SAHTE FATURA SUÇLARINDA "VEKALET VERDİM" SAVUNMASI VE İMZA İNCELEMESİNİN KRİTİK ÖNEMİ (GÜNCEL YARGITAY KARARI)

Vergi suçları soruşturmalarında, özellikle "sahte belge düzenleme" (naylon fatura) iddialarında sıkça karşılaşılan durumlardan biri; kişinin bilgisi dahilinde veya haricinde, vekaletname aracılığıyla üzerine şirket kurulmasıdır. Şüpheliler genellikle "Şirketi ben yönetmiyorum, bir arkadaşıma vekalet verdim, faturalardaki imzalar bana ait değil" savunmasını yaparlar.

Peki, savcılık bu savunmayı dikkate almadan, "imza incelemesini mahkeme yapsın" diyerek dava açabilir mi?

Bu yazımızda; vekalet ilişkisi, imza itirazı ve iddianamenin iadesi kurumlarını, ilgili Yargıtay kararı ışığında inceliyoruz.

1. Vekalet İlişkisi: "Şirketi Ben Kurmadım" Savunması

Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçlarında, "şekli sorumluluk"tan ziyade "gerçek failin" tespiti esastır. Bir kişinin üzerinde şirket görünmesi, cezai sorumluluk için tek başına yeterli değildir.

İncelediğimiz Yargıtay kararında şüpheli; şirketin yerini dahi bilmediğini, bir arkadaşının ricası üzerine vekaletname verdiğini, borçları olduğu için şirketin kendi üzerine yapıldığını ancak fiilen şirketi vekilin yönettiğini beyan etmiştir.

Yargıtay bu noktada çok net bir tavır sergilemektedir: Eğer şüpheli bir "vekalet ilişkisinden" bahsediyorsa, savcılık makamı sadece ticaret sicil kayıtlarına bakarak dava açamaz. İlgili vekaletname araştırılmalı ve vekil tayin edilen kişinin beyanına başvurulmalıdır.

2. İmza İtirazı Mahkemeye Bırakılamaz

Soruşturma aşamasının en büyük eksikliklerinden biri, imza incelemelerinin yargılama (mahkeme) aşamasına bırakılmasıdır.

Karara konu olayda; şüpheli faturaları kendisinin düzenlemediğini beyan etmiştir. Buna rağmen savcılık imza incelemesi yapmadan iddianame düzenlemiştir. Yüksek Mahkeme, iddianamenin iadesi gerekçesini haklı bularak şu prosedürün dava açılmadan önce tamamlanması gerektiğini vurgulamıştır:

  • Şüphelinin yazı ve imza örnekleri alınmalıdır.

  • Sahte olduğu iddia edilen fatura asılları getirtilmelidir.

  • Bu belgeler üzerinde Kriminal İmza İncelemesi yapılarak, faturaları düzenleyen elin şüpheliye ait olup olmadığı kesinleştirilmelidir.

3. Lekelenmeme Hakkı ve İddianamenin İadesi

Bu kararın en can alıcı noktası "Lekelenmeme Hakkı" vurgusudur. Savcılık makamının "yeterli şüphe" oluştuğu gerekçesiyle her durumda dava açması, masumiyet karinesini zedeler.

Yargıtay; şüphelinin mükellef şirketle olan bağlantısının, vekaletname savunmasının ve imza aidiyetinin araştırılmadan dava açılmasını, kişinin haksız yere "sanık" sıfatı almasına neden olacağı gerekçesiyle kabul etmemiştir. Sırf şirket sahibi görünüyor diye, imzası olmayan faturalardan dolayı bir kişinin yıllarca yargılanması adil yargılanma hakkına aykırıdır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 12.05.2025 T. 2024/6112 E. 2025/5798 K.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 26.03.2024 tarihli ve 2022/123486 Soruşturma, 2024/26034 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2024 tarihli ve 2024/222 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2024 tarihli ve 2024/99 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.05.2024’te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.10.2024 tarihli ve 2024/18319 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108551 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

A. Kanun Yararına Bozma İstemi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108551 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

