BOŞANMA DAVASINDA WHATSAPP MESAJLARI İLE ZİNA NASIL İSPATLANIR? (YARGITAY VE MAHKEME UYGULAMALARI)

Boşanma davalarında en çok merak edilen ve ispatı en zor olan konu şüphesiz ki zina (aldatma) iddiasıdır. Türk Medeni Kanunu'na (TMK) göre zina, mutlak ve özel bir boşanma sebebidir. Ancak hukuki pratikte, her aldatma eylemi mahkemelerce "zina" olarak kabul edilmemektedir.

Birçok davada eşler, ellerindeki WhatsApp yazışmalarını, Instagram DM’lerini veya fotoğrafları mahkemeye sunsa da, hakimler çoğu zaman bu delilleri sadece "sadakatsizlik" olarak değerlendirip, davayı "şiddetli geçimsizlik" (TMK 166) üzerinden karara bağlamaktadır. Peki, hangi tür yazışmalar doğrudan zinayı ispatlar? WhatsApp mesajları ile zina davası kazanılabilir mi?

Bu yazımızda, güncel mahkeme kararları ışığında dijital delillerle zinanın ispatını ve davanın seyrini değiştiren "kritik detayları" inceleyeceğiz.

Zina (TMK 161) ve Güven Sarsıcı Davranış Arasındaki İnce Çizgi

Hukukumuzda zina, evli bir kişinin eşi dışında biriyle cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlanır. Sadece flört etmek, "seni seviyorum" mesajları atmak veya baş başa yemek yemek, Yargıtay uygulamalarına göre zina değil, "güven sarsıcı davranış" olarak kabul edilir.

Bu ayrım çok önemlidir çünkü:

  1. Zina (TMK 161) ispatlanırsa, aldatan eş "tam kusurlu" sayılır.

  2. Zina sebebiyle boşanmada, mal paylaşımında aldatan eşin "katılma alacağı" azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir (TMK m.236/2).

  3. Manevi tazminat miktarları zina davalarında genellikle daha yüksektir.

WhatsApp ve Görüntülü Görüşmeler Zina Delili Sayılır Mı?

Zina, doğası gereği gizli yapılan bir eylemdir. Bu nedenle mahkemeler, zinanın ispatında "mutlak delil" (suçüstü yakalama gibi) aramazlar; bunun yerine "güçlü karine" (güçlü belirti) ararlar.

Yazışmaların ve fotoğrafların "zina delili" sayılabilmesi için içeriği hayati önem taşır.

1. Duygusal İçerikli Mesajlar (Yetersiz Delil)

"Seni özledim", "Canım", "Aşkım" gibi mesajlar, cinsel ilişkinin yaşandığını kesin olarak kanıtlamaz. Bu mesajlar boşanma sebebidir ancak zina sebebiyle değil, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmayı sağlar.

2. Cinsel İlişkiye Atıf Yapan Mesajlar (Güçlü Delil)

Elde ettiğimiz ve aşağıda detaylarını paylaşacağımız güncel bir mahkeme kararında görüldüğü üzere; eğer yazışmalar geçmişte yaşanmış bir cinsel deneyimi tarif ediyorsa, durum değişir.

Örneğin:

  • "Dün gece harikaydı."

  • "Seninle banyodaki anımızı unutamıyorum."

  • "Teninin kokusu hala üzerimde."

Gibi ifadeler, ilişkinin flört aşamasını geçtiğini ve cinsel birlikteliğin fiilen gerçekleştiğini gösterir. Mahkeme hakimi, bu tür mesajları zinanın varlığına dair "güçlü karine" olarak kabul eder.

Mahkeme Kararı: "Hatırlıyor musun?" Sorusu Davayı Nasıl Kazandırır?

Yakın tarihli bir davamızda, müvekkilimiz eşinin telefonunda başka bir kadınla olan yazışmalarını ve uygunsuz fotoğraflarını yakalamıştır.

Normal şartlarda sadece fotoğraf veya mesajlar "sadakatsizlik" olarak yorumlanabilirdi. Ancak dosyaya sunduğumuz delillerde, karşı tarafın üçüncü şahısla yaptığı yazışmalarda geçmişe dönük cinsel içerikli atıflar (Örn: "Beraber olduğumuz günü özledim", "Banyoda takıldığımızı hatırlıyor musun?") mevcuttu.

Mahkeme, bu yazışmaların ve dosyaya sunulan bilirkişi raporunun (CD çözümü), sadece bir flörtü değil, gerçekleşmiş bir cinsel ilişkiyi kanıtladığına hükmetmiştir. Sonuç olarak:

  • Dava, genel boşanma sebebiyle değil, doğrudan Zina (TMK 161) sebebiyle kabul edilmiştir.

