
Mahkeme erkeği "ağır kusurlu" buldu ve kadına tazminat hükmetti. Bölge Adliye Mahkemesi tazminatı artırdı. Yargıtay ise her iki tarafın davranışını tartıya koydu ve çıkan sonuç şaşırttı: Eşit kusur — ve sıfır tazminat.
📋 İÇİNDEKİLER
Boşanma davalarında taraflar arasındaki en sert çekişmelerden biri, kimin ne kadar kusurlu olduğu meselesidir. Çünkü kusur tespiti yalnızca ahlaki bir değerlendirme değildir — doğrudan maddi ve manevi tazminat haklarını belirler. Eşlerden biri diğerinden tazminat alabilmek için tek bir temel şartı karşılamak zorundadır: Kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olmak.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.12.2025 tarihli kararı, bu dengenin nasıl kurulduğunu son derece çarpıcı bir örnekle ortaya koymaktadır. Davada kadına yüklenen kusur, başka bir erkekle güven sarsıcı mesajlaşmalardı. Erkeğe yüklenen kusurlar ise alkol problemi, ekonomik şiddet ve ilgisizlikti. Alt mahkemeler erkeği "ağır kusurlu" sayarak kadına tazminata hükmetti. Yargıtay ise bu tabloyu tersine çevirdi: Eşit kusur — dolayısıyla tazminat hakkı yok.
Türk aile hukukunda kusur, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan davranışların eşlere atfedilen sorumluluk payıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi çerçevesinde değerlendirilen bu kavram, boşanma kararının kendisini değil; boşanmanın ekonomik ve manevi sonuçlarını doğrudan şekillendirir.
Kusur tespiti aşağıdaki talepleri doğrudan etkiler:
ℹ️ Kusur Derecelendirmesi Nasıl Yapılır?
Mahkeme, her iki tarafın kusurlu davranışlarını tek tek tespit ettikten sonra bunları ağırlıklı olarak karşılaştırır. Sonuç şu üç kategoriden birine düşer: (1) Bir taraf tamamen ya da ağır derecede kusurlu — diğer taraf tazminat alabilir. (2) Eşit kusur — hiçbir taraf diğerinden tazminat alamaz. (3) Hafif-ağır farklılığı — daha az kusurlu olan tazminat alabilir; ancak mahkemeler bu dengeyi son derece titizlikle ölçer.
TMK'nın 174. maddesi, boşanmada tazminat hakkının doğabilmesi için tazminat talep eden tarafın kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerektiğini açıkça düzenlemektedir. Bu şartın karşılanmaması durumunda — yani tarafların eşit kusurlu olduğunun tespitinde — hiçbir taraf diğerinden maddi ya da manevi tazminat alamaz.
⚠️ Eşit Kusur = Sıfır Tazminat
Boşanma kararı verilmesi, tazminata da hükmedileceği anlamına gelmez. Tazminat için öngörülen kusur şartı bağımsız olarak değerlendirilir. Taraflar eşit kusurlu bulunursa — davranışların niteliği ve ağırlığı ne olursa olsun — tazminat talebi reddedilir. Bu nedenle boşanma davasında kusur tespiti, boşanmanın kendisi kadar kritik bir aşamadır.
Yargıtay kararında bu ilke şöyle ifade edilmiştir: "Boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekmektedir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğinden davalı karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır."
Yargıtay'ın kusur değerlendirmesinde genel bir hiyerarşi olmamakla birlikte, içtihat birikimi bazı davranışların nasıl konumlandırıldığını ortaya koymaktadır. Aşağıdaki tablo, yaygın davranışların genel eğilimleri bakımından bir rehber niteliği taşımaktadır. Ancak her dava kendi özelinde değerlendirilir; davranışların bir arada bulunması, süresi, yoğunluğu ve somut koşullar belirleyicidir.
Kritik nokta şudur: Bu kategoriler sabit değildir. Mahkeme, her davranışın evlilik birliğine verdiği zararın boyutunu, süresini ve koşullarını ayrı ayrı değerlendirir. Birden fazla orta düzey kusurun bir araya gelmesi, ağır tek bir kusurla dengelenebilir. Yargıtay'ın bu kararı tam da bu gerçeği gözler önüne sermektedir.
