenecek kusur oranı ve binanın her bir bağımsız bölümü için ödenecek tazminat miktarına dair değerlendirme ve hesaplama bilirkişi raporundaki teknik veriler de dikkate alınarak Dairemizce yapıldığından, hükmün yeniden kurulması gerekmektedir.
Davaya konu apartmanın diğer bağımsız bölüm malikleri tarafından açılan emsal nitelikteki davalarda, dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen raporlar ile iş bu dava dosyasındaki bilirkişi raporunda yer verilen teknik hesaplamaların birlikte değerlendirilmesinden, deprem nedeniyle binanın ağır hasara uğrayarak yıkılmasında, uygulamanın kalitesi konusunda özensizlik gösterilmesi ile görevlerin gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle ana kusur ve sorumluluğun müteahhit, proje müellifi ve fenni mesullerde olduğu, adli yargı yerlerinde açılacak tazminat davaları kapsamında değerlendirilmesi gereken ve iş bu davanın konusunu oluşturmayan bu sorumluluğun yanında; yasalar ile çerçevesi belirlenen görevlerin gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle davalı idarelerin de toplam % 20,01 oranında kusur ve sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Dairemizce, davalı idarelerin görev ve sorumlulukları kapsamında inceleme yapılarak, her bir idarenin hangi oranda kusurlu olduğu hususu ayrıca belirlenmiştir.
Bu kapsamda olmak üzere;
Uyuşmazlığa konu binanın deprem nedeniyle zarara uğramasında;
Bölgenin zemin özelliği dikkate alınmadan yapı ruhsatı ile yapı kullanma izin belgesinin düzenlenmiş olması ve ruhsatlandırma işleminden sonra ilgili mevzuat kapsamında verilen denetim görev ve sorumluluklarının gereği gibi yerine getirilmemiş olması, kısaca, projelendirme ve uygulamanın denetimi konusundaki görevlerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemesi nedeniyle Bornova Belediye Başkanlığının %10,01 oranında;
Yapı denetim sisteminin oluşturulması, yapı malzemelerinin denetimine ve uygunluk değerlendirmesine ilişkin iş ve işlemlerin yapılması, depreme karşı dayanıksız yapılar ile imar mevzuatına, plan, proje ve eklerine aykırı yapıların ve bunların bulunduğu alanların dönüşüm projeleri ve uygulamalarının yapılması konusundaki görev ve sorumlulukların gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının %6 oranında;
İmar planlarının yapımı ve uygulaması ile ilçe belediyelerince yapılan uygulamaları denetleme ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri alma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının %2 oranında;
Mülki idari sınırların değişmesi nedeniyle 2009 yılından sonraki süreçte (uyuşmazlığa konu binanın inşa edilmesinden sonraki dönemde) görevli ve yetkili kılınması ve bu dönemde ağır hasar gören yapıya yönelik denetim görev ve sorumluluğunun gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle Bayraklı Belediye Başkanlığının %1 oranında;
Deprem riski yönetimine ilişkin ve deprem tehdidi altında bulunan bölgede riskli binaların belirlenmesine yönelik yeterli çalışma yapılmamış olması nedeniyle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının % 1 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Hizmet kusuru bulunan davalı idarelerce, deprem nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın bu oranlar dahilinde ödenmesi gerekmektedir.
1- DAVANIN MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ YÖNÜNDEN İNCELENMESİNDEN;
Davacı tarafından tazmini istenilen maddi zarar kalemlerine yönelik olarak ayrı ayrı inceleme yapılmış, aynı binanın farklı bağımsız bölümlerine ilişkin tazminat davalarında düzenlenen bilirkişi raporları ile iş bu davada düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan sayısal veriler birlikte değerlendirilmiş ve dosyalara sunulan aynı binaya ilişkin yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesine göre belirlenen bağımsız bölüm brüt alanı üzerinden değerlendirme yapılarak hükmedilecek maddi tazminat tutarı Dairemizce belirlenmiştir.
Bu çerçevede;
Bina yeniden yapım bedelinin tazmini istemi yönünden;
Davaya konu bağımsız bölümün brüt alanı üzerinden Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 10/03/2020 tarihinde yayımlanan "Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2020 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ"e göre belirlenen birim maliyeti ile gerçek zararın belirlenmesi kapsamında binanın yapım yılına göre ve 02/12/1982 günlü, 17886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aşınma Payları Cetveline göre yapılan hesaplama ile belirlenen yıpranma payının ve ayrıca DASK Poliçesi kapsamında yapılan 122.245,20-TL ödemenin düşülmesi suretiyle yapılan hesaplamada arsa payı hariç yeniden yapım değeri 15.278,55-TL olarak hesaplanmıştır ve bu tutarın yukarıda belirlenen kusur oranları kapsamında tazmini gerekmektedir.