  • Aldatan eş tam kusurlu sayılmıştır.

  • Davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

Dijital Delillerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu tür davalarda delillerin hukuka uygunluğu ve sunuluş şekli çok önemlidir:

  1. Casus Yazılım Kullanmayın: Eşinizin telefonuna gizlice casus program yüklemek suçtur ve elde edilen delil geçersiz sayılabilir. Ancak, telefonun ortada bırakıldığı bir anda görülen bildirimler veya galeri içerikleri, "evlilik birliği içinde müşterek alanda elde edilen delil" kapsamında değerlendirilebilir. Bu fiiliniz suç teşkil edebilir. 

  2. Tanıkla Destekleyin: Mesajları gördüğünüzü veya içeriğini okuduğunuzu doğrulayan tanıklar (aşağıdaki emsal kararda olduğu gibi) ispat gücünü artırır.

  3. Uzman Görüşü: Mesajların manipüle edilmediğini kanıtlamak için mahkeme kanalıyla bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.

Kritik Ayrım: Zina Davasında "Sen de Kusurlusun" Savunması İşe Yarar Mı?

Boşanma davalarında sıkça karşılaşılan bir durum; aldatan eşin, kendi eylemini hafifletmek için karşı tarafı suçlamasıdır. Genellikle "Evet bir hata yaptım ama eşim de bana kötü davranıyordu, ilgisizdi" gibi savunmalarla kusur oranını düşürmeye (örneğin %60-%40 kusur dağılımı yaratmaya) çalışırlar.

Ancak Genel Boşanma Sebebi (TMK 166) ile Zina (TMK 161) arasındaki en büyük fark burada ortaya çıkar. Paylaştığımız ve emsal niteliğindeki bu mahkeme kararının gerekçesinde de açıkça vurgulandığı üzere; Zina özel ve mutlak bir boşanma sebebidir.

Mahkemenin bu konudaki yaklaşımı çok nettir: Eğer zina eylemi ispatlanmışsa, hakim artık "Davacının da kusuru var mı?" diye bakmaz. Hukukumuzda buna "Kusur Kıyaslaması Yasağı" denir. Karşı taraf (aldatan eş) ayrıca bir karşı dava açmamışsa, sadece savunma yoluyla davacının kusurlarını öne sürerek zinadan kaynaklı "Tam Kusurlu" olma durumundan kurtulamaz.

Özetle; zina ispatlandığı anda, diğer eşin ufak tefek kusurları teraziye konulmaz; aldatan eş terazinin tek kefesinde "Tam Kusurlu" olarak kalır. Bu durum, özellikle tazminat miktarlarının belirlenmesinde davacı lehine büyük bir avantaj sağlar.

Sonuç

Boşanma davasında "aldatıldım" demek yetmez, bunu hukuken doğru madde üzerinden ispatlamak gerekir. WhatsApp yazışmaları, eğer cinsel birlikteliğin gerçekleştiğine dair somut ifadeler ve "flashback" (geçmişe atıf) içeriyorsa, zinanın ispatı için en güçlü silahlardan biridir.

Sürecin doğru yönetilmesi ve delillerin doğru tasnifi için mutlaka uzman bir boşanma avukatından destek almalısınız.

T.C.

İSTANBUL 14. AİLE MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024/..

KARAR NO      : 2024/..

HAKİM     : …

KATİP       : …

DAVACI    : ….

VEKİLİ     : Av. HÜSEYİN DUMAN

DAVALI    : …

VEKİLLERİ      : ….

DAVA        : Boşanma (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeni İle Boşanma (Çekişmeli))

DAVA TARİHİ   : 30/09/..

KARAR TARİHİ        : 10/12/..

