Ölünceye Kadar Bakım Sözleşmesinde Bakım Yapılmazsa Sözleşmenin İptali Sağlanabilir mi? Buna Bağlı Olarak Taşınmazın İadesi Sağlanabilir Mi?

Yaşlılığınızda size bakılması karşılığında evinizi ya da bir taşınmazınızı devrettiniz. Ancak aradan zaman geçtikçe fark ettiniz: söz tutulmadı, bakım yapılmıyor.

Aynı durum mirasçılar açısından da söz konusu olabilir. Murisinizin hayattayken bir ölünceye kadar bakım sözleşmesi yaptığını, taşınmazını devrettiğini; ancak bakım borçlusunun yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini öğrendiyseniz ya da bizzat tanıklık ettiyseniz, miras hukukunun size tanıdığı önemli haklar bulunmaktadır.

Bu durumda hukuk sizi yalnız bırakmıyor. Ölünceye kadar bakım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde sözleşmenin feshi ve tapu iptali ile tescil davası açılabilmektedir.


Bakım Borcu Ne Anlama Gelir? Sınırı Nerede?

Mahkemeler bu soruyu tutarlı biçimde yanıtlamaktadır: Her evladın ebeveynine göstereceği olağan ilgi, bakım borçluluğu kapsamında değildir.

Bakım borcu; gündelik ziyaret, telefon etmek ya da zaman zaman yardım etmekten çok daha kapsamlıdır. Bakım borçlusunun yerine getirmesi beklenen başlıca yükümlülükler şunlardır:

  1. Bakım alacaklısını fiilen yanında barındırmak veya sürekli bakımını organize edip bizzat finanse etmek

  2. Beslenme, temizlik ve temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamak

  3. Hastalık ve yaşlılık hâllerinde tıbbi bakım, hastane süreci ve iyileşme döneminde aktif destek vermek

  4. Psikolojik ve manevi destek sağlamak; bakım alacaklısını aile bireyi olarak benimsemek

Kritik nokta: Bakım bedelinin bakım alacaklısının kendi cebinden ödenmesi, bakımın fiilen başkasına devredildiğinin en somut göstergesidir ve mahkemelerce sözleşme ihlali olarak değerlendirilmektedir.


Bakım Yapılmadığının İspatı: Hangi Deliller Belirleyicidir?

Bakım borcunun yerine getirilmediğini kanıtlamak, davanın seyrini doğrudan etkileyen en kritik aşamadır. Aşağıdaki deliller mahkemede belirleyici rol oynamaktadır:

  • Tanık beyanları: Komşular, aile yakınları, bakıcılar ve sağlık çalışanları

  • Ödeme kayıtları: Bakım ücretinin bakım alacaklısı tarafından bizzat ödenmesi

  • Adres ve ikamet kayıtları: Tarafların farklı adreslerde yaşadığını gösteren resmi belgeler

  • Sağlık kayıtları: Ameliyat ve hastane süreçlerinde bakım borçlusunun tutumu

  • Yazışma ve iletişim kayıtları: Bakım ilişkisinin fiilen nasıl işlediğini ortaya koyan belgeler

  • Uzman raporu: Gerektiğinde adli tıp veya sosyal çalışmacı değerlendirmesi

⚠️ Önemli: Mahkemeler, bakım alacaklısının zor bir kişilik yapısına sahip olmasını ya da saldırgan davranışlar sergilemesini bakım borcunu ortadan kaldıran bir unsur olarak kabul etmemektedir. Bakım borçlusu, sözleşmeyi imzalarken bu riskleri de üstlenmiş sayılır.


Bakım Borçlusu Aynı Evde Kalmak Zorunda Mıdır?

Hayır, zorunlu değildir. Ancak bu durum, bakım yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Farklı adreslerde yaşamak tek başına fesih nedeni sayılmaz. Bununla birlikte bu durumda bakım borçlusunun; bakımı organize ettiğini, bedelini bizzat karşıladığını ve süreci aktif biçimde yönettiğini ispat etmesi gerekir. Bakım ücretinin bakım alacaklısı tarafından ödenmesi ya da bakımın tamamen dışarıdan bir profesyonele havale edilip unutulması hâlinde mahkemeler ihlal kararı verebilmektedir.


Bakım Alacaklısı Kötü Huylu ya da Agresif Biriyse Sözleşme Hâlâ Geçerli mi?