Hurda-enkaz bedelinin maddi tazminat olarak ödenmesi istemi yönünden;
İncelenmekte olan davada, deprem nedeniyle yıkılan binanın enkazının Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından bulunduğu yerden kaldırıldığı, ancak kendilerine bu bedelin ödenmediğinden bahisle, maddi tazminat tutarı içinde hurda- enkaz bedelinin de tazmini isteminde bulunulduğundan ve ayrıca, bu bedelin binadaki bağımsız bölüm maliklerine ödendiği hususunu kanıtlayan bilgi ve belge de dosyaya sunulamadığından; bilirkişi raporlarında yer alan teknik açıklamaların değerlendirilmesi suretiyle, davaya konu bağımsız bölüme ilişkin olarak Dairemizce belirlenen 13.224,91-TL hurda-enkaz bedelinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Bu açıklama ve hesaplamalar uyarınca;
Davaya konu bağımsız bölüm için, yeniden yapım bedeli olarak belirlenen toplam tutarın, maddi zarar olarak tazmini kapsamında, idarelere yüklenen toplam kusur oranının her bir idareye yukarıda açıklanan oranlar dahilinde dağıtılması suretiyle yapılan hesaplama uyarınca, davalı Bornova Belediye Başkanlığınca 1.529,38-TL'nin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 916,71-TL ile 13.224,91-TL hurda-enkaz bedelinin; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 305,57-TL'nin; Bayraklı Belediye Başkanlığınca 152,79-TL'nin; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca 152,79-TL'ninyasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, incelenmekte olan davada 38.737,55-TLmaddi zararın tazmini isteminde bulunulduğundan, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
2- DAVANIN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ YÖNÜNDEN İNCELENMESİNDEN;
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek miktarının, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlaması, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, davaya konu bağımsız bölümün bulunduğu binanın yaşanılan deprem sonucunda yıkılması nedeniyle duyulan elem ve ızdıraptan dolayı manevi tazminat istenildiğinden ve idarelerce denetim görevlerinin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle zarar meydana geldiğinden, ayrıca bu zararın meydana gelmesinde dava dışı üçüncü kişilerin de kusuru bulunduğundan, davaya konu bağımsız bölümün yıkılmasından dolayı duyulan elem ve ızdırap nedeniyle idarelerin kusur durumu da dikkate alınarak belirlenen 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dairemizce yapılan bu değerlendirme çerçevesinde ve yukarıda davalı idareler için belirlenen kusur oranları da dikkate alındığında, meydana gelen manevi zarardan dolayı Dairemizce belirlenen manevi tazminatın, Bornova Belediye Başkanlığınca 10.005,00-TL'nin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 5.997,00-TL'nin; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 1.999,00-TL'nin; Bayraklı Belediye Başkanlığınca 999,50-TL'nin; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca 999,50-TL'nin yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, incelenmekte olan davada 50.000,00-TL manevi zararın tazmini isteminde bulunulduğundan, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
3-HÜKMEDİLEN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İÇİN İŞLETİLECEK YASAL FAİZİN BAŞLANGICI YÖNÜNDEN;
Davalıların temerrüdü karşılığı feri nitelikte bir alacak olan faizin, idare hukukunda idarelerin eylemlerinden doğan zararlar kapsamında ön karar tarihinden itibaren kabul edilmesine yönelik içtihat ve birden fazla idareye karşı açılmış olan davada davalı idarelerin zararın oluşmasındaki müşterek sorumlulukları ile idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, incelenmekte olan davada davalı idarelere başvuru tarihinden ödeme tarihine kadar dönem için işletilecek yasal faizi ile birlikte maddi ve manevi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
AÇIKLANAN NEDENLERLE;
1- Tarafların istinaf başvurularının kabulüne, İzmir 6. İdare Mahkemesi Hakimliğinin 25/06/2024 günlü, E:2022/498, K:2024/978 sayılı kararının kaldırılmasına, DAVANIN KISMENKABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2- Davacı tarafından talep edilen 38.737,55-TL maddi tazminatın 16.282,15-TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine; 50.000,00-TL manevi tazminatın 20.000,00-TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine,