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH  : 27/12/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan boşanma davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Tarafların 2009 yılında evlendiklerini, müşterek iki çocukları olduğunu, müşterek çocukların hali hazır anne ile birlikte yaşadıklarını ve tüm ihtiyaçlarının anne tarafından karşılandığını, müvekkilinin ailesine bağlı çocukları ile ilgili bir kişi olduğunu, davalının müvekkilini aldattığını, müvekkilinin eşinin kendisini aldattığını davalının telefonundaki mesajlardan öğrendiğini ve akabinde ayrı yaşamaya başladığını, davalının sadakat yükümlülüğünü yerine getirmemesi neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve müvekkili tarafından imkansız hale geldiğini, davalının ayrı yaşama kararı alındıktan sonra müvekkilinin kirasını ve müşterek çocukları ihtiyaçlarını karşıladığını, davalının maddi olarak çocukların ihtiyaçlarını karşılasa da çocuklara yeterince ilgi göstermediğini, müşterek çocukların ikisinin de müvekkili ile birlikte yaşadığını, bu nedenlerle  öncelikle TMK 161 maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, bu kabul görmemesi halinde onur kırıcı davranışları nedeniyle TMK 162 maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, özel boşanma nedenleri kabul görmemesi halinde TMK 166 maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, müşterek çocukların velayetlerinin müvekkiline verilmesini her bir çocuk için 2.000,00 TL'den toplam 4.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmesini, müvekkile lehine aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini, 300.000,00 TL manevi ve 100.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle: Davalının evine gereken ilgili göstermediğini ve hatta evini sadece dinlenme yeri olarak kullanan biri olduğunu, davalının parasını bilgisayar oyunlarına harcadığını, eşine ve çocuklarına sevgi göstermeyen biri olduğunu, müvekkilinin son 2 yıldır davalının ailesi ile görüşmediğini, bunun sebebinin ise müvekkilinin namusuna ve iffetine atılan bir iftira olduğunu, müvekkilinin davalının ilgisiz ve sevgisizliğine karşın evliliği devam ettirmek için tüm çabayı sarf ettiğini,  davalı ve ailesinin müvekkili ile iletişimi kestiğini,, davalı tarafın evin ihtiyaçları ile ilgilenmemesi nedeniyle müvekkilin evini boşalttığını, davalı tarafın uzun süredir ortak konuta gelmediğini, davalı tarafın müvekkilinin cinsel birliktelikten kaçındığına ilişkin tüm iddialarının reddettiklerini, davalı tarafın başkasıyla ilişkisi olması ve ahlaka aykırı fiilleri nedeniyle müvekkilinin onurunun zedelendiğini, müvekkilinin kendi birikimiyle meslek kurslarına gittiğini, davalının müvekkilinin çalışmasını istememesi nedeniyle  müvekkilinin arada günü birlik işlere gittiğini, davalı tarafın asgari ücretle çalıştığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının uzun süreliğine lüks araçlar kiraladığını bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini, ivedilikle tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini, bu nafakalara her yıl Tüfe oranında artırım yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin 13/06/2024 tarihli talep dilekçesinde; belirlenen tedbir nafakasının çok düşük kaldığını, müvekkilinin ve müşterek çocukların bakımı, eğitimi, sağlığı, yeme-içme giderleri, eğlence giderleri yönüyle hiçbir katkısı olmayacak bir meblağ olduğunu, davalının yüksek gelir sahibi olduğunu, aile şirketi içerisinde gelirini elde ettiğini, bu durumun ayrılık öncesine ait resimlerde de çok net olarak görüldüğünü, bu nedenle müvekkil yönüyle 15.000 TL, her bir çocuk için ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplamda 45.000 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini ve bu rakamların yoksulluk ve iştirak nafakası olarak da devam ettirilmesini talep ettiği görüldü.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin çocuklar ile ilgilenmediği iddiasının tamamen asılsız olduğunu, davacı tarafın evlilik birliğinin kurulduğu günden beri davalının ailesine mesafe koyduğunu ve çocukların doğum günleri, sünnet düğünlerinde dahi davalının ailesinin müdahil olmasına izin vermediğini, davacının evlilik tarihinden itibaren müvekkilini üçüncü kişilerin yanında sürekli aşağıladığını, evliliğin son 5 yılında davacı tarafın müvekkili ile cinsel birliktelik kurmayacağını ve ayrı yatmak istediğini söylediğini, davacının sosyal çevresine ve tanıdığı kişilere müvekkilini kötüleyerek gururunu kıracak davranışlarda bulunduğunu, davacının gurur kıracak davranışlarda bulunduğunu, tarafların uzun süredir ayrı yaşamaları nedeniyle anlaşmalı boşanmayı kabul eden davacının ev alınması gibi maddi taleplerde bulunduğunu, müvekkilinin taşınır yada taşınmaz hiçbir mal varlığı olmadığını, annesine ait iflas eşiğinde olan şirkette asgari ücretli olarak çalıştığını, evlilik boyunca kiralanan ortak konutta ikamet ettiklerini, bu nedenlerle açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin çocuklarına harçlık bıraktığını, davacının kaldığı evin kirası ve tüm faturalarını ödediğini, davacı tarafın agresif tavırlarından dolayı ev sahibi tarafından evden çıkarılmak istendiğini, müvekkilinin sürekli zarar eden ve iflas halinde şirketteki hissesini devrettiğini, şirketin mali durumu dolayısıyla bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin haftalık 500 TL ile çalışmaya başladığını, bu süreçte kredi kartı ve faturalarını ödeyemez hale geldiğini, davacının müvekkilinin ailesi ile görüşmeyi reddettiğini, davacıya iftira atıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Taraflara ait nüfus kayıtları celp edilip incelendiği, tarafların SGK hizmet dökümününün dosya içerisine alındığı, taraflara ait sosyal ekonomik durum araştırma tutanakları ve 11/06/2024 tarihli CD çözümüne ilişkin bilirkişi raporunun incelendiği ve taraf tanıklarının dinlendiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Tarafların ../06/.. tarihinde evlendikleri, evliliklerinden 2011 d.lu. … .. ve 2013 d.lu … isminde müşterek çocuklarının olduğu anlaşılmıştır.

