
Evlenmeden önce size ait olan bir araç satılıp yenisi alındıysa ya da miras kalan para bir gayrimenkule yatırıldıysa, bu yeni mal boşanmada eşinizle paylaşılmak zorunda mıdır? Bu sorunun cevabı, Türk Medeni Kanunu'nun tanımladığı kişisel mal yerine geçen değer, yani hukuki adıyla ikame mal (substituted asset) kavramında gizlidir. Kanun bu konuda net bir güvence sunmaktadır; ancak bu güvenceden yararlanabilmek doğru ve eksiksiz bir ispat stratejisi gerektirir.
📋 İçindekiler
Türkiye'de evli çiftler, aksini sözleşmeyle kararlaştırmadıkça edinilmiş mallara katılma rejimine (TMK m. 202) tabidir. Bu rejimde tüm mallar iki gruba ayrılır:
Bu ayrımın boşanma davasındaki önemi son derece büyüktür: Eşinizin katılma alacağı yalnızca edinilmiş mallarınız üzerinden hesaplanır. Kişisel mallarınız bu hesabın dışında kalır. Dolayısıyla bir malın hangi kategoriye girdiğini doğru belirlemek, dava sonucunu doğrudan etkiler.
İkame mal (substituted asset), bir kişisel malın elden çıkarılması karşılığında elde edilen yeni malvarlığı değeridir. TMK'nin 220. maddesinin 4. bendi bunu açıkça düzenlemiştir: "Kişisel mallar yerine geçen değerler" de kişisel mal sayılır.
📌 Temel Kural
Kişisel malınız başka bir mala dönüşse de o yeni mal, kişisel mal niteliğini korur. Dönüşüm bir kez değil, birden fazla kez gerçekleşmiş olsa bile bu kural geçerlidir. Önemli olan, yeni malın kişisel maldan geldiğinin izlenebilir biçimde kanıtlanmasıdır.
Örneğin evlenmeden önce size ait bir araç, evlilik süresinde satılmış ve o bedelle yeni bir araç alınmışsa, yeni araç teknik olarak "evlilik dönemi alımı" olarak görünür. Ancak satış bedeli ve banka kayıtları doğru sunulduğunda bu araç ikame mal olarak kabul edilebilir ve katılma alacağı hesabının dışında kalır.
Benzer şekilde, miras kalan bir paranın gayrimenkule yatırılması ya da bağış yoluyla elde edilen bir bedelin farklı bir yatırım aracına dönüştürülmesi de ikame mal kapsamında değerlendirilebilir.
Bir malın ikame mal olarak kabul edilebilmesi için mahkemenin aradığı üç temel koşul vardır:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Kişisel malınızın satış bedeli, ortak bir banka hesabına yatırılıp karışırsa ya da aradan uzun süre geçerse para izini takip etmek güçleşir. Bu nedenle kişisel mal satışlarına ilişkin belgelerinizi — banka dekontları, sözleşmeler, tapu kayıtları — mutlaka ve özenle saklayın.
Türk Medeni Kanunu'nun 222. maddesi, mal rejimi uyuşmazlıklarında kritik bir karinenin temelini oluşturur:
⚖️ Yasal Karine (TMK m. 222/3)
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır. Belirli bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür (TMK m. 222/1, HMK m. 190). Yani ispat yükü her zaman savunmayı yapan taraftadır.
Yargıtay içtihadına göre mahkeme, ikame mal savunmasına yönelik delilleri toplamadan ve değerlendirmeden karar veremez. Bu aşama atlanarak verilen kararlar temyiz incelemesinde bozma sebebi oluşturmaktadır.
Mahkemenin, tarafın ileri sürdüğü ikame mal savunmasını delilleri toplamadan geçiştirmesi usul ve esasa ilişkin ciddi bir hata oluşturur. Bu durumda olası sonuçlar şöyle sıralanabilir:
Bu nedenle ikame mal savunmasının dava dilekçesinde açıkça ve ayrıntılı biçimde ileri sürülmesi, delillerin mahkemeye zamanında ve eksiksiz sunulması kritik önem taşır. Savunma zamanında yapılmaz ya da delil sunumu eksik kalırsa hak kayıpları yaşanabilir.
Aşağıdaki durumlar, günlük hayatta en çok karşılaşılan ikame mal örneklerini yansıtmaktadır:
Evlenmeden önce size ait olan araç, evlilik süresinde satılmış ve elde edilen bedelle yeni bir araç alınmıştır. Yeni araç ruhsatta "evlilik dönemi alımı" olarak görünür; ancak satış sözleşmesi ve banka ekstreleri birlikte sunulduğunda ikame mal olarak kabul edilebilir.
Ebeveynlerden miras kalan para, evlilik süresinde bir taşınmazın satın alınmasında kullanılmıştır. Veraset ilamı, banka havaleleri ve tapu kayıtları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu taşınmazın kişisel mal sayılması mümkündür.
Bir yakının bağışladığı para, hisse senedi, yatırım fonu veya döviz hesabına yatırılmıştır. Bağış sözleşmesinin varlığı ve para akışının belgelenmesi halinde bu yatırım araçları kişisel mal niteliğini koruyabilir.
