Ana Sayfa / Emsal Kararlar
Yayınlar
Mahkeme kararlarına ilişkin genel bilgilendirme yazıları.
Home / Precedent Decisions
Publications
Articles on court decisions, for general information.

Almanya'da yaşayan Türk vatandaşları, Mavi Kart sahipleri ve çifte vatandaşlar için bir yakının vefatı, çoğu zaman iki ülkenin hukukunu aynı anda ilgilendiren bir süreç başlatır. Almanya'da mahkeme önünde yapılan mirasın reddi, noter huzurunda düzenlenen vasiyetname veya tereke mahkemesinden alınan veraset belgesi (Erbschein), Türkiye'deki tapu, banka hesabı ve araç gibi mal varlığı bakımından kendiliğinden sonuç doğurmaz.
Türk hukukunda her belge türü için ayrı bir yol işler. Ret beyanları tanıma ve tenfiz yoluyla, vasiyetnameler şekil ve esas incelemesiyle, mirasçılık belgeleri ise Türkiye'de yeniden alınarak değerlendirilir. Bu rehber, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde üç alanı ele alır. Her başlığın altında, ilgili Yargıtay kararının metni aynen yer alır.
Hangi Hukuk Uygulanır?
MÖHUK m. 20 uyarınca miras, kural olarak ölenin milli hukukuna tabidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında ise Türk hukuku uygulanır. Ölenin Alman vatandaşı olması, Türkiye'deki taşınmazların Türk hukukuna tabi olmasını değiştirmez.
📑 İçindekiler
Kısa cevap: Almanya'daki ret beyanının Türkiye'deki mal varlığı bakımından dikkate alınması çoğu zaman tanıma ve tenfiz davasına bağlıdır. Bu dava belirli şartlara tabidir.
Almanya'da mirasın reddi (Ausschlagung der Erbschaft), mirasçının yetkili Alman mahkemesine yaptığı beyanla gerçekleşir. Beyan mahkemece kayda geçirilir. Türkiye'deki mal varlığı yönünden bu işlemin Türk makamlarınca dikkate alınması ise yabancı mahkeme işleminin tanınması ve tenfizine bağlı olabilir.
Yabancı mahkeme işlemlerinin Türkiye'de tanınması ve tenfizi MÖHUK m. 50 ve devamı hükümlerine tabidir. Dava asliye hukuk mahkemesinde açılır. Aranan başlıca şartlar şunlardır:
Dosyaya genellikle işlemin kesinleşme şerhli onaylı örneği, apostil ve yeminli tercüme sunulur.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, Köln Asliye Hukuk Mahkemesi No: 3 VI 4366/17 sayılı mirasın ret kararının tenfizine ilişkin temyiz incelemesi, K.T.: 09.04.2025
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 50 ve 54. maddelerinde yer alan tenfiz şartlarının yabancı mahkeme kararında bulunduğu, 18.01.2018 tarihli mirasın ret kararının ve eklerinin yargılamanın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi içerisinde bulunmadığı, karar tarihi dikkate alındığında zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, Almanya ülkesi, Köln Asliye Hukuk Mahkemesinin No:3 VI 4366/17 sayılı, 18.01.2018 tarihli mirasın ret kararının ve eklerinin tanınmasına ve tenfizine, Türkiye'de infaz edilebileceğinin tespitine karar verilmiştir...
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 09.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Türk hukukunda mirasın gerçek reddi, mirasçının süresi içinde görevli mahkemeye ret iradesini beyan etmesiyle gerçekleşir. Beyan mahkemenin özel kütüğüne yazılır. Almanya'daki ret işlemi de mirasçının beyanını kaydeden bir işlemse, tanıma ve tenfiz bakımından bu nitelik önem taşır. Mahkeme mührü ve apostil, belgenin resmî niteliğini gösteren unsurlardır.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay Hukuk Dairesi İncelemesi, Almanya Tempelhof-Kreuzberg Sulh Mahkemesi 62 VI 842/13 ve Spandau Sulh Mahkemesi 63 VI 255/13 sayılı kararlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların muris ...'in mirasını dava konusu yabancı mahkeme kararları ile reddetmiş oldukları, Türk Hukuk sisteminde de mirasın gerçek reddinde hukuki açıdan bir ilam hükmünden bahsedilemeyeceği, mirasçının süresi içerisinde görevli mahkemeye ret iradesini beyan etmesi halinde bu durumun tespiti açısından mahkemenin özel kütüğüne yazılmasının yeterli olacağı, tanınması ve tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının da mirasın gerçek reddini tescil eden beyan niteliğinde bir karar olduğu, davalıların red beyanı tespit edilerek kararların adli görevli tarafından mahkeme kararı olarak imzalandığı, mahkeme mührünü ve apostilini taşıdığı, tenfiz şartlarının olduğu, yabancı mahkeme kararlarının münhasıran Türk mahkemelerinin yetkisine giren ve kamu düzenine aykırı bir karar olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne; Almanya, Tempelpof- Kreuzberg Sulh Mahkemesinin Dosya No: 62 VI 842/13 sayılı 06.08.2013 tarihli ... ve ...'in mirasın reddine ilişkin, Spandau Sulh Mahkemesinin ...'in mirasın reddine ilişkin dosya No: 63 VI 255/13 63 I 130/13 sayılı 06.08.2013 tarihli kararının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanununun 50 vd. maddeleri gereğince tanınmasına ve tenfizine karar verilmiştir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
TMK uyarınca ret süresi, mirasçının miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç aydır. Alman hukukunda da ret süresi genellikle kısa tutulmuştur (kural olarak altı hafta, yurt dışı bağlantılı hâllerde altı ay). İki ülkedeki süreler ayrı ayrı takip edilmelidir. Süre kaçırıldığında mirasın borçlarından sorumluluk gündeme gelebilir.
