
Mahkemeler zaman zaman iki yönlü hata yapar: Yeterli temeli olmayan bir tanık ifadesini kusur olarak kabul eder; bir yandan da eşit kusurlu tarafın nafaka hakkını yanlışlıkla reddeder. Bu iki hata bir araya geldiğinde, ortaya çıkan sonuç bir tarafın ciddi hak kaybına yol açabilir.
📋 İÇİNDEKİLER
Boşanma davalarında kusur tespiti, davanın mali sonuçlarını belirleyen en kritik aşamadır. Tazminat, nafaka ve hatta ziynet davalarındaki ispat dengesi; büyük ölçüde hangi tarafın ne kadar kusurlu olduğuna göre şekillenir. Bu değerlendirmede tanık beyanları önemli bir yer tutar — ancak her tanık ifadesi eşit ağırlıkta değildir. Boşanma davalarında tanık kalitesi, davanın kaderini doğrudan etkileyebilmektedir.
Öte yandan boşanma hukukunda sıkça karışan iki kavram vardır: Yoksulluk nafakası ile maddi-manevi tazminat. Her ikisi de kusur değerlendirmesiyle bağlantılıdır; ancak aralarındaki fark, eşit kusur durumunda çok belirgin biçimde ortaya çıkar. Bu farkı bilmeyen taraflar, hak ettikleri nafakadan mahrum kalabilmektedir.
Boşanma davalarında olaylar büyük çoğunlukla dört duvar arasında yaşandığından, yazılı delil bulmak güçtür. Bu gerçeklik karşısında Türk yargısı, aile hukukuna özgü uyuşmazlıklarda tanık beyanlarına önemli bir yer tanımaktadır. Kusurlu davranışların varlığı, tanık ifadeleriyle ispat edilebilir.
Ancak burada kritik bir ayrım devreye girer: Tanığın beyanı, mahkemece gerçekten ağırlık taşıyıp taşımadığı yönünden ayrıca değerlendirilir. Her söylenen söz, hukuki anlamda kusur ispatına katkı sağlamaz.
Yargıtay'ın yerleşik içtihadında, kusur ispatı için tanık beyanının belirli nitelikleri taşıması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nitelikleri taşımayan beyanlar "soyut nitelikte" kabul edilerek hükme esas alınmaz. Soyut beyan; davranışın ne zaman, nerede, nasıl ve neden gerçekleştiğini açıklamayan, yalnızca genel bir kanaat ya da nakil niteliği taşıyan ifadedir.
⚠️ Soyut Tanık Beyanının Üç Temel Özelliği
Bir tanık ifadesi aşağıdaki özelliklerden birini ya da birkaçını taşıyorsa mahkemece hükme esas alınmayabilir:
1. Sebep ve saiki açıklanmamış: Davranışın neden gerçekleştiği bilinmiyorsa, kusurluluğu değerlendirmek güçleşir.
2. Somut olay anlatılmamış: "Kavga ederlerdi, geçimsizdi" gibi genel ifadeler, belirli bir olayı anlatmıyor demektir.
3. İnandırıcılıktan uzak: Tanığın olayı bizzat görmesi yerine başkasından duyması ya da taraf yanlılığının belirgin olması, beyanın ağırlığını düşürür.
Boşanma davalarında zaman zaman şu tür ifadelere rastlanır: "Eşi bana falan kişiyi övdüğünü söyledi", "Genel olarak sorunları olduğunu duydum", "Tartıştıklarına tanık oldum ama ne konuştuklarını duymadım." Bu beyanlar, soyut ya da duyuma dayalı nitelikleri nedeniyle kusur ispatı açısından yetersiz kalabilmektedir.
Yargıtay, kusur yüklenmesi için tanık beyanının bizzat görülen, somut bir olayı, anlaşılır bir bağlamla aktarması gerektiğini defalarca vurgulamıştır. Soyut, sebepsiz, saiki açıklanmamış ya da inandırıcılıktan uzak bir beyan tek başına kusur ispatına yetmez.
