Kilometre Saati Oynanmış İkinci El Araç Aldıysanız: Gizli Ayıp Hakkı ve Değer Kaybı Tazminatınız

İkinci el araç piyasasında en yaygın ve en sinsi dolandırıcılık yöntemlerinden biri, araçların kilometre sayaçlarının düşürülmesidir. Aracı aldıktan aylar sonra gerçeği öğrenen alıcıların ilk sorusu genellikle şu olur: "Satıcı artık beni bilmiyorum diyor; hakkımı nasıl arayacağım?" Türk tüketici hukuku, bu soruya net bir yanıt vermektedir: Kilometre manipülasyonu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında gizli ayıp oluşturur ve alıcıya yasal tazminat talep etme hakkı tanır.

Kilometre Manipülasyonu Nedir ve Nasıl Anlaşılır?

Kilometre manipülasyonu (odometer fraud), ikinci el araç satışında satıcının araç üzerindeki kilometre sayacını dijital veya mekanik yöntemlerle geriye çevirmesi ya da olduğundan düşük göstermesidir. Bu işlem, aracı hem daha az kullanılmış hem de daha yüksek bir satış fiyatına hak kazanır gibi göstermeye yarar.

Sorun çoğunlukla araç satın alındıktan aylar sonra, rutin muayene sırasında ya da ikinci bir ekspertiz raporuyla gün yüzüne çıkar. Alıcı, aracı aldığında "88.000 km" göstergesini görürken muayene kayıtlarında "181.000 km" yazdığını öğrendiğinde büyük bir şokla karşılaşır.

Kilometre Oynanmasını Nasıl Tespit Edebilirsiniz?

  • e-PTT Muayene Kayıtları: Araç trafik tescil numarasıyla geçmiş muayene belgelerinde kayıtlı kilometre değerleri sorgulanabilir.
  • Sigorta Poliçe Kayıtları: Her yıl yenilenen kasko/trafik poliçelerinde araç kilometresi kayıt altına alınır.
  • Bağımsız Ekspertiz Raporu: Satış sonrasında çektirilecek bağımsız bir ekspertiz raporu, araçtaki kilometre uyumsuzluğunu belgeleyebilir.
  • Servis Geçmişi: Yetkili servis kayıtlarında aracın önceki kilometresi çoğunlukla tutulmaktadır.
  • UYAP/Trafik Tescil Belgeleri: Dava aşamasında mahkeme bu kurumlardan resmi yazışmayla bilgi alabilir.

ℹ️ Bilgi: Aracı Satın Almadan Önce

Satın alma aşamasında e-PTT portalından araç muayene geçmişini sorgulayabilirsiniz. Muayene belgelerinde yer alan kilometre verileri, araç tarihinin en güvenilir kaynaklarından biridir. Ancak bu kontrolü yapmış olmanız, sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar için hak kaybı yaratmaz.

Kilometre Oynanması Neden "Gizli Ayıp" Sayılır? (TKHK m. 8)

6502 sayılı TKHK'nın 8. maddesi, ayıplı malı şu şekilde tanımlar: Tüketiciye teslim anında taraflarca kararlaştırılmış örnek ya da modele uygun olmayan; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerden bir veya fazlasını taşımayan; tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar ayıplı sayılır.

Kilometre manipülasyonu bu tanımın tam ortasına düşmektedir. Alıcı, aracın gösterdiği kilometreye ve buna bağlı teknik duruma güvenerek sözleşme yapmıştır. Gerçekte araç çok daha fazla kullanılmış; motor ömrü, fren sistemi ve şasi bütünlüğü, alıcının makul beklentisinin çok altında kalmıştır. Üstelik bu ayıp, sıradan bir muayeneyle tespit edilemeyeceğinden açık ayıp değil, gizli ayıp niteliği taşır.

⚠️ Kritik Hukuki Nokta

TKHK m. 8 uyarınca satıcı, ayıbın varlığından haberdar olmasa bile ayıplı maldan sorumludur. "Ben de bilmiyordum, araç bende bu şekildeydi" savunması, yasal sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Mahkemeler bu savunmayı tutarlı biçimde reddetmektedir.