Yeni malın bir kısmı kişisel mal gelirinden, kalan kısmı ise evlilik süresindeki gelirden karşılanmıştır. Bu durumda mahkeme oransal hesaplama yapar: Malın tamamı değil, kişisel mal katkısına isabet eden pay kişisel mal sayılır.
⚠️ Tüm Senaryolarda Ortak Nokta
Belge olmadan ikame mal savunması çok zayıf kalır. Kişisel mal satışlarına ilişkin banka dekontlarını, sözleşmeleri ve tapu kayıtlarını boşanma sürecinden çok önce derlemeye başlamak, hukuki pozisyonunuzu önemli ölçüde güçlendirir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Kişisel malınızın ikame mal olarak korunabilmesi için doğru belgelere doğru zamanda ulaşmanız ve savunmanızı hukuki açıdan sağlam temellere oturtmanız gerekir. Mal rejimi tasfiyesinde yapılan her hata, telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek hukuki değerlendirme talep edebilirsiniz.
Edinilmiş mal, evlilik süresinde emek ve gelirle elde edilen malvarlığı değeridir; boşanmada eşin katılma alacağına konu olur. İkame mal ise kişisel bir maldan dönüşen yeni maldır; kaynağı kişisel olduğu sürece yeni mal da kişisel mal sayılır ve paylaşım dışında kalır.
Miras kalan para kişisel maldır. Bu parayla alınan ev de kural olarak kişisel mal sayılır ve boşanmada paylaşıma girmez. Ancak bu güvenceden yararlanmak için miras ile gayrimenkul alımı arasındaki bağlantının belgelerle kanıtlanmış olması şarttır.
Evet. İkame mal savunması kendiliğinden dikkate alınmaz; bu iddiayı açıkça ileri sürmek ve delillerini mahkemeye sunmak zorunludur. Savunmanın zamanında ve doğru biçimde yapılmaması telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.
Kararı önce istinaf yoluyla Bölge Adliye Mahkemesi'ne, ardından gerekirse temyiz yoluyla Yargıtay'a taşıyabilirsiniz. Deliller toplanmadan verilen kararların bozma sebebi oluşturduğu Yargıtay'ın yerleşik içtihadıyla sabittir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — 25.12.2025 T. | 2024/9430 E. | 2025/12004 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı erkek vekilinin tüm, davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı kadın vekilinin 10 69... parsel (eski 3 27... parsel) ile 19 83... ve 6 parsel (eski 4 66... parsel) sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (TMK md. 235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK md. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK md. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK md. 232, 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Somut olayda, Mahkemece tasfiye konusu taşınmazlar yönünden erkeğin katılma alacağı olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de, tasfiye konusu taşınmazların değeri hatalı belirlenmiştir. Şöyle ki, 10 69... parsel sayılı taşınmazın arsa vasfında 26.03.2008 tarihinde 1/2 hissesinin kadın adına satın alındığı ve satın alındıktan sonra üzerine bina yapıldığı, yapılan binanın mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihindeki (05.11.2014) inşaat seviyesi belirlenmeden keşif tarihindeki hali ile taşınmazın arsa+bina değerinin belirlendiği; 19 83... ve 6 parsel sayılı taşınmazların da tarla vasfında iken 09.12.2011 tarihinde 1/2 hissesinin kadın adına satın alındığı, taşınmazdan TCDD hızlı tren hattı geçmesi nedeniyle ifraz işlemi ile iki parselin oluştuğu, mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihindeki (05.11.2014) durumu belirlenmeden keşif tarihindeki hali ile taşınmazların değerinin belirlendiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, tasfiye konusu taşınmazlara yapılan binanın mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihindeki (05.11.2014) inşaat seviyesi ile diğer taşınmazların mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihindeki (05.11.2014) durumu tespit belirlenerek buna göre taşınmazların tasfiye tarihindeki değeri gözetilerek katılma alacağının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalı kadın vekilinin 39... plakalı araca yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
TMK'nin 219. maddesinde edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 220. maddesinde de kişisel mallar sayılmış olup düzenlemeye göre, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler kişisel maldır.
TMK'nin 222/1. maddesi uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. TMK'nin 222/3. maddesi uyarınca da, bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş maldır.
Ayrıca, ispat yükü TMK'nin 6/1. maddesinde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ve HMK'nin 190. maddesinde de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan kanuni düzenleme ve ilkeler uyarınca, Mahkemece işbu aracın edinilmiş mal olduğu kabul edilerek katılma alacağının kabulüne karar verilmiş ise de, işbu araç yönünden yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, davalı kadının işbu aracın kişisel malı olan aracın satışından elde edilen para ile alındığını iddia ettiği; ancak Mahkemece davalının bu yöndeki delilleri toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, davalının kişisel mal savunmasına yönelik delilleri toplanıp değerlendirilerek tasfiye konusu aracın kişisel mal yerine geçen değer (ikame mal) olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle BOZULMASINA,
3. Davacı erkek vekilinin tüm, davalı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