Bu ilke, ziynet davalarında tanık beyanlarının kalitesine ilişkin değerlendirmemizde de ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Güçlü bir tanık ifadesinin taşıması gereken özellikler, zayıf bir beyanın tam karşıtıdır. Kusur ispatına gerçek anlamda katkı sağlayan bir tanık beyanı şu nitelikleri taşır:
Pratikte bu ayrım çok belirleyicidir: Mahkeme, her iki tarafın delil listesindeki tanıkları dinledikten sonra her bir beyanı ayrı ayrı değerlendirir. Yeterli somutluğa sahip olmayan beyan, karşı tarafın lehine dönebilir; çünkü soyut kalan bir iddia ispat edilememiş sayılır ve o vakıaya dayalı kusur yüklenmesi mümkün olmaz.
Boşanmanın mali sonuçları arasında yoksulluk nafakası ile tazminat, birbiriyle sık karıştırılan iki farklı taleptir. Her ikisinde de eşin kusuru değerlendirmeye alınır; ancak eşit kusur senaryosunda iki talep birbirinden önemli ölçüde ayrışır.
ℹ️ Farkı Somutlaştıran Kural
Tazminat için "daha az kusurlu olmak" gerekir → Eşit kusur bu eşiği karşılamaz → Tazminat yok.
Nafaka için "daha ağır kusurlu olmamak" yeterlidir → Eşit kusurlu olan, daha ağır kusurlu değildir → Nafaka hakkı devam eder.
Bu ayrım, eşit kusur ve tazminata ilişkin detaylı yazımızda da ele alınmıştır.
Bu sorunun yanıtı, son yıllarda Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde "evet" yönünde verilmektedir. TMK'nın 175. maddesi, nafaka talep eden tarafın yalnızca "daha ağır kusurlu olmaması" şartını aramaktadır. Eşit kusur, bu şartı karşılamaktadır; zira eşit kusurlu olan taraf, diğerinden daha ağır kusurlu değildir.
Uygulamada mahkemeler zaman zaman eşit kusur saptamasının ardından nafaka talebini de reddedebilmektedir. Bu, hatalı bir yaklaşımdır. Yargıtay bu tür kararları bozmakta; nafaka için gereken kusur eşiğinin tazminattan farklı ve daha düşük olduğunu vurgulamaktadır.
✅ Yargıtay'ın Hakkaniyet İlkesi Vurgusu
Yargıtay, bu tür davalarda nafaka değerlendirmesinde TMK'nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesini de gözetmektedir. Düzenli bir işi ve geliri olmayan, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılan eş; boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu değilse, uygun miktarda yoksulluk nafakasına hak kazanır. Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı da ayrıca hatırlatılmaktadır.
Kusur şartını karşılamak nafaka için yeterli değildir. Yoksulluk nafakasının hükmedilmesi için şu koşulların da bir arada bulunması gerekir:
✅ Sonuç: İki Hak, İki Farklı Eşik
Boşanma davalarında kusur ispatı teknik bir süreçtir: Soyut tanık beyanları kusur saydırmaz, somut ve görgüye dayalı ifadeler belirleyicidir. Aynı şekilde, tazminat ile yoksulluk nafakası için aranan kusur eşikleri birbirinden farklıdır — eşit kusurlu olan eş tazminat alamaz ama nafaka alabilir. Bu ince çizgilerin doğru yönetilmesi için boşanma ve aile hukuku alanında uzman bir avukattan destek almak kritik önem taşır. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Tanık sorgulama aşamasında avukatınız aracılığıyla soru sorma ve beyandaki soyutluğu açığa çıkarma hakkınız bulunmaktadır. Tanığın olayı bizzat görüp görmediği, ne zaman ve nerede gerçekleştiği, olayı nasıl bildiği sorulabilir. Çapraz sorgu sonucunda beyanın soyut niteliği belgelenirse mahkeme bu beyanı hükme esas almayabilir.