Ölenin en yakın mirasçılarının tamamı tarafından reddedilen miras, Sulh Hakimi tarafından iflas hükümlerine göre resmî tasfiye yoluna gidebilir. Bu hâlde, sonraki sıradaki bir akrabanın (örneğin ölenin kardeşinin) tanıma ve tenfiz talebinde hukuki yararı bulunmayabilir. Bu nedenle tenfiz davası açılmadan önce mirasçılık sıralaması dikkatle değerlendirilmelidir.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay Hukuk Dairesi İncelemesi, Almanya Tempelhof-Kreuzberg Yerel Mahkemesi 61 VI 447/17 sayılı kararın tanınması ve tenfizi
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; davaya konu mirasın reddine ilişkin yabancı mahkeme ilamının yapıldığı yer hukukuna uygun olmakla Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı, Almanya Tempelhof - Kreuzberg Yerel Mahkemesinin 03.04.2017 tarih ve 61 VI 447/17 sayılı kararıyla muris ...'ın en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından mirasın reddolunduğu belirtildiğine göre muris ...'ın kardeşi olan davacının mirasçı konumuna geçtiğinin söylenemeyeceği, zira ölenin en yakın mirasçıları tarafından reddedilen mirasın Sulh Hakimi tarafından iflas hükümlerine göre resmi tasfiyesi yoluna gidileceği, dolayısıyla da mirasçı konumunda olmayan davacının tanıma ve tenfiz talebi bakımından hukuki yararının mevcut olmadığı anlaşıldığından davalıların istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Tenfiz davasında verilen kararlar istinaf ve temyiz denetimine tabidir. Eksik belge, kesinleşme şerhinin bulunmaması veya tenfiz şartlarının sağlanmaması gibi nedenlerle talep reddedilebilir. Dosyanın baştan eksiksiz hazırlanması bu yüzden önem taşır.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2016/3804 E., 2017/598 K., K.T.: 26.01.2017
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.03.2013 gününde verilen dilekçe ile Almanya mahkemelerince verilen davalıya ait mirasın reddi kararının tenfizinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.01.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA... 26.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Kısa cevap: Yapıldığı ülke hukukuna uygun düzenlenen vasiyetname şekil yönünden geçerli olabilir. Türkiye'deki taşınmazlar bakımından ise Türk hukukunun şekil kuralları ayrıca incelenir.
Ölüme bağlı tasarrufun şekli MÖHUK m. 7 ve m. 20 çerçevesinde değerlendirilir. Vasiyetname; yapıldığı ülke hukukuna, hukuki işlemin esası hakkında yetkili hukuka veya ölenin milli hukukuna uygun düzenlenmişse şekil bakımından geçerli sayılabilir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti ise tasarruf anındaki milli hukuka göre belirlenir.