Evet. Bakım borçlusu, sözleşmeyi imzalarken karşı tarafın tüm kişilik özelliklerini ve olası güçlüklerini de bilerek ve kabul ederek imzalamış sayılır. Bakım alacaklısının sonradan saldırgan davranışlar sergilemesi, komşularıyla sorun yaşaması ya da hastalığı nedeniyle bakımının güçleşmesi; bakım borcunu sona erdiren bir mazeret olarak değerlendirilemez.

Bu konu özellikle demans, alzheimer veya benzeri nörolojik hastalıklarda hayati önem taşımaktadır: Hastalığın ilerlemesi, bakım borcunu azaltmaz; aksine artırır.


Mirasçılar Açısından: Murisin Bakım Görmediğini Öğrendim, Ne Yapabilirim?

Ölünceye kadar bakım sözleşmesi yalnızca bakım alacaklısının bizzat açacağı bir davayla sınırlı değildir. Bakım alacaklısının hayatını kaybetmiş olması, mirasçıların bu sözleşmeyi sorgulamasının önünde hukuki bir engel oluşturmaz.

Mirasçılar açısından iki temel senaryo söz konusu olmaktadır:

1. Muris hayattayken davayı açmış, ancak vefat etmişse

Bakım alacaklısı fesih davasını bizzat açmış ve dava devam ederken vefat etmişse, mirasçılar davayı devralan sıfatıyla sürdürebilir. Dava düşmez; mirasçılar davacı konumuna geçer.

2. Muris dava açmadan vefat etmişse

Bu senaryo pratikte daha sık karşılaşılan ve daha karmaşık olan durumdur. Mirasçılar, murisleri adına murisin sağlığında bakım borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek dava açabilirler. Ancak burada dikkat edilmesi gereken birkaç kritik nokta vardır:

  • Mirasçıların bu davayı açabilmesi için bakım alacaklısının sağlığında fesih hakkını kullanmamış ya da sözleşmeye zımni onay vermemiş olması gerekmektedir.

  • Murisin bakım borçlusunu uzun süre hoşgörmüş, itiraz etmemiş ve sözleşmeyle bağlı kalmaya devam etmiş olması; mirasçıların fesih talebini güçleştirebilir.

  • Bununla birlikte, bakım borcunun hiç yerine getirilmemesi ya da son derece yetersiz kalması hâlinde mirasçıların dava hakkı Yargıtay kararlarıyla desteklenmektedir.

⚠️ Önemli: Taşınmaz, bakım borçlusu tarafından üçüncü bir kişiye devredilmişse dava daha da karmaşık bir boyut kazanır. Bu durumda iyi niyetli üçüncü kişi koruması devreye girebilir. Gecikmeden hukuki danışmanlık almanız büyük önem taşır.

Maya Avukatlık Bürosu Olarak Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?

Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali ve tapu davası, hem hukuki hem de duygusal açıdan yoğun bir süreçtir. Delillerin doğru toplanması, doğru mahkemede ve doğru zamanda dava açılması sürecin seyrini belirler.

Maya Avukatlık Bürosu olarak; sözleşmenin incelenmesinden delil tespitine, dava sürecinden icraya kadar tüm aşamalarda yanınızdayız.

📞 Hukuki durumunuzu değerlendirmek için bugün bizimle iletişime geçin.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Ölünceye kadar bakım sözleşmesi bozulursa taşınmaz geri alınabilir mi? Evet. Bakım borcunun esaslı biçimde ihlal edilmesi hâlinde açılacak fesih davası sonucunda tapu iptali ve bakım alacaklısı adına tescil kararı verilebilir.

Bakım yapılmadığını nasıl ispat ederim? Tanık beyanları, ödeme kayıtları, adres belgeleri ve sağlık kayıtları bu davada en etkili ispat araçlarıdır. Avukatlık büromuz delil tespiti sürecinde size yol gösterir.

Bakım borçlusu farklı bir şehirde yaşıyorsa sözleşme otomatik olarak bozulur mu? Hayır. Farklı ikamet tek başına yeterli değildir; ancak bakımın tamamen aksatıldığının diğer delillerle desteklenmesi hâlinde fesih için güçlü bir zemin oluşturur. 

Murisim bakım sözleşmesi yaptı ama bakılmadı; mirasçı olarak dava açabilir miyim? Evet, belirli koşullar altında mirasçılar da fesih davası açabilir. Murisin sağlığında fesih hakkını açıkça kullanmamış olması ve bakım borcunun objektif biçimde ihlal edilmiş olması temel şartlardandır. Hukuki değerlendirme için bir avukattan görüş almanız önerilir.

