
Yayın Tarihi: Nisan 2026 · Maya Avukatlık Bürosu
📑 İçindekiler
Taksirle yaralama suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 89. maddesinde düzenlenmiştir. Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bir başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının bozulmasına yol açan eylemi kasıtlı olmaksızın gerçekleştirdiğinde bu suç tipi oluşur.
Trafik kazaları, bu suçun en yaygın karşılaşıldığı alanlardan biridir. Alkollü araç kullanımı sonucu meydana gelen yaralanmalarda ise suçun niteliği, failin alkol düzeyine ve olayın oluş şekline göre önemli ölçüde değişir.
TCK m. 89 farklı fıkralarla yaralanmanın ağırlığına göre ceza aralığını belirler:
ℹ️ Önemli Bilgi
Taksirle yaralama suçu şikâyete bağlı bir suçtur. Ancak bilinçli taksir hâlinde şikâyet aranmaz; soruşturma re'sen (kendiliğinden) yürütülür.
Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesi, taksirin iki farklı türünü tanımlar. Bu ayrım, özellikle alkollü trafik kazalarında verilecek cezanın miktarını ve cezanın adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceğini doğrudan belirler.
Failin, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak suçun yasal tanımındaki sonucu öngörmeden gerçekleştirmesidir. Basit taksirde fail, ortaya çıkan zararlı sonucu hiç düşünmemiştir.
Bilinçli taksirde (conscious negligence) fail, zararlı sonucun meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen, kendi yetenek veya şansına güvenerek bu sonucun gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket eder. Sonuç yine istenmiş değildir; ancak fail riski bilerek almıştır.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Bilinçli taksir ile olası kast birbirine karıştırılmamalıdır. Olası kastta fail, sonucu öngörür ve bu sonucu kabullenir; bilinçli taksirde ise sonucu öngörür ancak gerçekleşmeyeceğine güvenir. Bu ayrım, cezanın miktarını kökten değiştirir.
Alkollü araç kullanımının bilinçli taksir olarak nitelendirilmesi, Yargıtay'ın yerleşik içtihadının en önemli başlıklarından birini oluşturur. Temel mantık şudur: Alkol alan bir sürücü, algı ve reflekslerinin zayıflayacağını bilmesine rağmen, "bana bir şey olmaz" düşüncesiyle direksiyon başına geçmektedir. Bu durum, bilinçli taksirin tanımıyla birebir örtüşür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na (KTK) göre hususi araç sürücüleri için yasal üst sınır 0,50 promil (‰) olarak belirlenmiştir. Ticari araç sürücülerinde bu sınır sıfır promildir. Bu sınırın üzerinde araç kullanmak, idari yaptırım olarak sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması ve para cezasını gerektirir.
Yargıtay, alkollü araç kullanarak kazaya karışan sürücülerin bilinçli taksirle hareket edip etmediğini değerlendirirken salt promil değerine değil, olayın bütünlüğüne bakmaktadır. Ancak uygulamada belirli promil eşikleri önemli göstergeler olarak kabul görmektedir:
⚠️ Yüksek Promil = Ağır Cezai Sonuç
1,00 promilin çok üzerinde (örneğin 1,50 promil ve üzeri) alkol düzeyiyle kaza yapan sürücüler hakkında Yargıtay, bilinçli taksir nitelendirmesini neredeyse otomatik olarak kabul etmektedir. Bu düzeyde alkol etkisindeki bir kişinin algı, refleks ve karar verme yeteneğinin ciddi biçimde zayıfladığı tıbbi bir gerçekliktir.
Yargıtay, promil değerinin yanı sıra şu unsurları da birlikte değerlendirir:
TCK m. 50/4 hükmü, bilinçli taksir nitelendirmesinin en ağır pratik sonucunu ortaya koyar: Bilinçli taksirle işlenen suçlarda, hükmedilen kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilirken, uzun süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilemez.
Kısa süreli hapis cezası, bir yıl ve altındaki cezalardır. Bir yılın üzerindeki cezalar ise uzun süreli hapis cezası sayılır. Bilinçli taksirle taksirle yaralama suçundan verilen cezanın 1 yılı aşması hâlinde sanık, bu cezanın para cezasına çevrilmesini talep edemez.
⚠️ Kritik Fark
Basit taksirde verilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir; sanık parayı ödeyerek cezaevine girmekten kurtulabilir. Bilinçli taksirde ise ceza 1 yılı aşıyorsa bu imkân ortadan kalkar — sanık fiilen hapis cezasıyla karşı karşıya kalır.
Bu nedenle alkollü araç kullanarak kaza yapan bir sürücü açısından bilinçli taksir nitelendirmesi, yalnızca cezanın miktarını artırmakla kalmaz; cezanın niteliğini de köklü biçimde değiştirir. Para ödeyerek kurtulma imkânının kapanması, bilinçli taksirin en ağır hukuki sonuçlarından biridir.