Alman tereke mahkemelerinde vasiyetin açılması, mahkemenin kendi usul kurallarına göre bir açılış tutanağı niteliğinde olabilir. Kesinleşme şerhi verilemeyen ve itiraz edilebilir bir karar niteliği taşımayan işlemler, tenfize konu edilebilecek bir ilam olarak kabul edilmeyebilir. Bu nedenle belgenin niteliği, tenfiz talebinden önce Alman mahkemesinden teyit edilmelidir.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu İncelemesi, Frankfurt am Main Asliye Hukuk Mahkemesi-Tereke Mahkemesi 51 IV 133704/90 M numaralı işlem
adli memur tarafından düzenlenen Frankfurt am Main Asliye Hukuk Mahkemesi-Tereke Mahkemesi-51 IV 133704/90 M numaralı ve 18.01.2018 tarihli kararın davacı ... tarafından kesinleştirilmesi talep edilmesi üzerine; mahkeme tarafından verilen 24.04.2018 tarihli çeviri cevabında, tasdikli vasiyetname sureti ve açılış protokolünün iade edildiği, açılış protokol ile vasiyetnameye kesinleşme verilemeyeceği, sadece mahkemece verilen ve itiraz edilebilecek kararlara kesinleşme şerhi uygulanacağı, vasiyetin açılması işlemi mahkemece verilmiş bir karar olmadığı için kesinleşme işlemi uygulanamayacağı bildirilmiştir.
Bu itibarla tanınması ve tenfizi talep edilen kararın, anılan mahkemenin kendi usul kurallarına göre vasiyetin açılması işlemi niteliğinde olduğu, mahkeme karar olmadığı için kesinleşme işlemi uygulanamayacağı, bu hâliyle 5718 sayılı Kanun'un 50 ve devamındaki maddeleri kapsamında tanımlanan tenfizi kabil bir ilâm niteliğinde olduğu söylenemez.
Eşlerin karşılıklı olarak birbirlerini mirasçı atadığı ortak vasiyetnameler Almanya'da yaygın bir araçtır. Türk mahkemelerinin böyle bir vasiyetnamenin geçerliliğini değerlendirirken vasiyetnamenin yapıldığı ülke hukukunun içeriğini araştırması gerekir. Gerekirse uzman bilirkişiden rapor alınır. Yapıldığı ülke hukukuna uygun düzenlenmiş bir vasiyetname bu yönüyle geçerli olabilir. Ardından diğer iptal sebepleri incelenir.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2018/7547 E., 2019/6014 K., K.T.: 01.07.2019
30.10.1987 tarihli Almanya Donauwörth'de düzenlenen vasiyetname incelendiğinde muris ve eşi ...'nın vefat etmeleri halinde karşılıklı olarak tek başına birbirlerini mirasçı tayin ettikleri, her ikisinin vefatı halinde ise murisin (kocanın) erkek kardeşi olan davalı ...'ı tek başına mirasçı olarak belirledikleri; murisin 03.06.1996 tarihli Bursa 15. Noterliği'nde düzenlettirdiği düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi incelendiğinde ise, Türkiye'de bulunan ve tek tek saydığı taşınmazlar ile Türkiye Cumhuriyeti hudutlarında bulunan bilumum resmi ve hususi bankalardaki vadeli vadesiz hesaplarında bulunan paralarının tamamını eşi olan ... ...'a vasiyet ettiği görülmektedir...
İptali istenen 30.10.1987 tarihli vasiyet Alman Hukukuna uygun düzenlenmesi halinde geçerli olacağı açıktır. Ancak mahkemece dava konusu vasiyetnamenin Alman Kanunlarına uygunluğu yönünden yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu itibarla mahkemece; dava konusu 30.10.1987 tarihli vasiyetnamenin yapıldığı ülke hukukunun muhtevasının araştırılması, bu hususta tarafların yardımının istenmesi, gerekirse vasiyetnamenin yapıldığı ülke hukukunun öngördüğü şekle uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması; vasiyetnamenin, yapıldığı ülke hukukuna uygun olarak yapıldığının anlaşılması halinde ise davada ileri sürülen diğer iptal sebepleri de araştırılarak; sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
Türkiye'deki taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. TMK m. 532 ve devamına göre resmî vasiyetname, resmî memur tarafından iki tanık huzurunda düzenlenir. Vasiyetnamenin okunması, vasiyetçinin son arzularına uygun olduğunu beyan etmesi ve tanıkların buna şahadet etmesi de gerekir. Yabancı dilde düzenlenen ve tercüman aracılığıyla yapılan işlemlerde bu unsurların bulunup bulunmadığı incelenir.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Yargıtay uygulamasında, vasiyetnamenin şekil geçerliliği değerlendirilirken yapıldığı ülke hukukuna uygunluğa ve Türkiye'deki taşınmazlar için Türk hukukunun şekil kurallarına farklı ağırlıklar verildiği görülebilir. Vasiyetnamenin düzenlendiği tarih, şekli ve Türkiye'de taşınmaz bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2010/11537 E., 2010/20219 K., K.T.: 09.12.2010
Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. (MÖHUK. m. 7.) Miras ölenin milli hukukuna tabidir. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7.nci madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki milli hukukuna tabidir. ( MÖHUK. m. 20.) Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
Somut olayda; vasiyetname ile murisin kardeşi davalı tüm servetin varisi tayin edilmiştir. Murisin serveti taşınmaz mallardan oluşmaktadır. O halde, taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerekir. Medeni Kanunun 532. ve takip eden maddelerine göre; resmi vasiyetname iki tanık huzurunda resmi memur tarafından düzenlenir. Ayrıca, vasiyetnamenin okunması, vasiyetçinin son arzularına uygun olduğunu beyan etmesi, tanıkların da bu hususa şahadet etmesi gerekir. Oysa vasiyetname içeriğinden murisin Alman dilini yeterince bilmemesi nedeniyle tercüman kullanıldığı, tanık bulunmadığı ve okunup, vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunun tasdik edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece şekil şartlarına ilişkin yasal hükümler incelenmeden, ve vasiyetnamenin onaylı sureti getirtilmeden eksik inceleme ile davanın reddi usul ve kanuna uygun görülmemiştir... BOZULMASINA...
