Bayilik Sözleşmesinin Haksız Feshi: Bayi ve Franchise Alanın Tazminat Hakları

Yıllarca emek verdiğiniz bir bayilik ilişkisine üretici veya marka sahibi tarafından haksız biçimde son verilmesi, ciddi ticari ve mali kayıplara yol açar. Peki bu noktada bir bayi ya da franchise alan olarak hangi hukuki haklara sahipsiniz? Kâr kaybınızı, portföy tazminatını ve manevi tazminatı talep edebilir misiniz? Bu makale, söz konusu soruları Türk ticaret hukuku çerçevesinde yanıtlamaktadır.

Bayilik Sözleşmesi ve Hukuki Niteliği

Bayilik sözleşmesi (dealership agreement), bir üretici veya marka sahibinin bağımsız bir ticari işletmeye kendi ürünlerini satma ve dağıtma yetkisi tanıdığı; karşılığında bayinin belirli bir marka kimliğiyle ve çoğunlukla belirli standartlara bağlı olarak piyasada faaliyet gösterdiği sürekli borç ilişkisidir.

Türk hukukunda bayilik sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde değerlendirilmektedir. Kanunda özel olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte, sözleşmenin niteliğine ve taraflar arasındaki ilişkinin yapısına göre acentelik, vekâlet ve satış sözleşmelerine ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanabilmektedir.

Bayilik sözleşmesinin temel özellikleri şöyle özetlenebilir:

  • Sürekli ve çerçeve niteliğinde bir ticari ilişkidir.
  • Bayi, ürünleri kendi adına ve hesabına satın alarak üçüncü kişilere satar; bu yönüyle acenteden ayrışır.
  • Üretici/marka sahibinin belirlediği standartlara, fiyat politikalarına ve görsel kimlik kurallarına uyma yükümlülüğü içerir.
  • Belirli süreli veya belirsiz süreli olarak kurulabilir; pratikte belirsiz süreli sözleşmeler çok daha yaygındır.

Üreticinin/Marka Sahibinin Feshi Ne Zaman Haksız Sayılır?

Bayilik sözleşmesi taraflarca feshedilebilir olmakla birlikte, her feshin hukuka uygun kabul edilebilmesi için belirli koşulların varlığı aranır. Aksi takdirde söz konusu fesih, haksız fesih (wrongful termination) olarak nitelendirilir ve tazminat yükümlülüğü doğurur.

Üreticinin veya marka sahibinin feshi aşağıdaki durumlarda haksız sayılır:

  • Gerçekte var olmayan sebeplere dayanmak: Performans düşüklüğü ya da sözleşme ihlali gibi iddialar somut delillerle kanıtlanmalıdır; soyut veya uydurma gerekçelerle yapılan fesih haksız sayılır.
  • İhbar öneli tanımadan ani feshetmek: Belirsiz süreli sözleşmelerde karşı tarafa makul bir hazırlık süresi verilmeden yapılan ani fesih, kural olarak haksız kabul edilir.
  • Sözleşmedeki fesih prosedürüne uymamak: Sözleşmede öngörülen bildirim şekline, süreye veya usule aykırı biçimde yapılan fesih hukuka aykırıdır.
  • Kötü niyet taşıyan fesih: Bayiyi zayıf düşürmek, rakip bir işletme kurmak ya da başka bir bayiye rekabet avantajı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen fesihler bu kategoriye girer.

⚠️ Dikkat: İspat Yükü Kimindir?

Feshin haklı bir sebebe dayandığını ispat etmek, fesheden tarafa —yani üretici veya marka sahibine— aittir. Sözleşmeyi fesheden taraf haklı sebebi somut delillerle kanıtlayamazsa fesih haksız sayılacak ve tazminat yükümlülüğü kaçınılmaz olacaktır.

Haksız Fesih Halinde Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Bayilik sözleşmesinin haksız biçimde feshedilmesi durumunda mağdur bayi, üç farklı tazminat kalemini gündemine alabilir. Bu kalemlerin her biri farklı hukuki şartlara bağlıdır ve sözleşmenin niteliğine göre talep edilip edilemeyeceği değişir.

📉 Kâr Mahrumiyeti Tazminatı İhbar öneli tanınmadan yapılan fesih nedeniyle yoksun kalınan kazancın tazmini. Her bayinin haksız fesih halinde talep edebileceği temel tazminat kalemidir.
💼 Portföy / Denkleştirme Tazminatı Yalnızca tek satıcılık (exclusive distributorship) veya münhasır bayilik sözleşmelerinde talep edilebilir. TTK m. 122/5 kapsamındadır; tekel hakkı olmayan olağan bayilikte uygulanmaz.
😔 Manevi Tazminat Feshin bayinin kişilik haklarına —ticari itibar, şeref ve haysiyet— somut bir saldırı oluşturması halinde talep edilebilir. Yalnızca sözleşme ihlali bu tazminat için yeterli değildir.