Bu soru uygulamada son derece sık karşımıza çıkmaktadır. Cevap, mesajlaşmanın niteliğine ve içeriğine göre değişmektedir.
Yargıtay içtihadı, zina ile güven sarsıcı davranışı birbirinden titizlikle ayırmaktadır. Zina (TMK m. 161), cinsel ilişkiyi gerektiren ve ayrı bir boşanma sebebi olarak düzenlenen bir kavramdır; ispat yükü ağırdır ve zinaya dayalı boşanma davası için süre sınırlaması mevcuttur.
Bununla birlikte, başka bir erkekle gerçekleştirilen mesajlaşmalar "güven sarsıcı davranış" olarak nitelendirilerek evlilik birliğini temelden sarsan kusurlu bir eylem sayılmıştır. Yargıtay bu değerlendirmeyi benimseyerek söz konusu mesajlaşmaları kadına yüklenen kusur kapsamında tutmuştur.
ℹ️ Zina ile Güven Sarsıcı Davranış Arasındaki Fark
Zina (TMK m. 161): Cinsel ilişkiyi gerektirir; öğrenilmesinden itibaren 6 ay, olaydan itibaren 5 yıl içinde dava açılmalıdır. İspat yükü ağırdır.
Güven Sarsıcı Davranış: Cinsel ilişkiyi gerektirmez. Gizli yazışmalar, duygusal yakınlık, flört niteliğindeki mesajlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Evlilik birliğini sarsmaya yetecek boyuta ulaşması halinde ağır kusur teşkil edebilir. Ayrı bir boşanma sebebi olmayıp genel boşanma sebebi (TMK m. 166) kapsamında kusur olarak değerlendirilir.
Bu davada erkeğe yüklenen üç kusur dikkat çekmektedir: alkol problemi, ekonomik şiddet ve ilgisizlik. Bu davranışların her biri ayrı ayrı değerlendirilmiş; toplam ağırlıkları kadının güven sarsıcı mesajlaşmasıyla kıyaslanmıştır.
Alkol bağımlılığı ya da kronik aşırı alkol kullanımı, Yargıtay içtihadında evlilik birliğini derinden etkileyen bir kusur olarak kabul görmektedir. Yalnızca alkol kullanımı değil; bu kullanımın eve yansımaları — tartışmalar, kontrolsüz davranışlar, gecelerin düzensizliği, aile hayatının sekteye uğraması — değerlendirmeye dahil edilir. Alkolün ortama kattığı kaos ve güvensizlik atmosferi, eşin psikolojik sağlığını ciddi biçimde etkileyebilir.
Ekonomik şiddet, fiziksel şiddet kadar somut olmadığından zaman zaman göz ardı edilmektedir. Ancak Yargıtay bu kavramı evlilik birliğini temelden sarsan bir davranış olarak tutarlı biçimde değerlendirmektedir. Ekonomik şiddet; eşin gelirini kontrol etmek, temel ihtiyaçlarını karşılamamak, harçlık vermemek, kişisel bütçe özgürlüğünü tamamen kısıtlamak gibi biçimlerde tezahür eder. Boşanma ve aile hukuku davalarında ekonomik şiddetin tespiti ve belgelenmesi, tazminat taleplerinin seyrini doğrudan etkilemektedir.
Eşe ve aile hayatına karşı süregelen ilgisizlik, tek başına hafif bir kusur olarak değerlendirilebilir. Ancak alkol problemi ve ekonomik şiddetle bir araya geldiğinde, bu üç unsurun birleşimi önemli ölçüde ağırlaşmaktadır. Mahkemeler, davranışların yalnızca anlık olaylar mı yoksa kalıcı bir örüntü mü oluşturduğunu inceler. Sürekli ilgisizlik, aleyhte tanık beyanları ve mesaj kayıtlarıyla desteklendiğinde ciddi bir kusur unsuru haline gelir.