Vasiyetnamenin Türk hukuku yönünden geçerli olduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değilse, Türkiye'deki taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil talebi karara bağlanabilir. Bu tür taleplerde vasiyetnamenin geçerliliği, mirasçılık sıfatı ve taşınmazın tapu kaydı birlikte önem taşır.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2022/1033 E., 2023/3670 K.
Tarafların ortak murisleri ... ve Bedriye'nin müşterek olarak .../Main şehrindeki ... Heinrich'in Noterliğinde 29.01.2002 tarihinde düzenledikleri ortak vasiyetnamenin 5718 sayılı MÖHUK’un 20. maddesi gereğince Türk Hukuku yönünden geçerli bir vasiyetname olup davanın tarafları arasında bu yönde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Böyle bir durumda davacının 06.07.2017 tarihli dilekçesi ile tenfiz isteminde bulunduğu İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Suadiye Mahallesi, 31 90... parsel sayılı taşınmazda kain 5 numaralı bağımsız bölüm yönünden mahkemece tapu iptal ve tescil kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA...
Alman noterinde düzenlenen ve yetkili veraset mahkemesince açılan bir vasiyetnamenin açılmasına ilişkin işlem için Türkiye'de tanıma talebi ileri sürülebilmektedir. Bu taleplerde vasiyetnamenin açılma tarihi, mahkemenin işlem numarası ve tebligat süreci belgelerle ortaya konulmalıdır.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2022/3214 E., 2023/4737 K.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının babası olan muris ... ...'in Almanya-... Noteri Dr....'ın huzurunda 09.06.2004 tarih ve G 0975/2004 wü vesika No.lu vasiyetname ile davacıyı tek başına mirasçı kıldığını, murisin vefatı sonrasında ilgili ... Noteri aracılığı ile söz konusu vasiyetnamenin yetkili ve görevli mahkeme olan Ebersberg Veraset Mahkemesi'ne sunulduğunu ve ilgili mahkemenin hem davacıya hem de davalılara durumu bildirir gerekli tebligatları yaptığını ve 28.09.2005 tarihinde 154300 işlem numarası ile 09.06.2004 tarihli vasiyetnamenin açılmasına karar vererek vasiyetnameyi açtığını... belirterek... tanınması-tenfizine karar verilmesini talep etmiştir...
İlk Derece Mahkemesi... Ebersberg Vesayet Mahkemesi'nin 28.09.2005 tarih 154300 işlem ... vasiyetnamenin açılması kararının tanınmasına karar verilmiştir.
Kısa cevap: Yargıtay uygulamasında yabancı mahkemeden alınan veraset belgesinin tanınması veya tenfizi yoluna gidilememektedir. Türkiye'de yeni bir mirasçılık belgesi alınması gerekir.
Türk hukukunda mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar mirasçıları gösterir. Bunun doğru olmadığı herhangi bir davada ileri sürülebilir; belgenin iptali ve düzeltilmesi de istenebilir. Bu nedenle yabancı bir mahkemeden alınmış veraset belgesine, Türk hukukunun tanıdığından fazla bir güç yüklenemez.
Pratikte izlenecek yol şöyledir:
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4823 E., 2014/6777 K., K.T.: 07.04.2014
1- 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Yasa'nın 20. maddesi, Türkiye'deki taşınmaz mallar hakkında Türk Hukuku'nun uygulanacağını, mirasın açılmasına, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümlerin ise terekenin bulunduğu yer hukukuna tabi olduğunu hüküm altına almıştır. Türk Hukuku'nda mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar mirasçıları gösterir. Bunun doğru olmadığı herhangi bir davada ileri sürülebileceği gibi, iptali ve düzeltilmesi de istenebilir. Yabancı bir mahkemeden alınmış veraset kararına Türk Hukuku'nun tanıdığı ve kabul ettiği değerden fazla bir güç de yükletilemez. Aksi her zaman ispat edilebileceğine göre tanınması veya tenfizi yoluna da gidilemez.
