📋 İçindekiler
Uyuşturucu suçuyla karşı karşıya kalan bir kişi, yetkililerin sorusu üzerine ya da tamamen kendi iradesiyle maddeyi teslim ettiğinde, bu eylem hukuki açıdan etkin pişmanlık (active remorse) kapsamında değerlendirilebilir. Bu değerlendirme doğru yapıldığında sanığın cezası üçte bir ile yarı oranında azalabilir. Peki bu indirim her koşulda uygulanır mı? Arama kararı yoksa ne olur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192. maddesi, uyuşturucu suçlarına özgü istisnai bir etkin pişmanlık mekanizması öngörür. Bu düzenleme, pişmanlık göstererek yetkililere bilgi veren veya suç konusu maddeyi teslim eden sanıklara tanınan bir ceza indirimi hakkıdır.
Madde üç ayrı aşamayı ve üç farklı sonucu düzenler:
✅ Kritik Nokta
TCK 192/3, kamu görevlilerinin henüz aramaya yetkili olmadığı ya da haberdar olmadığı bir aşamada gerçekleştirilen gönüllü teslimatı kapsar. Yakalanma anında yapılan teslim de bu kapsama girebilir; esas belirleyici olan sanığın baskısız ve kendi iradesiyle hareket etmiş olmasıdır.
Uyuşturucu maddenin gönüllü olarak teslim edilmesi, doğru koşullar altında TCK m. 192/3 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilebilir. Yargıtay içtihadı bu konuda belirleyici ölçütler ortaya koymuştur.
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Rızayla teslim gerçekleşmiş olsa bile mahkemeler her olayı bağımsız değerlendirir. Tanık beyanları, tutanak içerikleri ve kronoloji belirleyici rol oynar. İndirimden yararlanmak için savunmanın bu talep ve gerekçeyi açıkça ileri sürmesi zorunludur; etkin pişmanlık hükmü resen uygulanmayabilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), kişinin üstünün aranabilmesi için kural olarak hâkim kararı — gecikmesinde sakınca olan hâllerde savcı emri — zorunlu kılar. Bu kurala aykırı biçimde elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliği taşır ve CMK m. 217/2 uyarınca aleyhte kullanılamaz.
Burada kritik bir hukuki ayrım devreye girer: Sanık aramadan önce, kendi beyanıyla ve rızasıyla maddeyi teslim etmişse bu durum arama hukuku çerçevesinde değil; etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ele alınmalıdır.
7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun 7. maddesi, bekçilere sınırlı durdurma ve kontrol yetkileri tanımıştır; ancak bu düzenleme önemli bir değişim geçirmiştir.
ℹ️ Bilgi Notu
Olayın bekçinin yetkisiz olduğu bir dönemde yaşanmış olması; sanığın rızasıyla yaptığı teslimi etkin pişmanlık kapsamında değerlendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz, aksine bu değerlendirmeyi zorunlu kılar.
Etkin pişmanlık indirimi, mahkemenin takdir yetkisi dahilinde 1/3 ile 1/2 arasında uygulanır. Oranı belirleyen başlıca etkenler: teslimin koşulları, sanığın tutumu ve ele geçirilen maddenin türü ve miktarıdır.
Bu indirim, diğer ceza indirimi nedenlerinden (iyi hal, pişmanlık, vs.) bağımsız olarak uygulanır ve kümülatif etkiyle toplam ceza üzerinde son derece belirleyici sonuçlar doğurabilir. Savunma müdafinin bu hükmü gerekçesiyle birlikte ve zamanında ileri sürmesi kritik önem taşır.
🇬🇧 Legal Summary in English
Under Turkish Criminal Law, a suspect who voluntarily surrenders narcotics to law enforcement — without being subjected to a formal search — may qualify for an active remorse (etkin pişmanlık) sentence reduction of between one-third and one-half under Article 192/3 of the Turkish Penal Code (TCK). This applies even when authorities lacked a valid search warrant at the time of surrender. The Court of Cassation (Yargıtay) has consistently held that uncoerced, voluntary disclosure must be assessed under this provision, and failure to apply it constitutes reversible legal error. Foreign nationals facing drug charges in Turkey — including trafficking offenses under TCK Article 188 — are strongly advised to retain a criminal defense lawyer in Istanbul with experience in narcotics law as early as possible in the proceedings.
✅ Doğru Zamanlama, Doğru Savunma
Etkin pişmanlık indirimi, yalnızca doğru kurgulanmış bir savunmayla sonuç verir. Olayın koşullarını değerlendirmek ve haklarınızı öğrenmek için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçin.
TCK 192/1 uyarınca suç tamamlanmadan önce yetkililere haber vererek suçun önlenmesini sağlarsanız ceza verilmeyebilir. Ancak suç tamamlandıktan sonraki teslimatlarda TCK 192/3 uygulanır: ceza tamamen kalkmaz, 1/3 ile 1/2 arasında indirim yapılır. Somut durumun hangi fıkraya girdiğini değerlendirmek için bir ceza avukatına danışmanız önerilir.