Kâr Mahrumiyeti Tazminatı ve Hesaplanması

Kâr mahrumiyeti (profit loss — lucrum cessans), belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin ihbar öneli tanınmadan feshedilmesi durumunda bayinin mahrum kaldığı gelecekteki kazancı ifade eder. Bu tazminat türü, haksız fesih sonucunda en yaygın biçimde mahkemece hükmedilen kalemdir ve sözleşmenin türünden bağımsız olarak her bayi tarafından talep edilebilir.

Hesaplama Nasıl Yapılır?

Kâr mahrumiyetinin hesaplanmasında mahkemeler, bilirkişi incelemesi yoluyla aşağıdaki kriterleri göz önünde bulundurur:

  • Sözleşmenin süresi ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzunluğu
  • Bayinin sözleşmeden elde ettiği ortalama aylık/yıllık net kâr miktarı
  • Bayinin benzer bir ticari ilişki kurması için gereken makul süre
  • Sözleşmenin ekonomik büyüklüğü ve piyasa koşulları
  • Tarafların sözleşme kapsamındaki performans geçmişi

ℹ️ TTK m. 121/1 ve Makul İhbar Süresi

6102 sayılı TTK'nın 121/1. maddesi belirsiz süreli acentelik sözleşmeleri için 3 aylık ihbar süresini öngörmektedir. Bu süre bayilik sözleşmelerine doğrudan değil, kıyas yoluyla uygulanabilmekte olup mahkemeler her somut olayı ayrıca değerlendirerek bayinin yeni bir ticari ilişki kurması için gereken makul süreyi belirler. Bu süre pratikte çoğunlukla 3 ay olarak kabul edilmektedir.

Portföy/Denkleştirme Tazminatı: Şartları ve Sınırları (TTK m. 122/5)

Portföy tazminatı ya da yasal adıyla denkleştirme tazminatı (equalization indemnity), bayinin yıllar içinde oluşturduğu müşteri tabanının sözleşmenin sona ermesinin ardından üretici tarafından kullanılmaya devam edilmesi karşısında bayiye ödenen özel bir tazminattır.

6102 sayılı TTK'nın 122/5. maddesi bu tazminatın, acentelik sözleşmelerine ek olarak tek satıcılık ve tekel hakkı veren diğer sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanacağını hükme bağlamaktadır.

Portföy Tazminatı Talep Edebilmek İçin Gereken Koşullar

  • Sözleşme, bayiye belirli bir bölgede münhasır (exclusive) satış hakkı tanımış olmalıdır.
  • Bayi, sözleşme süresince üreticiye yeni müşteriler kazandırmış olmalıdır.
  • Sözleşmenin sona ermesinin ardından üretici bu müşteri tabanından yararlanmaya devam etmelidir.
  • Bayinin tazminat talep etmesi, somut koşullar altında hakkaniyete uygun olmalıdır.

⚠️ Kritik Uyarı: Her Bayi Portföy Tazminatı Alamaz

Sözleşmede bayiye belirli bir bölgede münhasır satış yetkisi verilmemişse —yani üretici aynı bölgede birden fazla bayiyle eş zamanlı çalışabiliyorsa— bu sözleşme "alelade bayilik sözleşmesi" niteliğinde kalır. Bu durumda TTK m. 122/5 kapsamında denkleştirme/portföy tazminatı talep etmek mümkün olmayacaktır.

İhbar Öneli Verilmeden Yapılan Fesih

Belirsiz süreli bir bayilik sözleşmesinde taraflardan biri ilişkiyi sona erdirmek istediğinde, karşı tarafa makul bir ihbar öneli (notice period) tanıması gerekmektedir. Bu yükümlülük; bayinin alternatif ticari ilişkiler kurmasına, stok ve yatırımlarını düzenlemesine ve geçişi sağlıklı biçimde yönetmesine olanak tanır.

İhbar öneli tanınmadan gerçekleştirilen ani feshin hukuki sonuçları şunlardır:

  • Fesih haksız sayılır ve tazminat yükümlülüğü doğar.
  • Bayi, ihbar süresine tekabül eden dönem için kâr mahrumiyeti talep edebilir.
  • Makul ihbar süresi; sözleşmenin süresi, ekonomik büyüklüğü ve bayinin yeni bir ilişki kurması için gereken süre esas alınarak yargı tarafından belirlenir.