Davacılar vekili tarafından dosyaya bir sureti sunulan Münih Bölge (Sulh) Mahkemesi'nin 11.11.2010 tarihli ve 'Ortak Verasetname' başlıklı belgenin adli memur tarafından düzenlendiği anlaşılmakta olup dosya içerisinde davacıların nüfus kayıt örnekleri bulunmadığından denetimi de yapılamamaktadır. Bu durumda Türk Hukuku'na göre tanınması ve tenfizi mümkün olmayan yabancı mirasçılık belgesi esas alınarak dava dosyası kapsamından davacıların mirasçılık sıfatı tespit edilemediğinden, davacılar vekiline Türk Mahkemeleri'nden veya noterden yeni bir mirasçılık belgesi alması için süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın karar tesisi doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Kısa cevap: Vasiyetnamenin açılması sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Ölenin Türkiye'deki ikametgâhı belli değilse, nüfusa kayıtlı olduğu yer yetki bakımından esas alınabilir.
Yurt dışında yaşayan kişilerde yerleşim yeri çoğu zaman Almanya olarak görünür. Türkiye'deki ikametgâh belli değilse, Nüfus Kanunu m. 4 uyarınca nüfusa kayıtlı olunan yer, karine olarak yerleşim yeri sayılır. Yetki itirazları ve yetkisizlik kararları dosyanın uzamasına yol açabileceğinden, başvurunun doğru mahkemeye yapılması önem taşır.
⚖️ Emsal Yargıtay Kararı: Yargıtay Hukuk Dairesi Yetki İncelemesi Kararı, Turgutlu Sulh Hukuk Mahkemesi Dosyası
Dava, vasiyetnamenin açılması istemine ilişkindir. Turgutlu Sulh Hukuk Mahkemesi’nce, müteveffanın yerleşim yeri adresinin 'Almanya' olduğu ve Türkiye'deki ikametgahının tam olarak belli olmadığı ancak, dosyada mevcut nüfus kaydına göre ... İlçesi nüfusuna kayıtlı olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir...
murisin Türkiye'deki ikametinin tam olarak belli olmadığı, Nüfus Yasası’nın 4. maddesine göre ikametgahın belli olmaması halinde karine olarak nüfusa kayıtlı olunan yerin yerleşim yeri sayılacağının düzenlendiği, murisin Türkiye'deki ikametinin tam olarak belli olmaması nedeniyle nüfusa kayıtlı olduğu yerin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Almanya'da yapılan ret beyanı, vasiyetname veya veraset belgesinin Türkiye'deki etkisi; belge türüne, mal varlığının niteliğine ve sürelere göre değişir. Süreler kaçırılmadan belgelerin hukuki açıdan değerlendirilmesi önem taşır. Maya Avukatlık Bürosu'na dosyanızı ve belgelerinizi iletişim sayfası üzerinden iletebilir, hukuki danışmanlık talep edebilirsiniz.
Hayır. Türkiye'deki mal varlığı bakımından ret beyanının dikkate alınması çoğu zaman tanıma ve tenfiz davasına bağlıdır. Bu dava MÖHUK m. 50 ve devamındaki şartlara tabidir.
Vasiyetname yapıldığı ülke hukukuna uygunsa şekil bakımından geçerli olabilir. Ancak Türkiye'deki taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulandığından, şekil şartları ayrıca incelenir. Somut olayın tarihi ve vasiyetnamenin şekli birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay uygulamasında yabancı veraset belgelerinin tanınması veya tenfizi yoluna gidilememektedir. Türkiye'de sulh hukuk mahkemesinden veya noterden mirasçılık belgesi alınması gerekir.
Türkiye'deki mal varlığı varsa, Almanya'daki ret beyanının tanınması ve tenfizi veya Türkiye'de süresi içinde yetkili mahkemeye ret beyanında bulunulması değerlendirilmelidir. TMK'daki üç aylık ret süresi kaçırılmamalıdır.
Vasiyetnamenin açılması sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Ölenin Türkiye'deki ikametgâhı belli değilse, nüfusa kayıtlı olduğu yer yetki bakımından esas alınabilir.
Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Mahkemenin iş yükü, tebligatlar, belgelerin eksiksizliği ve kanun yolu incelemeleri süreyi etkiler. Belgelerin baştan eksiksiz hazırlanması süreci kısaltabilir.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