Davacı  kadın TMK. 161 maddesi kapsamında, olmadığı takdirde TMK 162 maddesi kapsamında, özel boşanma nedenlerinin kabul görmemesi halinde  TMK. 166/1 maddesi kapsamında boşanma talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.

 TMK’ nun 161. maddesinde; “Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur” şeklinde hüküm altına alınmıştır.  Zina, evli bir erkeğin başka bir kadınla, evli bir kadının da başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunması veya ilişkide bulunmaya teşebbüs etmesidir.Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşul, "cinsel ilişkinin" varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Tüm dosya kapsamından, dosyaya sunulan CD çözümünden, tanık beyanlarından dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden; davacı kadının eşine ait telefondan eşinin dava dışı başka bir kadınla olan cinsel içerikli mesajlarını yakaladığı, tanıklar …. ve ….. da bu mesajları  gördüğü, tanık  beyanlarından mesaj içeriklerinde gerçekleşmiş cinsel ilişkiden bahsedildiği, davalı erkeğin ve mesajlaştığı kadının çıplak fotoğraf ve görüntülü arama kayıtlarının mesajlar içerisinde bulunduğu, davalı erkeğin eşini aldattığı kadınla olan yazışmalarında "seninle beraber olduğum günü özledim" içerikli mesajı  tanık …. gördüğü, bu mesajlar sonrası tarafların ayrı yaşamaya başladığı, akabinde işbu davanın açıldığı, çözümü yapılan CD içeriğinde davalı erkeğin dava dışı başka bir kadınla cinsel içerikli mesajlaşmalarının bulunduğu, bu mesajlarda "banyoda takıldığımızı hatırlıyor musun? şeklinde mesaj gönderildiği, diğer tarafın "evet" "nasıl unutabilirim hayatımın en güzel günleriydi onlar" şeklinde cevap verildiği,  mesajların devamında "ıslak vajinan özledimi benimkini" ve benzeri cinsel içerikli mesajların olduğu, davalı tarafın çözümü yapılan mesaj kayıtlarına yönelik herhangi bir itirazının olmadığı, bu mesajlardan davalı erkekle dava dışı kadının önceden gerçekleşmiş cinsel ilişkisi olduğu kanaati oluştuğu, gerek tanık beyanları gereksede dökümü yapılan mesaj kayıtlarından davalı erkeğin evlilik birliği devam ederken başka bir kadınla zinada bulunduğu sabit olduğu anlaşılmakla davacı kadının TMK 161 maddesi gereğince açmış olduğu boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir.

 Zina özel ve mutlak boşanma sebebidir. Kanunda yer alan özel sebeplerden biriyle açılmış bir boşanma davasında bu özel sebebin yanında davacınında boşanmayı gerektirecek ağırlıkta bir kusuru ispatlanmış olsa bile bu husus karşı tarafça dava konusu yapılmamışsa artık özel sebebe dayalı boşanma kararı verilmesinde ve sonuçlarında dikkate alınamaz. Bu bakımdan, artık davalının dayanılan boşanma sebebini çürütmek amacıyla değil de, “davacının da kusurlu olduğunu" ispat etmeye yönelik gösterdiği deliller ve davacının kusuru dikkate alınmaz. Diğer bir ifade ile özel boşanma sebebine dayalı boşanma davalarında; evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarında olduğu gibi davacının kusurlu davranışlarının dikkate alınması suretiyle kusur kıyaslaması yapılamaz. Somut olayda davacı kadının terditli olarak açmış olduğu boşanma davası  TMK 161. Maddesine göre kabul edildiğinden davalı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.

