Bir malı zorla almak her zaman 'Gasp (Yağma)' değildir. Yargıtay'a göre; eğer amaç hırsızlık değil, öfke veya intikam ise ve mal sonradan terk edildiyse, eylem sadece 'Yaralama' kapsamında kalabilir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 14.05.2025 T. 2023/19716 E. 2025/5312 K.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk derece
Gebze 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2021/59 Esas ve 2022/384 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-h, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 03.03.2023 tarihli ve 2022/3484 Esas, 2023/781 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafinin Temyiz İstemi
Sanık müdafinin temyiz istemi, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığa verilen cezanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğuna, lehe hükümlerin takdirinde hata yapıldığına, alt sınırdan ceza verilmesi ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5237 sayılı Kanun'un 148. ve 149. maddelerindeki düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/709 Esas, 2016/33 Karar sayılı, 2016/331 Esas, 2016/352 Karar sayılı kararlarında, yağma suçunun manevi unsuru olan faydalanma kastı bulunmadığında, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı belirlenmiştir.
Bu itibarla, somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; oluş ve dosya içeriğine göre, katılanın, sanığın evine mobilya işi yapması nedeniyle, birkaç kez gidip geldiği, sonrasında sanığın eşi ile duygusal yakınlık hissetmesi nedeniyle bir süre mesajlaştığı, olay tarihinde katılanın, yapmış olduğu mobilya işi ile ilgili son eksiklikleri gidermek amacıyla sanığın ikametine gittiği ve işini bitirdikten sonra sanık ile birlikte dışarıya alkol almaya gittikleri gece 23:00 sıralarında tarafların oturdukları mekandan kalkarak katılana ait araç ile yolda giderken sanığın hali hazırda kuşkulandığı bu olay ile ilgili katılanla konuşmaya başladığı ve tarafların içinde bulunduğu araçtan inerek sanığın katılana \"sen benim eşime nasıl mesaj atarsın\" şeklinde beyanda bulunarak ve silahtan sayılan cop ile katılanı darp ettiği ardından katılanı yolun kenarında bırakarak, katılana ait araçla ve telefonla olay yerinden uzaklaştığı olayda, sanığın aşamalarda alınan beyanlarında katılanı copla darp ettiğini kabul ettiği ancak yağma iddiasının kabul etmediği, o anlık sinirle katılanın aracıyla gittiğini, katılanın telefonunun aracın içinde olabileceğini, aracı halı sahanın yanında bıraktığını, daha sonrada arayıp anahtarı teslim ettiğini beyan ettiği, katılanın yaralanmasının rapor ile tespit edildiği, sanığın katılanı darp etme nedeninin, katılanın eşiyle olan duygusal yakınlığını öğrenmesi nedeniyle yaşadığı öfke olduğu, katılanı darp ederek, yolda bırakıp aracı ile uzaklaşmasında, yağma suçunun unsur olarak aradığı anlamda faydalanma kastı bulunmadığı, o anlık öfkeyle aracı alıp gittiği, aracın anahtarını kısa süre sonra teslim ettiği, aracın terkedilmiş halde kolluk kuvvetlerince bulunup katılana teslim edildiği, dolayısıyla, sanığın yarar sağlama maksadıyla hareket etmediği, bu nedenle nitelikli yağma suçunun manevi unsurunun oluşmadığı, cep telefonunun ise sanık tarafından alınıp kullanıldığına ilişkin başkaca bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında haksız tahrik altında silahla yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gebze 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.05.2025 tarihinde karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