Öte yandan sözleşmede açıkça belirlenmiş haklı fesih sebepleri mevcutsa ve üretici bu sebeplerin gerçekten var olduğunu somut delillerle ispat edebiliyorsa, ihbar öneli aranmayabilir. Ancak bu ispatın gerçekleştirilememesi durumunda sorumluluk üretici üzerinde kalacaktır.

Bayilik mi, Tek Satıcılık mı? Bu Ayrım Neden Hayati?

Ticaret hukukunda sıklıkla birbirine karıştırılan bu iki kavram arasındaki fark, talep edilebilecek tazminat türleri bakımından son derece belirleyicidir. Sözleşmeniz hangi kategoriye girerse girsin, bu ayrımı doğru tespit etmeden açılacak bir dava istenilen sonucu vermeyebilir.

✅ Tek Satıcılık Sözleşmesi (Exclusive Distributorship) Bayiye belirli bir bölgede tek ve münhasır satış yetkisi tanınır. Aynı bölgede başka bayiye yer verilemez. Sözleşmenin sona ermesinde TTK m. 122/5 kapsamında portföy/denkleştirme tazminatı talep hakkı doğar.
❌ Alelade Bayilik Sözleşmesi (Ordinary Dealership) Bayiye herhangi bir bölgesel tekel tanınmamıştır; üretici aynı bölgede birden fazla bayiyle çalışabilir. Portföy/denkleştirme tazminatı talep edilemez; yalnızca kâr mahrumiyeti talep edilebilir.

Sözleşmenizin hangi türde olduğu yalnızca sözleşme metnindeki münhasırlık hükmüne bakılarak değil; üreticinin aynı bölgede başka bayilerle fiilen çalışıp çalışmadığı, uygulamadaki bölge sınırlamalarının fiilen gözetilip gözetilmediği ve tarafların uzun dönemli davranışları da birlikte değerlendirilerek tespit edilir.

Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Bayilik sözleşmesinin haksız biçimde feshedilmesi, tek başına manevi tazminat hakkı doğurmaz. Türk hukukunda manevi tazminata hükmedilebilmesi için 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesi çerçevesinde kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı bir saldırının somut olarak varlığı aranmaktadır.

Bayilik ilişkisinde manevi tazminat talep edebilmek için aşağıdaki koşulların bir arada bulunması gerekir:

  • Üreticinin eylemlerinin yalnızca sözleşme ihlali boyutunu aşması ve haksız fiil niteliği taşıması,
  • Bayinin ticari itibarının, şeref ve haysiyetinin somut olarak zedelenmesi,
  • Bu zararın ihtarnameler, yazışmalar ve gerçekleştirilen eylemler gibi somut delillerle ispat edilmesi.

ℹ️ TBK m. 114/2 — Sözleşmeye Aykırılık ve Haksız Fiil İlişkisi

6098 sayılı TBK'nın 114/2. fıkrası uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanabilmektedir. Ancak bu kıyasi uygulama, manevi tazminat için aranan kişilik hakkı saldırısı şartını ortadan kaldırmamaktadır. Sözleşme ihlali ile manevi zarar arasındaki bağı somut biçimde ortaya koymak, hak sahibinin üstlenmesi gereken ispat yüküdür.

Hukuki Süreç: Ne Yapmalısınız?

Bayilik sözleşmenizin haksız biçimde feshedilmesi halinde izlemeniz gereken adımlar aşağıda özetlenmiştir. Süreci doğru ve zamanında yönetmek, tazminat haklarınızın eksiksiz korunması açısından kritik önem taşır.