\"Adı geçen şüpheliler haklarında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2024 tarihli kararında yer alan \"..-Şüpheli ... savunmasında, şirketin yerini dahi bilmediğini, ...'a vekalet verdiğini beyan ettiğinden, bu vekaletnamenin araştırılması, ...'ın beyanının alınması, şüphelinin yazı ve imza örnekleri ile sahte olduğu iddia edilen fatura asılları üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiği, -Şüpheli ... savunmasında, şirket adına fatura düzenlemediğini beyan ettiğinden yazı ve imza örnekleri alınarak fatura asılları üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiği, -Defter ve Belge İbraz Etmeme suçu yönünden şüpheliye ne şekilde ve hangi tarihte tebligat yapıldığı açıklanmadığı, suç tarihinin belirtilmediği, -Defter ve Belge İbraz Etmeme suçu yönünden iddianamede iş yerine ilişkin 2020-2021 yılına ait hesapların incelenmesi için defter ve belge ibrazı istendiği belirtilmiş ise de vergi suçu raporunda 2017 yılına ait defter ve belgelerin ibrazı için tebligat yapıldığının belirtildiği, -Sahte Belge Düzenleme yönünden karşıt şirketlerle ilgili vergi inceleme raporları ve açılan davalar araştırılarak bilirkişi raporu alınması gerektiği...\" şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de;

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan , \"...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden...\" şeklindeki,

Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan ; \"...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,\" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;

Şüpheliler hakkında sahte fatura düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasına ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 28/04/2022 tarihli vergi suçu raporunun ve 18/05/2022 tarihli mütalaa formunun bulunduğu, olaya ilişkin yeterli anlatımın yapıldığı, eksik olduğu düşünülen hususların yargılamanın her aşamasında mahkemesince giderilebileceği, iade kararında sayılan gerekçelerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi nedenleri arasında bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.\"

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi;

“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;

a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,

b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,

İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.\"

Şeklinde düzenlenmiştir.

3. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2024 tarihli ve 2024/222 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile \"...şüpheli ... savunmasında, şirketin yerini dahi bilmediğini, ...'a vekalet verdiğini beyan ettiğinden, bu vekaletnamenin araştırılması, ...'ın beyanının alınması, şüphelinin yazı ve imza örnekleri ile sahte olduğu iddia edilen fatura asılları üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiği, şüpheli ... savunmasında, şirket adına fatura düzenlemediğini beyan ettiğinden yazı ve imza örnekleri alınarak fatura asılları üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiği, defter ve Belge İbraz Etmeme suçu yönünden şüpheliye ne şekilde ve hangi tarihte tebligat yapıldığı açıklanmadığı, suç tarihinin belirtilmediği, defter ve belge ibraz etmeme suçu yönünden iddianamede iş yerine ilişkin 2020-2021 yılına ait hesapların incelenmesi için defter ve belge ibrazı istendiği belirtilmiş ise de vergi suçu raporunda 2017 yılına ait defter ve belgelerin ibrazı için tebligat yapıldığının belirtildiği, sahte belge düzenleme yönünden karşıt şirketlerle ilgili vergi inceleme raporları ve açılan davalar araştırılarak bilirkişi raporu alınması gerektiği...\" gerekçesiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.03.2024 tarihli ve 2022/123486 Soruşturma, 2024/26034 Esas sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı Kanun'un 170/3-j,4,5 ve 174/1-a-b maddeleri uyarınca iadesine karar verilmiştir.

4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığının, 28.04.2022 tarihli ve 2022-A-7587/2 sayılı vergi suçu raporu ile ekindeki vergi tekniği raporlarında, Alemdağ Vergi Dairesi Müdürlüğünün 456 037 … vergi kimlik numaralı mükellefi olan şüphelilerden Muhammet …. ile şeriği olduğu belirtilen şüpheli ...'ın, 2017 takvim yılında sahte fatura düzenleme ile şüpheli ...'nin ayrıca defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarını işlediği belirtilerek, alınan komisyon mütalaası sonrası suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüpheliler hakkında atılı suçlardan iddianame tanzim olunmuş ise de; şüpheli ...'nin Sürmene İlçe Jandarma Komutanlığında 29.08.2022 tarihinde alınan ifadesinde, ... isimli arkadaşının ricası üzerine onun borçları olduğu için üzerine şirket kurulmasını kabul ettiğini, bu kişiye vekalet verdiğini, şirketle ilgisinin olmadığını, defter ve belgelerin kendisinde bulunmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemesi ile hakkında soruşturma başlatılmasından önce benzer hususları içeren 28.12.2021 tarihli dilekçeyi de vergi dairesine verdiğinin anlaşılması karşısında; adil yargılanma ilkesinin bir gereği olan kişilerin lekelenmeme hakkı da dikkate alınarak, özellikle şüphelilerden ...'nin mükellef şirket ile bağlantısını ortaya koyacak şekilde gerekli araştırmalar yapılarak, iddianamenin iadesi nedeni olarak belirtilen eksiklikler bu şüpheli yönünden giderildikten sonra, şüphelilerin her ikisinin de hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

II. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, gereği için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.05.2025 tarihinde karar verildi.

 

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2