Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 25.06.2025 T. 2024/4204 E. 2025/3266 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; vasiyet eden ...'nin ... Noterliğinin 10.06.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı \"Düzenleme Şeklindeki Vasiyetname\"si ile adına kayıtlı tüm taşınmaz malları ile taşınır mallarını müvekkiline vasiyet ettiğini, vasiyet edeninin 01.12.2017 tarihinde vefat ettiğini ileri sürerek; vasiyetnamenin tenfizine, vasiyet eden ... adına kayıtlı tüm menkul/gayrimenkul malların müvekkili adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... cevap dilekçeleri ile; murisin vasiyetnamesinin tenfizine karar verilmesini kabul ettiklerini, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davanın vasiyetnamenin tenfizine ve vasiyetnameye konu taşınmazların tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin olduğu, muris ...'nin ... Noterliğinin 10.06.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı kaydında resmî vasiyetname yaptığı, murisin ölümü üzerine vasiyetnamenin usulüne uygun olarak Erdek Sulh Mahkemesinin 2017/669 Esas sayılı dosyasında açılıp okunduğu, vasiyetname içeriğinde ‘Ben Allah'ın emriyle vefat ettiğimde üzerime kayıtlı tüm taşınmaz malları ve sahip olduğum tüm taşınır malları sevgili eşim ...'ye bırakıyorum'’ lafzı geçtiği görülmekle davacının atanmış mirasçı olduğu, atanmış mirasçı olan davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598/2 hükmü uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinden atanmış mirasçı olduğunu gösteren mirasçılık belgesi alarak aynı sonuca ulaşabileceğinden vasiyetin yerine gerilmesi talebi ile işbu davayı açmasında hukuken korunmaya değer menfaati, diğer bir ifade ile hukuki yararı bulunmadığı” gerekçesiyle davanın hukuk yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tarafların murisi ...'nin 01.12.2017 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi davacı ... ile kardeşleri ve yeğenleri olan davalıları ..., ..., ... ..., ..., ...'yi bıraktığı, murisin taraflardan başka mirasçısının bulunmadığı, murisin ... Noterliği'nin 10.06.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Vasiyetname ile üzerine kayıtlı tüm taşınmaz malları ve sahip olduğu tüm taşınır mallarını eşi ...'ye vasiyet ettiği, vasiyetnamenin Erdek Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.03.2018 tarihli ve 2017/669 Esas, 2018/115 Karar sayılı kararıyla açılıp okunduğunun tespitine karar verilerek kararın 09.10.2019 tarihinde kesinleştiği, mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptaline yönelik bir dava açılmadığı, 28.05.2021 tarihinde açılan eldeki davanın süresinde olduğu, muris ...’nin ... Noterliğinin 10.06.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Vasiyetnamesinde; ‘Aklım başımda iken hiç kimsenin baskısı altında olmadan kendi isteğimle... Mirasım konusundaki iradem şu yönde tecelli etmiştir: Üzerime kayıtlı bir çok taşınmaz mal (gayrimenkul) bulunmaktadır. Ben Allahın emri ile vefat ettiğimde üzerime kayıtlı tüm taşınmaz malları ve sahip olduğum tüm taşınır malları sevgili eşim .... T.C kimlik numaralı ...'ye bırakıyorum.’ diyerek vasiyette bulunduğu, Düzenleme Şeklinde Vasiyetnamesinin, muayyen mal vasiyeti niteliğinde olmayıp, mirasçı nasbına ilişkin olduğu, mahkemenin dava konusu vasiyetnamede davacının atanmış mirasçı olduğu, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı yönündeki kabulünün yerinde olduğu, davalıların kabul beyanı karşısında mahkemece dava şartlarının mevcut olup olmadığı bakımından yapılan araştırma sonucu davanın esasına geçilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın usülden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olduğu” gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b/1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, kabul beyanlarının dikkate alınması gerektiğini, görülmekte olan davanın niteliği gereği taraf olmayan şahıslar hakkında kesin hüküm niteliği taşımadığı, kabul beyanı karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