Alkollü araç kullanarak birden fazla kişiyi yaralayan ve bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilen bir sürücü hakkında ceza hesaplaması, birden fazla kanun maddesinin sırasıyla uygulanmasıyla yapılır. Aşağıda genel bir hesaplama çerçevesi sunulmaktadır:
ℹ️ Orantılılık İlkesi (TCK m. 3/1)
Mahkeme, temel cezayı belirlerken cezada orantılılık ilkesine uymak zorundadır. Yargıtay, yaralanan kişi sayısı, yaralanmanın ağırlığı ve failin kusur derecesiyle orantısız biçimde üst sınırdan ceza verilmesini bozma sebebi saymaktadır.
TCK'nın 53/6. maddesi, taksirle işlenen suçlarda mahkemeye sürücü belgesinin geri alınmasına karar verme yetkisi tanır. Alkollü araç kullanarak yaralamaya neden olan sürücüler hakkında mahkemeler, genellikle 1 yıl veya daha uzun sürelerle ehliyetin geri alınmasına hükmetmektedir.
Bu süre, hapis cezasından bağımsızdır. Yani sanık hem hapis cezası çekecek hem de belirli bir süre boyunca araç kullanamayacaktır. Sürücü belgesinin geri alınma süresi, mahkûmiyet kararında açıkça belirtilmelidir.
Buna ek olarak, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında da ayrıca idari para cezası ve sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması işlemi uygulanabilir. Ceza hukuku yaptırımları ile idari yaptırımlar birbirinden bağımsız olarak işler.
Ceza yargılaması yalnızca sanığın cezai sorumluluğunu belirler. Bunun yanı sıra, mağdurların uğradığı zararlar nedeniyle hukuk mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat davası açılması da mümkündür.
Mağdurların yaşadığı acı, elem ve üzüntü nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir. Mahkeme, alkollü araç kullanımını ağırlaştırıcı bir unsur olarak değerlendirerek tazminat miktarını artırabilir.
Zorunlu trafik sigortası (ZMSS), mağdurun zararını karşıladıktan sonra alkollü sürücüye rücu eder. Yani sigorta şirketi, mağdura ödediği tazminatı sürücüden geri talep eder. Bu durum, alkollü kaza yapan sürücünün mali yükünü ciddi ölçüde artırır.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Alkollü araç kullanarak trafik kazasına karışmanız hâlinde bilinçli taksir nitelendirmesi, cezanızın miktarını ve niteliğini kökten değiştirebilir. Hapis cezasının adli para cezasına çevrilememesi, sürücü belgesinin geri alınması ve sigorta rücu gibi ağır sonuçlarla karşılaşma riski bulunmaktadır. Bu süreçte uzman bir ceza avukatından hukuki destek almak, haklarınızı en etkin biçimde korumanıza yardımcı olacaktır. Detaylı bilgi ve hukuki danışmanlık için Maya Avukatlık Bürosu iletişim sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
Karar Tarihi: 03.12.2025
Esas No: 2025/6201
Karar No: 2025/8519
(5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 305, 310, 317) (5271 S. K. m. 232, 260) (5237 S. K. m. 3, 22, 50, 52, 53, 61, 62, 89)
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece taksirle yaralama suçundan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 50, 52, 53/6, maddeleri uyarınca 3 yıl karşılığı günlüğü 20,00 TL'den 21.900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile ehliyetinin geri alınmasına ilişkin verilen kararın sanık, katılanlar vekili, o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizce hükmün ''186 promil alkollü vaziyette araç kullanan sanığa ek savunma hakkı verilerek TCK'nın 22/3. maddesindeki bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin,
Kabule göre de;
a) Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, 3 kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde, bir kişinin 2. derece kemik kırığı oluşmasına neden olacak şekilde yaralanmasına sebep olan sanık hakkında en üst sınırdan ceza verilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla cezaya hükmedilmesinin,
b) Sanık hakkında hükmedilen 3 yıl hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddelerine aykırı davranılmasının,
c) Sanığın 1 yıl süreyle ehliyetinin geri alınmasına karar verilirken uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılmasının'' hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan TCK'nın 89/4, 22/3, 62, 53/6 maddeleri uyarınca 1 yıl 14... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce; ''5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesi gereğince, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesinin,
Sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın ''2 yıl 2 ay 20 gün'' yerine ''1 yıl 14... gün'' olarak belirlenerek sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmesinin,
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52/3. maddesine aykırı davranılmasının'' hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan TCK'nın 89/4, 22/3, 62, 53/6 maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verilmiş, verilen karara karşı sanığın temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; cezanın fazla olduğuna, hapis cezasının ertelenmesi gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü saat 04.15 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki aracıyla meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, iki şeritli yolda seyir halindeyken, aynı istikamette taşıt yolu dışında yolun sağında duraklama yapan katılan ...'in aracına arkadan çarptığı, katılan ve aracında yolcu olarak bulunan katılanlar ... ile ...'nün basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde, katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemez, 2. derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, sanığın doktor raporuna göre 186 promil alkollü olayda;
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sanığın kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, 186 promil alkollü araç kullanarak bilinçli taksirle hareket ettiği kabul ve tespit edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3. maddesindeki bilinçli taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bozma ilamına uyularak yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


