Yargıtay'dan Ticari Marka Tecavüzü Davalarına Kritik Bakış: Ticari Kullanım Şartı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu dikkat çekici kararı, ticari marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi (meni ve refi) davalarında, tecavüz teşkil eden fiilin "ticari etki doğuracak şekilde kullanılması" zorunluluğunu bir kez daha vurgulamaktadır. Karara konu uyuşmazlıkta, bir devlet üniversitesinin tescilli markalarının (isim ve logo), üniversite bünyesinde, sportif ve eğitim amaçlı faaliyetler yürütmek üzere kurulmuş ve kâr amacı gütmeyen bir dernek tarafından kullanılması ele alınmıştır. Yargıtay, derneğin kurumsal yapısı, tüzük hükümleri, kâr elde etme amacı gütmemesi ve mali varlıklarının dahi fesih durumunda üniversiteye devredilmesi gibi unsurları değerlendirerek, yapılan kullanımın Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında "markasal" ve "ticari" bir tecavüz niteliği taşımadığına hükmetmiştir. Bu karar, markanın güçlü bir hukuki korumaya sahip olmasının ticari alandaki kullanımı ile sınırlandırıldığını göstererek, markaların ticari rekabet ortamının dışında kalan, özellikle eğitim, spor veya sosyal amaçlı kullanımlarının marka tecavüzü olarak değerlendirilmesi eşiğini yükselten emsal niteliğindedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 09.09.2025 T. 2025/365 E. 2025/5181 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Üniversitesinin 1967 yılında kurulmuş bir devlet üniversitesi olduğunu, davalı tarafından ... adresinde müvekkilinin isim ve logosunun kullanıldığını, davalı ile \"eğitim uzmanı\" olarak belirtilen ... arasında 24.10.2018 tarihinde imzalanmış protokol gereğince \"...\" adresinde üniversite adı ve logosunun yer aldığı sertifika ilanına yer verildiğini, anılan protokolde davalının müvekkilinin adını ve logosunu kullandığını, ... adresinde yer alan sertifikalar üzerine müvekkili üniversiteye başvurular yapıldığını, bunun üzerine davalıya üniversite logosunu kullanma ve başka kişi ve kuruluşlara da devretme hakkının bulunmadığı hususunda ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafından bu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, ... adlı internet sitesinin sahibi ... Eğitim Danışmanlık Tercümanlık Reklam Yayıncılık ve Tic. Ltd. Şti.'ye (... Eğitim) davacının logosunu sertifikalarında kullanması hususunda herhangi bir yetki verilmediğini, anılan firmaya gönderilen ihtarname üzerine firmanın müvekkiline ait “h” logosunu kaldırdığını ancak üniversite adını kullanmaya devam ettiğini, bunun üzerine Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2019/27 E. sayılı dava açıldığını, davalı ile dava dışı ... Eğitim arasında imzalanan sözleşmede davalı tarafından adı geçen firmaya üniversite logosunu kullanma hakkının devredildiğini, ancak müvekkili ile davalı arasında marka kullanımı ve kullanım hakkı devrine ilişkin bir anlaşma bulunmadığını ileri sürerek davalının, davacı markasına vaki tecavüzünün kaldırılmasını, markanın kullanılmakta olduğu internet sitelerine erişimin engellenmesini, davalının müvekkilinin logosunu ve ismini defterlerinde de kullandığının tespiti durumunda defterlerinden ve tüzükten çıkarılmasını, tüm emtialardan kaldırılmasını, marka hakkına tecavüzün tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tabi oldukları mevzuat uyarınca sportif faaliyetlerin, gençlik ve spor kulübü derneği tüzel kişiliği bünyesinde yürütülmesinin zorunlu hale geldiğini, bu zorunluluk nedeniyle davacı üniversitenin, davalı derneği 16.09.2004 tarihinde kurduğunu, davalının ticari ve siyasi amaçları bulunmayan bir dernek olduğunu, üniversite adına eğitim amaçlı sportif faaliyetler gerçekleştirdiğini, derneğin tüzüğünün ... tarafından görevlendirilen kurucu heyet tarafından düzenlenerek imzalandığını, bu nedenle derneğin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin başından beri rektörlük makamının bilgisi dahilinde oluşturulduğunu, müvekkili derneğin kurulduğu günden bugüne aynı ismi kullandığını, kullanılan renkler ve sembollerin tüzükte tarif edildiğini, kanun ve tüzük hükümleri gereği değiştirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıya ait logo ve ismi başka bir firmaya devrettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin dernek tüzüğü kapsamında bir faaliyet gerçekleştirdiğini, derneğin gelirlerinin ... ya da çeşitli fonlardan geldiğini, Tüzük'ün 21. maddesinde derneğin feshi halinde mal varlığının davacı Üniversite'nin Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı'na devredileceğinin düzenlendiğini, davacı ile davalı arasında organik bağ bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markaya tecavüzün oluşması için kullanılan ibarenin ticari etki doğuracak şekilde kullanılmasının gerektiği, dava dışı sertifika verdiği iddia edilen şirketin davalı olarak gösterilmediği, bu şirkete karşı dava ikame edilmediği, şu hâlde bu şirketin kullanımlarının ticari olup olmadığının davalıya tesir etmeyeceği, keza davalının yaptığı protokol incelendiğinde derneğin kâr elde edeceğine dair düzenleme de bulunmadığı, bir derneğin kâr elde etmesinin kendi mevzuatı çerçevesinde kendi bünyesinde ticari işletme kurmasına bağlı olduğu, davalının ise davacı üniversite bünyesinde resmi olarak kurulmuş bir dernek olduğu, kâr amacı güden ve ticari işletme kurarak markayı kullandığına, program satarak gelir elde ettiğine dair iddia veya delil bulunmadığı, ticari amaç gütmeyen kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği, davacının haksız rekabet iddiasının da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, marka hakkına tecavüzün 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesinde düzenlendiği, maddenin birinci fıkrasında marka hakkına tecavüz sayılan fiillerin belirlendiği, somut olayda davalının 16.09.2004 tarihinde, o dönemin üniversite rektörü, öğretim üyeleri ve diğer personel tarafından üniversite adına eğitim amaçlı sportif faaliyet yürütmek amacıyla kurularak tüzel kişilik kazandığı, rektörlüğün tahsis ettiği merkez kampüs kapalı spor salonunda faaliyet gösterdiği, dernek tüzüğünün 21. maddesinde derneğin feshi halinde mal varlığının üniversiteye devredileceğinin düzenlendiği, dernek tüzüğünün 3. maddesinde spor kıyafetlerinde kırmızı beyaz, lacivert, mor renklerin ve üniversitenin sembolü olan geyik figürünün kullanılabileceğinin hükme bağlandığı, bu doğrultuda davacı bünyesinde kurulmuş olan davalı derneğin davacının geyik figürünü temsil eden markalarını kullanma hakkının bulunduğu, davalının yaptığı protokol neticesinde ... adlı internet sitesinde davacının adı ve logosunun bulunduğu bir sertifika ilanı yapıldığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, dava konusu eylem tarihi itibariyle davacı tarafın davalı dernek tüzüğüne dercedilen rızasının geri alındığının ve davalı kullanımlarının ticari etki doğuracak markasal kullanım niteliği taşıdığının iddia ve ispat edilmediği, markayı kullanan üçüncü kişinin de işbu davada taraf olarak gösterilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hakkına tecavüzün meni ve refi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 09.09.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2