1
Fesih bildirimini belgeleyin: İhtarname, e-posta veya diğer yazılı iletişim yoluyla ulaşan fesih bildiriminin tarihini ve içeriğini kayıt altına alın. Sürelerin hesaplanması ve mahkeme sürecinde bu belge temel delil niteliği taşır.
2
Tüm belgeleri derleyin: Sözleşme metni, ekler, tadiller, sipariş geçmişi, faturalar, ihtarnameler ve ticari yazışmaların tamamını tek bir dosyada toplayın. Bilirkişi incelemesine sunulacak gelir tabloları ve mali kayıtlarınızı hazır tutun.
3
Sözleşmenizin hukuki türünü tespit ettirin: Alelade bayilik mi, tek satıcılık mı olduğu sorusu talep edebileceğiniz tazminat kalemlerini doğrudan belirler. Bu tespiti bir avukata yaptırarak strateji oluşturun.
4
İhtiyati haciz seçeneğini değerlendirin: Alacağınızın tahsilini güvence altına almak için dava öncesinde ihtiyati haciz (precautionary attachment) talep edilip edilmeyeceğini avukatınızla görüşün. Karşı tarafın mal varlığını dağıtmasını önlemek zaman zaman kritik olabilir.
5
Arabuluculuk ve dava sürecini planlayın: Ticari uyuşmazlıklarda dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk uygulanmaktadır. Arabuluculukta çözüm sağlanamazsa ticaret mahkemesinde dava açılır. Zamanaşımı sürelerinin kaçırılmaması için bu aşamaları avukatınızla birlikte planlayın.

✅ Sonuç: Haklarınızı Korumak İçin Erken Hareket Edin

Bayilik sözleşmesinin haksız feshi; kâr mahrumiyeti, portföy tazminatı ve manevi tazminat gibi birbirinden farklı tazminat kalemlerini gündeme getirir. Bu kalemlerin hangileri için talepte bulunabileceğiniz ise büyük ölçüde sözleşmenizin hukuki niteliğine ve feshin koşullarına bağlıdır. Haklarınızı eksiksiz korumak ve süreci sağlıklı yönetmek için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