✅ Yargıtay 2. HD, 18.12.2025 — Kusur Dengesinin Kurulması
Yargıtay, her iki tarafın kusurlu davranışlarını karşılaştırarak şu sonuca ulaşmıştır: İlk derece mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davacı karşı davalı erkeğin ağır, davalı karşı davacı kadının hafif kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Eşit kusur tespiti, yalnızca tazminatı etkilemekle kalmaz. Boşanmanın tüm mali sonuçları üzerinde belirleyici bir etki bırakır. Şu tabloya dikkat etmek gerekir:
✅ Sonuç: Kusur Tespiti Boşanmanın En Kritik Aşamasıdır
Boşanma davasında "kim haklı" sorusunun yanıtı, tazminat alıp almayacağınızı doğrudan belirler. Başka biriyle mesajlaşmak, alkol problemi, ekonomik şiddet, ilgisizlik — bu davranışların her biri tek başına değil, birbirleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilir. Eşit kusur tespiti, tazminat talebini tamamen ortadan kaldırır. Kusur dengesini kendi lehinize kurmak ya da karşı tarafın haksız tazminat talebini savuşturmak için sürecin başından itibaren doğru hukuki destek almak belirleyicidir. Maya Avukatlık Bürosu boşanma ve aile hukuku alanında her iki tarafın haklarını korumaktadır.
Evet, mesajlaşmanın içeriğine ve niteliğine bağlı olarak güven sarsıcı davranış kapsamında kusur olarak değerlendirilebilir. Zina boyutuna ulaşmasa dahi bu tür yazışmalar, evlilik birliğini temelden sarsan bir kusur unsuru sayılabilmektedir. Mesajlaşmanın usule uygun biçimde dosyaya delil olarak sunulması gerekir.
Bu davranışlar tazminat talebiniz için önemli bir dayanak oluşturabilir. Ancak tazminat alabilmek için sizin kusursuz ya da karşı tarafa göre daha az kusurlu olmanız gerekir. Eşinizin kusurlarını belgelemenizin yanı sıra, kendi davranışlarınızın da kusur olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini bir avukatla değerlendirmeniz önemlidir.
Evet. Kusur tespiti hem istinaf hem de temyiz aşamasında denetlenebilir. Yargıtay, alt mahkemelerin kusur değerlendirmelerini bağımsız olarak inceler ve gerektiğinde bozar. Bu kararın da gösterdiği üzere, ağır kusur olarak nitelendirilen bir tablo eşit kusura dönüştürülebilmektedir. Süre kaçırmamak açısından kararın tebliğinden itibaren yasal süre içinde hareket etmek kritik önem taşır.
Yoksulluk nafakası için öngörülen kusur şartı tazminata göre daha esnektir. Tazminatta "daha az kusurlu olma" şartı aranırken, nafakada "daha ağır kusurlu olmama" yeterlidir. Dolayısıyla eşit kusurlu bulunan taraf, yoksulluğa düşeceğini kanıtlayabilirse nafaka talep etme hakkını koruyabilir. Ancak bu da somut koşullara göre mahkeme takdir yetkisinde kalan bir meseledir.
T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — E. 2025/4201, K. 2025/11473, T. 18.12.2025
Mahkemesi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi — 2023/2266 E., 2025/396 K.
İlk Derece Mahkemesi: İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesi — 2020/338 E., 2023/1232 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen hüküm davacı karşı davalı erkek vekili tarafından erkeğin davasının reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar ve miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı karşı davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince davacı karşı davalı erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının reddine, davalı karşı davacı kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı karşı davacı kadının başka bir erkekle mesajlaşarak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davacı karşı davalı erkeğin alkol probleminin olduğu, kadına ekonomik şiddet uyguladığı ve ilgisiz olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı karşı davalı erkeğin daha ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı karşı davalı erkeğin tüm, davalı karşı davacı kadının kusur tespitine yönelik istinaf talebinin ayrı ayrı reddine, kadının tazminat miktarlarına yönelik istinaf talebinin kabulü ile kadın yararına hükmedilen tazminatların artırılmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, İlk Derece Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebep olan olaylarda davacı karşı davalı erkeğin ağır, davalı karşı davacı kadının hafif kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3. Boşanma sebebiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekmektedir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemeyeceğinden davalı karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK md. 174/1-2) isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
KARAR
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur derecelendirmesi, davalı karşı davacı kadın yararına hükmedilen tazminatlar yönünden BOZULMASINA,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma dışında kalan temyize konu kısımlarının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Detaylı bilgi için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