Murisin bakım sözleşmesinde tapu üçüncü kişiye geçmişse ne olur? Bu durum davayı zorlaştırır ancak imkânsız kılmaz. Üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı ve tapuya güven ilkesi kapsamındaki koşullar belirleyicidir. Gecikmeden hukuki danışmanlık almanız kritik önem taşır.

Bu davada zamanaşımı var mıdır? Bakım borcunun ihlali devam ettiği sürece dava hakkı da devam eder. Ancak taşınmazın üçüncü kişilere devredilmiş olması durumu karmaşıklaştırabilir; bu nedenle gecikmeden hukuki danışmanlık almanızı öneririz.



⚖️ Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi — 29.05.2025 T. 2024/4889 E. 2025/2914 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı kızı arasında ... Tapu Müdürlüğünün 24.03.2016 tarihli ve 10373 yevmiye sayılı ölünceye kadar bakım sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme uyarınca ..., 1214 ada 91 parsel sayılı taşınmazda kain 24 numaralı bağımsız bölümün davalıya devredildiğini; ancak davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacıya dava dışı bakıcının baktığını, dava konusu taşınmazın devrinden sonra davalının davacıya bakmadığını, davacının 2018 yılında geçirdiği ameliyat süreci dışında davalının davacıya sevgi göstermediğini iddia ederek sözleşmenin feshi ile davalı adına kayıtlı dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiil ehliyetinin bulunmadığını, davacıya 2018 yılında demans teşhisi konulduğunu, 2019 yılına gelindiğinde hastalığının alzheimer olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin sıklıkla davacıdan şiddet gördüğünü, buna rağmen 2016-2020 yılları arasında davacı babasına bakmaya devam ettiğini, tarafların sadece yaz aylarında yazlıkta birlikte oturduklarını, davacının eşi/davalının annesinin hastalığı nedeniyle evde ... isimli bakıcının çalışmaya başladığını, davalının annesinin 2010 yılında öldüğünü, bakıcının davacıya bakmaya devam ettiğini, davacının 2010 yılında eşinin ölümünün ardından daha da agresif, asabi ve saldırgan hâle geldiğini, davacının yazlıkta bile sürekli olaylar çıkarıp komşulara sataştığını, davalının sürekli babasını sakinleştirmek durumunda kaldığını, davalının evli olduğunu belirterek davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...davacının fiil ehliyetinin bulunduğunun ATK raporu ile belirlendiği, davacı bakım alacaklısı ile davalı bakım borçlusunun farklı adreslerde yaşadığı, bakım alacaklısının beslenme, temizlik gibi yaşamsal ihtiyaçlarının ücretinin kendisi tarafından ödendiği ve ... ... isimli bakıcı bayan tarafından görüldüğü, davalının davacı ile ilgilenmesinin her evladın babasına göstereceği ilgi kadar olduğu, davalı bakım borçlusunun davacı bakım alacaklısını aile ferdi gibi kabul edip kendi evine alarak sürekli bakımı ile ilgilenmediği, bu haliyle bakım borcunu yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

  1. Davalının evlatlık vazifelerini yerine getirmekte ve ölünceye kadar bakım sözleşmesinin tarafına yüklediği borcu ifa etmekte olduğunu,

  2. Ölünceye kadar bakım sözleşmesinin şartlarının yasada belirlenmiş olduğunu, bakım alacaklısının bakım borçlusunun evinde kalmasının bir zorunluluk olmadığını, tarafların farklı evlerde yaşamasının sözleşmenin feshi için tek başına yeterli neden olmadığını,

  3. Adli Tıp Kurumu raporunun davacının genel ruh hâlini doğru yansıtmadığını, itirazının dikkate alınmadığını,

  4. Davacının ...'daki yazlıkta komşularıyla pek çok olay yaşadığını, çevreye karşı saldırgan davranışlarda bulunduğunu, komşusuna hakaret ederek cinsel tacizde bulunduğunu, aleyhinde ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/292 Esas sayılı dosyanın açıldığını, yargılama sonucunda ceza aldığını, davalının davacıya bakmaya devam etmesine rağmen müvekkilini yazlıktan kovduğunun dosyada mevcut deliller ile sabit olduğunu,

  5. Davacının kötü niyetli olarak davalıyı zor durumda bırakmak için gerçek olmayan iddialarda bulunarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmesini talep ettiğini,

  6. Davalının davacıyı 2018 yılında geçirdiği ameliyatında dahi yalnız bırakmadığını, davacı babasına baktığını,

  7. Davacının davasını ispat edemediğini ve davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.

Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.

 

Maksimum dosya boyutu (Mb): 2