▶ Bayilik sözleşmem haksız feshedilirse ne kadar tazminat alabilirim?
Alabileceğiniz tazminat miktarı sözleşmenizin türüne, süresine ve ekonomik büyüklüğüne göre farklılık gösterir. Alelade bayilik sözleşmelerinde kural olarak 3 aylık kâr mahrumiyeti esas alınmakla birlikte mahkemeler her davayı somut koşullarıyla değerlendirmektedir. Tek satıcılık sözleşmelerinde bu kâr mahrumiyetine ek olarak portföy/denkleştirme tazminatı da talep konusu yapılabilir.
▶ Portföy tazminatı her bayiye verilir mi?
Hayır. Portföy/denkleştirme tazminatı yalnızca tek satıcılık veya tekel hakkı tanınan sözleşmelerde gündeme gelir. Üreticinin aynı bölgede birden fazla bayiyle çalışabildiği sıradan bayilik sözleşmelerinde TTK m. 122/5 kapsamında bu tazminat talep edilemez. Bu nedenle sözleşmenizin hukuki niteliği büyük önem taşımaktadır.
▶ Üretici ihbar öneli vermeden bayilik sözleşmemi feshedebilir mi?
Belirsiz süreli bayilik sözleşmelerinde üreticinin makul bir ihbar öneli tanıması zorunludur. Bu süre verilmeden yapılan ani fesih kural olarak haksız fesih sayılır ve ihbar süresine karşılık gelen dönemin kâr mahrumiyetinin tazmin edilmesi gerekmektedir. Haklı fesih sebeplerine dayanan ve bunları ispat edebilen fesihlerde ihbar öneli aranmayabilir.
▶ Bayilik sözleşmesinin haksız feshinde manevi tazminat talep edebilir miyim?
Haksız fesih tek başına manevi tazminata zemin oluşturmaz. Manevi tazminat için üreticinin eylemlerinin TBK m. 58 kapsamında kişilik haklarınıza —ticari itibar, şeref ve haysiyet— somut bir saldırı oluşturduğunun ispat edilmesi gerekir. Sözleşme ihlalinin bu saldırıyı oluşturup oluşturmadığı her davada ayrıca değerlendirilmektedir.
Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 28.04.2025 T. 2024/4597 E. 2025/2897 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, markalı ürünlerin üreticisi veya ithalatçısı olan davalının bayisi olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmeleri çerçevesinde müvekkili şirketin 2007 yılından itibaren bir Mobilyacılar Sitesi'nde, 2010 yılından itibaren de başka bir Mobilyacılar Sitesi'nde davalıya ait markaların bayiliğini yürüttüğünü, 11.03.2010 tarihli sözleşmede "iki firma bayilik yapacaktır" hükmü olduğu halde sözleşme devam ederken davalının müvekkili ile aynı sitede bulunan dava dışı şirkete bayilik verdiğinin tespit edildiğini, bilahare davalının müvekkiline gönderdiği ihtarname ile aralarındaki sözleşmeyi gerçekte var olmayan sebepler ileri sürerek feshettiğini, müvekkili iş yerindeki tabelaların zorla sökülmeye çalışıldığını, müvekkilinin davalının eylemlerinden dolayı maddi manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL kâr kaybının, 10.000,00 TL portföy tazminatının, 200.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile süregelen ticari ilişkinin umulan faydayı vermemesi ve müvekkilinin marka değerinde zarar verici uygulamalar sebebiyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlandırılacağı bilgisinin karşı tarafa bildirilmesine rağmen devam eden haksız eylemler nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, karşılıklı ihtarnamelerden sonra müvekkilinin gönderdiği en son ihtarname ile tabelanın mağazalardan indirilmesi ve davacının elinde bulunan ürünlerin iadesinin talep edildiğini, ancak tabelanın indirilmediğini, davacının müvekkili markası altında satışa devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin kararı ile taraflar arasında 02.05.2007 tarihli ve 11.03.2010 tarihli sözleşmeler olduğu, son tarihli sözleşmede iki firmanın bayilik yapacağının, ilk firmanın bırakması halinde ikinci firmaya bayilik verilmeyeceğinin belirtildiği, davalı tarafın 16.11.2017 tarihli ihtarname ile 11.03.2010 başlangıç tarihli bayilik sözleşmesini sözleşmenin 3. ve 4. maddelerinin ihlali ile performans düşüklüğü sebebiyle feshettiği, dosya kapsamındaki delillere göre davalı tarafça yapılan feshin haklı olmadığı, taraflar arasındaki belirsiz süreli sözleşme davalı tarafından ihbar öneli verilmeden tek taraflı olarak sonlandırıldığından davacının kâr mahrumiyeti talep edebileceği, sözleşmenin süresi, olayı çevreleyen koşullar, sözleşmenin niteliği ve ekonomik büyüklüğü ile 6102 sayılı TTK'nın 121/1 hükmünde düzenlenen 3 aylık ihbar süresi dikkate alınarak 3 aylık kâr mahrumiyetinin hesaplandığı, 6102 sayılı Kanun'un 122/5 hükmünün tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde uygulanacağı, taraflar arasındaki sözleşme maddeleri incelendiğinde portföy tazminat şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı, manevi tazminat için davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde haksız fiil teşkil eden eylemlerin bulunması gerektiği, davalının tabela sökmeye teşebbüs eyleminin, sözleşme feshinin ve haciz uygulanmasının sözleşme maddeleri de birlikte değerlendirildiğinde kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL kâr kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile davalının sözleşmelerin haklı nedenlerle feshedildiği iddiasını kanıtlayamadığı, bu nedenle mahkemenin feshin haksız olduğu yönündeki kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerde davalının davacıya belirli bir bölgede davalıya ait ürünleri münhasıran satma yetkisi verilmediği, davalının İstanbul genelinde davacı haricinde birden fazla bayisi ve satış noktası bulunduğu gibi 11.03.2010 tarihli sözleşmede dahi aynı sitede davacı haricinde başka bir firmaya da bayilik verildiğinin açıkça yazılı olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin ne acentelik ne de tek satıcılık sözleşmesi olmayıp alelade (ard arda satışları içeren) bayilik sözleşmesi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 122/5 hükmü uyarınca acentelik sözleşmelerinde acente için düzenlenen denkleştirme tazminatı hükümlerinin tek satıcılık ve tekel hakkı veren benzer sözleşmeler için de uygulanacağının düzenlendiği, ancak taraflar arasındaki sözleşmelerin tek satıcılık sözleşmeleri olmadığı, davacıya davalı ürünlerinin satışı hususunda tekel hakkı verilmediği, bu nedenle davacının haksız fesih nedeniyle davalıdan denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, 6098 sayılı TBK'nın 114/2 fıkrası uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı; ancak sözleşmeye her aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmediği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyetinin zorunlu olduğu, somut olayda davacının haksız fesih nedeniyle ticari itibarının ne şekilde zedelendiğini ispat edemediği, mahkemece koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının uzun yıllardır davalıya ait markalı ürünlerin satışını yaptığı, her ne kadar 6102 sayılı Kanun'un 121/4 hükmündeki üç aylık ihbar süresinin doğrudan esas alınması doğru değil ise de davacının davalı firmaya benzer tanınırlıkta bir firma ile benzer bir bayilik ilişkisi kurması için gereken makul sürenin üç ay olarak kabul edilebileceği, bu çerçevede mahkemece bilirkişilerce tespit edilen üç aylık kâr kaybı zararının esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin feshi ve sözleşmeye aykırılık iddialarına dayalı kâr kaybı, portföy tazminatı ile manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.04.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1