3- Kabul edilen16.282,15-TLmaddi tazminatın Bornova Belediye Başkanlığınca 1.529,38-TL'nin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 14.141,62-TL'nin; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 305,57-TL'nin; Bayraklı Belediye Başkanlığınca 152,79-TL'nin; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca 152,79-TL'nin idareye başvuru tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar dönem için hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
4- Kabul edilen 20.000,00-TL manevi tazminatın Bornova Belediye Başkanlığınca 10.005,00-TL'nin; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 5.997,00-TL'nin; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 1.999,00-TL'nin; Bayraklı Belediye Başkanlığınca 999,50-TL'nin; Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca 999,50-TL'nin idareye başvuru tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar dönem için hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
5- Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine hükmedildiğinden ve adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle dava ve istinaf aşamasında davacıdan alınmamış olan 1.934,20-TLyargılama giderinin haklılık oranına göre belirlenen 1.143,36-TL'lik kısmının davacıdan; arta kalan 790,84-TL yargılama giderinin ise davalı idarelerden tahsili için (harçtan muaf olan idarelerden harç bedelinin tahsil edilmeyeceği hususu da dikkate alınarak) mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
6-İstinaf aşamasında davalı Bornova Belediye Başkanlığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Bayraklı Belediye Başkanlığınca ayrı ayrı yapılan 1.179,40-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre belirlenen 482,22-TL'lik kısmının anılan idareler üzerinde bırakılmasına, arta kalan 697,18'er TL yargılama giderinin davacıdan alınarak ayrı ayrı anılan idarelere ödenmesine,
7-İstinaf aşamasında davalı Çevre, Şehircilik ve İkilim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından ayrı ayrı yapılan 20,00-TLposta giderinden oluşan yargılama giderinin haklılık oranına göre belirlenen 8,18-TL'lik kısmının anılan idareler üzerinde bırakılmasına, arta kalan 11,82'er TL yargılama giderinin davacıdan alınarak ayrı ayrı anılan idarelere ödenmesine,
8- Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanan avanstan harcanan 5.000,00-TL bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre belirlenen 2.955,65-TL'lik kısmının davacıdan, kalan 2.044,35-TL'lik kısmının ise davalı idarelerden (kusur oranları göz önünde bulundurulmak suretiyle) tahsili için mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, artan bilirkişi gider avansının Adalet Bakanlığı'na iadesine,
9- Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan toplam 2.478,43-TL nispi karar harcının davalı belediyelerden (kusur oranları göz önünde bulundurulmak suretiyle) tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının harçtan muaf olması nedeniyle kusur oranlarına göre hesaplanan nispi karar harcının anılan idarelerden alınmamasına,
10- Harçtan muaf olması nedeniyle istinaf aşamasında davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından alınmayan toplam 2.338,80-TL istinaf başvurma harcının haklılık oranına göre belirlenen toplam1.382,53-TL'lik kısmının 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/1-j maddesi uyarınca davacıdan tahsili için mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
11- Davanın vekil ile takip edilmiş olması ve davaya hukuki katkıda bulunulmuş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesince hükmedilen tutarlar yönünden mükerrer ödemeye sebebiyet verilmeyecek şekilde hesaplama yapılarak; İdare Mahkemesince kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca belirlenen10.500,00-TL avukatlık ücretinin ve aynı Tarifenin 10/1 maddesi uyarınca, kabul edilen manevi tazminat tutarına göre hesaplanan 3.200,00-TL nispi avukatlık ücretinin davalı idarelerden (1/5 oranında) alınarak davacıya verilmesine; davalı idarelerin zararın oluşmasındaki müşterek sorumlulukları nedeniyle, kararımızın gerekçesi de gözönünde bulundurularak idareler lehine "tek avukatlık ücretine" hükmedilmesine; bu çerçevede reddedilen maddi tazminat tutarı için Tarifenin 13. maddesi uyarınca 10.500,00-TL avukatlık ücreti ile reddedilen manevi tazminat tutarı için Tarifenin 10/2 maddesi uyarınca 3.200,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere (1/5 oranında) verilmesine,
12-Artan posta avansının Mahkemesince re'sen yatıranlara iadesine,
2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrasına göre kesin olarak 18/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