Alıcının Seçimlik Hakları (TKHK m. 11)

Aracın ayıplı olduğunu öğrenen tüketici, TKHK'nın 11. maddesi uyarınca aşağıdaki dört seçimlik haktan birini kullanabilir. Bu haklar yenilik doğurucu nitelikte olup kullanıldıktan sonra geri dönülemez ve iki hak birden kullanılamaz.

① Sözleşmeden Dönme Aracı iade ederek ödenen bedelin tamamını geri talep etme hakkı. En güçlü seçenek; ancak aracın hâlâ elde bulunması ve kullanılmış olması durumları değerlendirmeyi etkiler.
② Ayıp Oranında İndirim Araçta kalmak koşuluyla satış bedelinden ayıpla orantılı bir indirim talep etme hakkı. Tüketici aracı kullanmaya devam etmek istiyorsa tercih edilir.
③ Ücretsiz Onarım Aracın tüm masrafları satıcıya ait olmak üzere onarılmasını isteme hakkı. Kilometre manipülasyonunda teknik bir onarım söz konusu olmayacağından genellikle uygulanamaz.
④ Misliyle Değişim Ayıplı aracın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesini talep etme hakkı. Uygulamada galericinin elinde aynı araçtan bulunması nadirdir; bu nedenle genellikle tercih edilmez.

✅ Önemli: Tazminat Hakkı Ayrıca Kullanılabilir

TKHK m. 11/6 uyarınca tüketici, yukarıdaki seçimlik haklardan birini kullanmakla birlikte Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri uyarınca ayrıca tazminat da talep edebilir. Yani araçtaki değer kaybı için açılan tazminat davası, seçimlik haklardan bağımsız olarak yürütülebilir.

Değer Kaybı Tazminatı: Hesaplama ve Talep Yolu (TBK m. 112)

Kilometre manipülasyonu, alıcının ödediği bedel ile aracın gerçek değeri arasında somut bir fark yaratır. TBK m. 112 ve TKHK'nın genel hükümleri kapsamında bu fark, değer kaybı tazminatı olarak talep edilebilir.

Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?

Mahkemeler bu hesaplamayı aracı, otomotiv ve hukuk alanında uzman bir bilirkişi heyetine yaptırmaktadır. Hesaplama genel hatlarıyla şu şekilde işler:

1
Gerçek Kilometrenin Tespiti: Muayene kayıtları, sigorta poliçeleri ve varsa servis kayıtları birleştirilerek aracın gerçek kilometresi belirlenir.
2
İki Senaryonun Değerlemesi: Bilirkişi, aynı araç için (a) gösterilen (düşük) kilometre ile satılmasının piyasa değerini ve (b) gerçek (yüksek) kilometre ile satılmasının piyasa değerini ayrı ayrı belirler.
3
Fark = Tazminat Miktarı: İki değer arasındaki fark, alıcının uğradığı değer kaybını oluşturur. Mahkeme bu rakamı ve hangi tarihteki piyasa değerinin esas alınacağını takdir eder.
4
Faiz Hesabı: Belirlenen tazminat miktarına, zarar doğurucu satış tarihinden itibaren ticari faiz işletilir. Mahkemeler, oto galerilerinin ticari faaliyetleri kapsamında yaptıkları satışlarda yasal faiz değil ticari faiz uygulanması gerektiğini kabul etmektedir.

⚠️ Faiz Türüne Dikkat

Değer kaybı davalarında faizin başlangıç tarihi ve türü (avans faizi / ticari faiz) hükmü önemli ölçüde etkiler. Araç satışının ticari faaliyet kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava dilekçesinde faiz talebinin nasıl kurgulandığı, hâkim tarafından değerlendirilecektir. Bu nedenle dava dilekçesinin hazırlanması aşamasında uzman bir avukattan destek alınması büyük önem taşır.