Hayır. Eşit kusur, tazminat hakkını (TMK m. 174) engellemektedir — bu doğrudur. Ancak yoksulluk nafakası (TMK m. 175) için "daha ağır kusurlu olmamak" yeterlidir; eşit kusurlu olan bu eşiği karşılar. Bunun yanı sıra ziynet alacağı, mal rejimi tasfiyesi ve velayet gibi diğer talepler kusurla doğrudan bağlantılı değildir ve bağımsız olarak değerlendirilir.
Kanun koyucu bu iki talep için bilinçli olarak farklı eşikler belirlemiştir. Tazminat, zedelenmiş bir hakkın karşılığıdır ve daha yüksek bir kusur eşiği öngörür. Yoksulluk nafakası ise sosyal koruma işlevi gören bir yükümlülüktür; boşanmakla yoksulluğa düşen tarafı desteklemeye yönelik bu talep için salt "daha ağır kusurlu olmamak" yeterli sayılmıştır.
Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz olarak hükmedilir. Ancak nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, nafaka alan tarafın yoksulluktan kurtulması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi gibi durumlarda nafaka kaldırılabilir ya da azaltılabilir. Koşulların değişmesi halinde her iki taraf da nafaka miktarının değiştirilmesini talep edebilir.
T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2025/3973, K. 2025/11363, T. 17.12.2025
Mahkemesi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi — 2023/2042 E., 2025/271 K.
İlk Derece Mahkemesi: İstanbul 9. Aile Mahkemesi — 2021/541 E., 2023/253 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen hüküm davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri yönünden temyiz edilmekle yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince, tarafların ailelerinin haberi olmadan evlendiği, erkek tarafından ayrı ev açılmadığı için kadının üç ay baba evinde kaldığı, bilahare kadının babasının durumu öğrendiği ve tarafların düğünlerini yaptığı, ev açtığı, eşyalarını aldığı, evin kiralarını ödediği, masraflarını karşıladığı, erkeğin borç yaptığı, alacaklılarının kapıya geldiği, çalışmasına rağmen evin giderlerini karşılamadığı, ortak çocuğun doğum ve hastane giderlerini karşılamadığı, tarafların maddî konular nedeniyle tartıştıkları, erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, başka kadınlarla mesajlaşarak güven sarsıcı davranışlarının olduğu, kadına "Kilolusun, annene benzeyeceksin." diye söylediği, dolandırıcılık suçundan uzlaşma nedeni ile borç yaptığı, bu borcu kadının ailesinin ödediği, erkeğin kredi çektiği, buna rağmen parasının olmadığını, annesine verdiğini söylediği; kadının ise eski sevgilisini övdüğü, fiziksel şiddet uyguladığı, ayrı yaşadıkları sırada erkeğin annesinin evine giderek kapıyı tekmelediği, erkeğin de içeride olduğu, "Sizi öldüreceğim, bıçaklayacağım." diye tehdit ettiği, erkeğin annesine hakaret ettiği ve erkeğin ailesini istemediği, gerçekleşen duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiş, karara karşı kadın vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, karar kadın vekilince yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde Mahkemece her ne kadar kadına "eski sevgilisini övdüğü" vakıası kusur olarak yüklenmiş ise de bu vakıaya yönelik tanık beyanının soyut nitelikte, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibaret olduğu; bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, buna karşın fiziksel şiddet vakıasının ise karşılıklı olup erkeğin kusurlarına bu vakıanın da eklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre taraflar eşit kusurludur. Hal böyleyken, kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunun kabulü doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Toplanan delillerden; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusuru daha ağır olmayan kadının düzenli bir işi ve gelirinin olmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki "hakkaniyet ilkesi" de dikkate alınarak uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönlerinden kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönlerinden kadın yararına BOZULMASINA,
3. Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ONANMASINA,
17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Detaylı bilgi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