Müşterek çocukların tarafların ayrılığı süresince anne ile yaşadıkları, çocukların eğitim, sağlık ve bakımıyla davacı annenin ilgilendiği,  taraflar ve müşterek çocuklarla görüşülerek sosyal inceleme raporu düzenlendiği, yapılan sosyal inceleme raporunda idrak çağında olan müşterek çocuk ... 'ün annesi ile yaşamaya devam etmek istediğine dair beyanı olduğu,  diğer çocuk ...yaşı ve gelirişimi itibariyle velayete yönelik beyanı alınmadığı, raporda çocukların velayetlerinin anneye verilmesi, babaylada yatılı olacak şekilde şahsi ilişki kurulması yönünde görüş bildirildiği,uzman  raporu, çocuğun beyanı ve üstün menfaati doğrultusunda müşterek çocukların velayetinin davacı anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki kurulmasına karar verilmiştir.

Velayet kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine, mali gücü oranında katılması gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin 13/06/2024 tarihli beyan dilekçesiyle çocuklar yönünden nafaka artırım talebi dikkate alınarak  tarafların müşterek çocuklarının her biri lehine  mahkememizce takdir edilen aylık 4.000,00 TL tedbir nafakasının karar  kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra aylık 4.000,00 TL iştirak nafakası olarak sürdürülmesine mevcut nafakaya kararın kesinleşme tarihini takip eden yıllarda TÜİK'in yayınladığı yıllık TÜFE oranında arttırım uygulanmasına karar verilmiştir. 

TMK 175. Maddesi uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilecektir. Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları,  ihtiyaçları, bu güne kadar sürdürülen yaşam koşulları, davalının üzerine kayıtlı şirket hisselerinin boşanma tarihinden kısa bir süre önce annesine devretmesi, dosyada dökümü yapılan fotoğraflara yansıyan mali durum göz önüne alınarak  ev hanımı olan ve geliri olmayan davacı  kadın lehine  takdir edilen aylık 1.300,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi olan 10/12/2024 tarihinden itibaren 700 TL artırılarak aylık 2.000,00 TL'ye çıkarılmasına,aylık 2.000,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra aylık 2.000,00 TL yoksulluk nafakası olarak sürdürülmesine, mevcut nafakaya kararın kesinleşme tarihini takip eden yıllarda TÜİK'in yayınladığı yıllık TÜFE oranında arttırım uygulanmasına karar verilmiştir.

    Davacı kadının boşanma yüzünden mevcut vaya beklenen menfaatlerinin zedelendiği anlaşıldığından, tarafların kusur, ekonomik durumları ve evlilikte geçirdikleri süre ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak  davacı kadın lehine  100.000,00 TL maddi tazminata karar verilmiştir.

Davalı erkeğin zina eyleminin sabit olduğu ,boşanmaya sebebiyet veren olaylar nedeniyle davacı kadının kişilik hakkının saldırıya uğradığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, hakkaniyet ilkeleri, tarafların evlilik süreci dikkate alınarak, davacı kadının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı kadın lehine 80.000,00 TL manevi tazminata karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR    :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davanın kabulü … BOŞANMALARINA,

 2- Müşterek çocuklar … velayetlerinin davacı anneye tevdiine,

3-Müşterek çocuklar … kadar birlikte olmaları şeklinde şahsi ilişki tesisine,

4-Müşterek çocuk …karar kesinleştikten sonra 4.000,00 TL iştirak nafakası olarak sürdürülmesine, mevcut nafakaya kararın kesinleşme tarihini takip eden yıllarda TÜİK'in yayınladığı yıllık TÜFE oranında arttırım uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

5- Müşterek … 4.000,00 TL iştirak nafakası olarak sürdürülmesine, mevcut nafakaya kararın kesinleşme tarihini takip eden yıllarda TÜİK'in yayınladığı yıllık TÜFE oranında arttırım uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,

6-Davacı kadın lehine takdir … yoksulluk nafakası olarak sürdürülmesine, mevcut nafakaya kararın kesinleşme tarihini takip eden yıllarda TÜİK'in yayınladığı yıllık TÜFE oranında arttırım uygulanmasına,

7-Davacı kadının maddi tazminat talebinin kabulü ile TMK 174/1. maddesi uyarınca 100.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacı kadına verilmesine,

8-Davacı kadının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile TMK 174/2. maddesi uyarınca 80.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

9- Suçüstü ödeneğinden karşılanan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

10-Suç üstü ödeneğinden karşılanan bozma öncesi 305,50 TL ile bozma sonrası 60,00 TL olmak üzere toplam 365,60 TL posta tebligat masrafı ve 2.750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.115,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

11-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre 30.000,00 TL  avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

12-Kalan gider avansının kararın kesinleşmesinden ilgilisine iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize verilebilecek istinaf dilekçesi ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.

 

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2