Bu sorunun yanıtı olayın koşullarına bağlıdır. Teslimin baskısız ve kendi iradesiyle gerçekleşmesi, olay anında bekçinin arama yetkisinin bulunmaması ve maddenin yalnızca arama kararıyla ele geçirilebilecek bir yerde olması gibi unsurlar birlikte değerlendirildiğinde TCK 192/3 indirimi uygulanabilir. Yargıtay, bu tür durumlarda indirimin gözetilmemesini hukuka aykırı bulmaktadır.
TCK 188/3 kapsamındaki uyuşturucu ticareti suçunda temel ceza genellikle 10 yıldan başlar. Mahkeme TCK 192/3 uyarınca 1/3 indirim yaparsa ceza 6 yıl 8 aya, 1/2 indirim yaparsa 5 yıla iner. Oranı mahkeme takdir eder; savunmanın gerekçeli ve somut talebi bu oranı etkileyebilir.
İlk derece mahkemesinin uygulanması gereken etkin pişmanlık hükmünü gözetmemesi hukuka aykırı bir karar niteliği taşıyabilir. Bu hata önce istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi'ne, akabinde Yargıtay'a taşınabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu konudaki bozma kararlarında tutarlı bir içtihat sergilemektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi | 07.01.2026 T. | 2024/26148 E. | 2026/277 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2024 tarihli ve 2023/194 Esas, 2024/164 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62, 52, 53, 54, 58... maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümleri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, duruşma açılmadan verilen 18.09.2024 tarihli ve 2024/2432 Esas, 2024/1455 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanıktan kan ve idrar tahlili alınmadığı, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri kurye olarak taşıdığına ya da bu maddelerin satışını yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir somut delil ve ihbar bulunmadığı, yalnızca uyuşturucu madde kullandığına, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilememesi karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirme yapılması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre; olay tarihinde çarşı ve mahalle bekçilerinin rutin devriye görevlerini ifa ettikleri sırada, sanığın durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, sanığa üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, suça konu uyuşturucu maddeleri çarşı ve mahalle bekçilerine teslim ettiği, bu suretle sanığın atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olayda;
Tüm dosya kapsamı, olay, yakalama ve el koyma tutanakları, kriminal rapor, tutanak tanıklarının beyanları ile sanığın savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair kabulde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenebilmesi bakımından, çarşı ve mahalle bekçilerinin olay tarihinde arama yetkisinin bulunup bulunmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.
18.06.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu'nun 7. ve 8. maddelerinde, bekçilere; makul sebebin varlığı hâlinde durdurma ve kimlik sorma, tehlike oluşturan eşya bulunduğuna dair yeterli şüphe hâlinde el ile dıştan kontrol dâhil gerekli tedbirleri alma yetkileri tanınmış ise de;
Anayasa Mahkemesi'nin 22.03.2023 tarihli ve 2020/59 Esas, 2023/53 Karar sayılı kararı ile, Kanun'un 7/6. maddesinin birinci cümlesi iptal edilmiş, iptal hükmünün 01.03.2024 tarihinde yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır. Bu iptal ile birlikte, bekçilere durdurdukları kişilerin üstünü ve eşyasını elle dıştan kontrol etme yetkisi veren düzenleme yürürlükten kalkmış, bu dönemde bekçilerin üst ve eşya araması yapamayacağı, şüphe hâlinde genel kolluğa haber vermekle yetinmeleri gerektiği kabul edilmiştir.
İptal kararından sonra, 30.11.2024 tarihli kanun değişikliği ile 7245 sayılı Kanun'un 7/6. maddesi yeniden düzenlenmiş ve bekçilere; "Durdurulan kişi üzerinde veya araçta silah ya da kişinin kendisinin veya başkasının yaşamını tehlikeye sokabilecek bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı hâlinde, kendisine veya başkasına zarar verilmesini önlemek amacıyla kişiler üzerinde yoklama suretiyle el ile dıştan kontrol yapma" yetkisi tanınmış; ancak üst ve araç araması yapılamayacağı, elbisenin çıkarılmasının veya araçta görünmeyen bölümlerin açılmasının istenemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; 29.05.2023 tarihinde, görevli çarşı ve mahalle bekçileri tarafından şüphe üzerine durdurulan sanığın kimlik tespiti yapılmış, sanığa üzerinde suç unsuru olup olmadığının sorulması üzerine sanık, eşofmanının bel kısmında uyuşturucu madde bulunduğunu beyan ederek, söz konusu maddeleri herhangi bir arama yapılmaksızın ve kendi rızasıyla görevlilere teslim etmiştir. Suça konu uyuşturucu maddelerin; sanık hakkında yazılı arama emri veya arama kararı bulunmadığı bir aşamada ve ancak arama kararıyla elde edilebilecek bir yerde bulunmasına rağmen, arama kararı alınmadığı aşamada ve bekçilerin bu hususta ne şekilde hareket edeceklerinin bilinmediği bir safhada sanığın kendi rızası ile teslim ettiğinin anlaşılması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192/3. maddesi uyarınca indirim yapılmak suretiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.09.2024 tarihli ve 2024/2432 Esas, 2024/1455 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihinde karar verildi.
You have reached the end of the article. We hope you liked our article.
Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.
© 2017- 2024
Maya Law Firm
All rights reserved.