Galeri Sahibi ve Aracı Kişinin Sorumluluğu

İkinci el araç satışlarında alıcıların karşılaştığı önemli bir hukuki engel, satıcı ile aracı (sözleşmedeki) kişinin farklı olmasıdır. Sıkça rastlanan bir senaryo şöyledir: Araç, galerinin ortaklarından birinin üzerine kayıtlıyken satışı fiilen başka bir kişi yürütmektedir. Bu durumda galericilerden biri "ben sadece nitelendim, araçla ilgim yok" ya da "ben satışı yapmadım, sadece tanık oldum" gibi savunmalar öne sürebilir.

Türk mahkemeleri bu tür savunmaları titizlikle incelemekte ve satışa fiilen katılan her kişiyi sorumlu tutabilmektedir. Mahkemeler, ceza mahkemesinde sabit tutulan maddi olguların (örneğin, satışa katılım, müşteriye araç tanıtımı, noter devir işleminin yürütülmesi) hukuk davasında hâkimi bağladığını kabul etmektedir.

TKHK m. 9 Uyarınca Satıcının Sorumluluğu

TKHK'nın 9. maddesi, satıcının malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlü olduğunu düzenler. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan ancak belirli koşulların bir arada bulunması halinde kurtulabilir; bunların ispat yükü satıcıya aittir.

ℹ️ Ceza Mahkemesi Kararının Hukuk Davasına Etkisi

TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla bağlı değildir; ancak ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararında tespit edilen maddi olgular (fiillerin gerçekleşip gerçekleşmediği) hukuk mahkemesini bağlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadı da bu yöndedir. Dolayısıyla satıcılardan biri hakkında ceza davası sonuçlanmışsa, bu kararın içeriği hukuk davasında güçlü bir delil niteliği taşır.

Zamanaşımı Süresi: İkinci El Araçlarda Özel Kural

TKHK m. 12, tüketicinin ayıptan kaynaklanan haklarını ne kadar süre içinde kullanabileceğini düzenler. İkinci el araç alımında uygulanacak süreler şu şekildedir:

Genel Süre (Yeni Araç) Aracın teslim tarihinden itibaren 2 yıl. Kanun veya sözleşmede daha uzun süre belirlenmişse o süre geçerlidir.
İkinci El Araç (Azami İndirim) Taraflarca kısaltılsa bile 1 yılın altına indirilemez. Sözleşmede süre yazılmamışsa genel süre olan 2 yıl uygulanır.
Hile veya Ağır Kusurla Gizleme Ayıp hile veya ağır kusurla gizlenmişse zamanaşımı işlemez. Kilometre manipülasyonu genellikle bu kategoriye girer.

⚠️ Zamanaşımı Başlangıç Tarihi

Zamanaşımı, aracın tüketiciye teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar; ayıbın ne zaman öğrenildiğinden değil. Kilometre manipülasyonunu teslimden çok sonra fark etseniz bile teslim tarihi esas alınır. Bununla birlikte, ayıbın kasıt veya hileyle gizlendiğinin kanıtlanması halinde zamanaşımı hükümleri hiç uygulanmaz.

Dava Süreci: Adım Adım Ne Yapmalısınız?

Kilometre manipülasyonu tespit ettiğinizde izleyeceğiniz hukuki yol aşağıda özetlenmiştir. Bu sürecin doğru yönetilmesi, talep ettiğiniz tazminatın tam olarak tahsil edilmesi açısından belirleyicidir.

1
Delil Toplama: e-PTT muayene kayıtları, sigorta belgelerindeki kilometre verileri, satış sözleşmesi ve ödeme dekontlarını bir araya getirin. Varsa ceza dava dosyasının bir suretini edinin.
2
Zorunlu Arabuluculuk Başvurusu (TKHK m. 73/A): Tüketici mahkemesinde dava açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurmak şarttır. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa son tutanak dava dilekçesine eklenir.
3
Tüketici Mahkemesinde Dava Açma: Tüketici sıfatını taşıyan davacılar harçtan muaftır. Davanın yetkili tüketici mahkemesinde ve doğru husumetle (doğru kişilere karşı) kurulması kritiktir.
4
Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme, otomotiv ve zararın hesaplanması konularında uzman bilirkişi atar. Bilirkişi; aracın gerçek değerini, manipülasyon olmaksızın satılabilecek değeri ve aradaki farkı raporlar.
5
Karar ve İcra Takibi: Mahkeme kararı kesinleştikten sonra davalı ödeme yapmazsa ilamlı icra takibi başlatılabilir. Tazminata ticari faiz işlendiğinden gecikilen her gün alıcı lehine fark büyür.

Sıkça Sorulan Sorular

Kilometre saati oynanmış araç için ne kadar tazminat alabilirim?

Tazminat miktarı bilirkişi raporu ile belirlenir. Hesaplamada; aracın gösterilen (düşük) kilometreyle piyasa değeri ile gerçek (yüksek) kilometreyle piyasa değeri arasındaki fark esas alınır. Araçtan araca değişmekle birlikte bu fark, araç bedelinin önemli bir bölümüne ulaşabilir. Tespit edilen miktara ayrıca satış tarihinden itibaren ticari faiz eklenir.

Satıcı "ben de bilmiyordum" derse dava açabilir miyim?

Evet. TKHK m. 8 ve m. 9 uyarınca satıcı, ayıbın varlığından haberdar olup olmadığına bakılmaksızın sorumludur. Satıcının bu savunması yasal bir muafiyet sağlamaz. Ayrıca mahkemeler, oto galerisinin ticari faaliyet sürdüren bir işletme olduğunu göz önünde bulundurarak araçtaki kilometre uyumsuzluğunu bilmesi gerektiğini kabul etme eğilimindedir.

Aracı 2 yıl önce aldım, hâlâ dava açabilir miyim?

İkinci el araçlarda genel zamanaşımı süresi teslimden itibaren 2 yıldır; ancak sözleşmede 1 yıla indirilebilir. Bununla birlikte, kilometre manipülasyonunun hile veya ağır kusurla gerçekleştirildiğinin kanıtlanması halinde zamanaşımı hiç işlemez. Durumunuzu kesin değerlendirebilmek için bir avukata başvurmanız önerilir.

Sahibinden.com gibi platformda ilan veren bireysel bir satıcıdan aldım; TKHK uygulanır mı?

TKHK, yalnızca satıcı sıfatını taşıyan kişilere (yani ticari veya mesleki amaçla hareket eden kişi ya da firmalara) uygulanır. Satıcı gerçek bir tüketici ise (ticari faaliyeti bulunmayan bireysel kişi) TKHK yerine TBK'nın genel hükümleri uygulanabilir. Ancak satıcının galerici veya ticari amaçla hareket eden biri olduğu durumlarda TKHK tam olarak uygulanır. Durumun hukuki nitelendirilmesi için uzman görüşü alınmalıdır.

✅ Haklarınızı Korumak İçin Geç Kalmayın

Kilometre manipülasyonu/değiştirme , ciddi maddi zarara yol açan ve hukuki süreci dikkatli yönetmeyi gerektiren bir durumdur. Zamanaşımı sürelerinin takibi, doğru kişilere karşı husumet kurulması ve dava dilekçesinin usulüne uygun hazırlanması, sonucu doğrudan etkileyen unsurlardır. Durumunuzu değerlendirmek ve izleyeceğiniz hukuki yol hakkında bilgi almak için Maya Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa veya avukat-müvekkil ilişkisi doğurmaz. Her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Lütfen hukuki adımlar atmadan önce uzman bir avukata danışınız.

Emsal Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 57. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/...|  Karar No: 2026/....|  Karar Tarihi: 29/04/2026

İncelenen Karar: (Kapatılan) Bakırköy 14. Tüketici Mahkemesi — 2021/....Esas, 2023/....Karar — 26/04/2023

HUKUKİ MEVZUAT:

Taraflar arasında yapılan sözleşme tarihleri dikkate alındığında, uygulanacak olan yasanın 6502 sayılı Kanun olduğu hususu ihtilafsızdır.

6502 sayılı Yasa'nın 8. maddesi; "Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerden bir veya fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir..." şeklindeki düzenlemeyle ayıplı malın tanımı yapılmıştır.

Aynı Yasa'nın 9. maddesinde: "Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispat ettiği takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz" denilerek ayıplı maldan satıcının sorumluluğuna değinilmiştir.

Yine Aynı Yasa'nın 11. maddesinde de:

"Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür."

"(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.

(3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

(4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üretici veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir...

(6) (...) Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir." düzenlemeleri yer almakta olup, satış sözleşmesine konu ayıplı mal nedeniyle tüketicinin seçimlik hakları ve bu hakların nasıl kullanılacağı açıklanmıştır.

TKHK'nın 11. maddesine göre, tüketiciye tanınan seçimlik haklar, yenilik doğurucu nitelikte olup tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklardan birini kullanması ile sona erer. Tüketici seçimlik haklardan birini kullandıktan sonra bu haktan vazgeçerek diğer bir seçimlik hakkı kullanamaz ve artık bu konudaki tercihini değiştiremez. Çünkü satıcı, tüketici tarafından bildirilen bir seçimlik hakkı yerine getirmek zorundadır. Mahkemece, hükmen seçimlik hakka karar verilmesi de aynı hukuki sonuçları doğuracağından, tüketicinin tercih ettiği bir seçimlik hakka karar verilmesi gerekir. Bu durumda aynı anda bir başka seçimlik hakkın da kullanılmasını sağlayacak şekilde başka bir seçimlik hakka, bir diğer söyleyişle iki seçimlik hakka birden karar verilemez.

Yine Aynı Yasa'nın "zamanaşımı" başlıklı 12. maddesinde de:

"(1) Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

(2) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası saklı olmak üzere ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan sorumluluğu bir yıldan, konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise üç yıldan az olamaz.

(3) Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz." düzenlemeleri yer almakta olup, satış sözleşmesine konu ayıplı mal nedeniyle tüketicinin seçimlik haklarını kullanabileceği zamanaşımı süresi belirlenmiştir.

Satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur ve satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacı; gerek 6502 sayılı TKHK'nın hükümleri gerekse TBK'nın 219. ve devamı maddelerinde düzenlenen ayıptan sorumluluk hükümlerine göre akidi olan davalıdan uğradığı zararları istemek hakkına sahiptir.

6502 Sayılı Kanunun 56/3. Fıkrasına göre ise "(3) Tüketici bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmışsa, malın garanti süresi içinde tekrar arızalanması veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması veya tamirinin mümkün bulunmadığının anlaşılması hâllerinde 11 inci maddede yer alan diğer seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcı tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur."

Yine 6502 S.Yasanın 83/1. maddesi ile, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümlerin uygulanacağı düzenlemesi yapılmıştır. Görüleceği üzere yasa koyucu, 11. maddenin birinci fıkrası ile tüketicinin seçimlik haklarını sıralama yoluyla düzenlemiş, bu seçimlik haklardan "ücretsiz onarım" ve "malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi" seçimlik haklarının kullanılması halinde karşı taraf için hakkaniyete aykırı olarak orantısız güçlüklerin ortaya çıkması halini ise tüketici insiyatifinde olan seçim hakkının bir istisnası olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına almıştır.

6098 s.TBK'nun 49.maddesi; kasdi veya ihmali kusurlu bir eylemle haksız fiil ile maruz kalınması halinde kusurlu hizmet ve eylemin hukuki sorumluluğu; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir.

Haksız fiil nedeniyle varsa uğranılan zararın ve kusurun ispatına ilişkin TBK'nun 50.m.si uyarınca; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi:

Dava, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan, davaya konu aracın ayıplı olduğundan bahisle, 2. el satış sözleşmesi ve haksız fiil hükümlerinden kaynaklanan, TBK'nun genel hükümleri kapsamında, değer kaybından ibaret maddi zararın tazmini istemiyle açılan huzurdaki davadır.

Tüvtürk, Sahibinden.com, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Noterler Birliği, FTZ Oto Ekspertiz, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden celp edilen evraklar, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/...Esas sayılı dosyası celbedilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır.

"...Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde, dava konusu aracın kilometresinin değiştirildiği, bu durumun basit bir inceleme ile anlaşılmayacak nitelikte gizli ayıp teşkil ettiği, davacı tüketicinin 6502 s. Kanun'un 11. Maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanması için yasal şartların oluştuğu, davacının somut durumda genel hükümlere göre (6098 s. TBK'nın 112. Maddesi gereği) değer kaybını talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar davasını iki davalıya da yöneltmiş ise de zararını yalnızca satıcı konumundaki davalı ....'den talep edebileceği anlaşılmakla diğer davalı ..... bakımından açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Araçtaki ayıp nedeniyle meydana gelen değer kaybı olarak bilirkişi tarafından tespit edilen 40.000,00 TL'nin davalı ..... tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle;

"1-Davalı .....bakımından açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davalı ..... bakımından açılan davanın KABULÜNE,
3-40.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ....'den alınarak davacıya ÖDENMESİNE..." karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili ile davalı .... vekilince ayrı ayrı süreleri içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İlk derece mahkemesinin 29/09/2023 tarihli ek kararı ile; "...1-Davalı .......Vekili Av. .....'nun HMK'nın 344. maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN YAPILMAMIŞ SAYILMASINA..." karar verilmiş olup, bu ek karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmadığı görülmüştür.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayın İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası içeriğindeki beyanları ve gerekçeli karar ile bu kararın kesinleşmesi her iki davalı da aracın kilometresinin düşürülmesini öğrendikten sonra "davacı müvekkile aracı getirdi bende ücretini ödeyerek geri aldım" demelerine rağmen aracı geri almamış ücretini iade etmemiş olduklarını, bu nedenle ceza aldıklarını, pasif husumetli olarak kabul edildiğinden hakkında davanın red edilen .... Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında görüleceği üzere sanık ....in kovuşturma aşamasında alınan savunmasında: "34 UH 2517 plaka sayılı aracı internette ben buldum ve bu aracı abimin adına aldım. ancak araç benim için alınmıştı. aracı satarken de ben sattım. noterde de devir eden kişi abime vekaleten benim." demesine rağmen, davanın hukuka aykırı olarak pasif husumet yönünden red edildiğini ve haksız olarak müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, dava konusu olay hakkında kesinleşmiş mahkeme kararına göre her iki davalı suçlu bulunmuş ve dava konusu olaydan sorumlu tutulduğunu, Ceza Mahkemesi kararı Hukuk Mahkemesi kararını bu yönüyle bağlayacağını, kesinleşmiş ağır ceza mahkemesi kararı ve gerekçeli karar ile dosya içeriğinden açıkça "34 UH 2517 plaka sayılı aracı internette ben buldum ve bu aracı abimin adına aldım. ancak araç benim için alınmıştı. aracı satarken de ben sattım." aracın kilometresinin düşürülmesini öğrendikten sonra, iş bu davallarda anlaşılacağı üzere yapmadığı halde soruşturma ifadelerinde "davacı müvekkil için, aracı getirdi bende ücretinin ödeyerek geri aldım" diyen davalıyı zarardan sorumlu tutmamak hukuka açıkça aykırı olduğunu, kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini, karar kabul edilirken hangi faizin uygulanacağı yazılmamış, özel bir faize hükmedilmemiş ise faizin kanuni faiz olarak hükmedildiği kanuni faizin hükmü görüleceği üzere ağır ceza mahkemesi gerekçeli kararında görüleceği üzere, "ben necati aytan isimli şahsı galerime araç almaya geldiğinden tanırım." ifadesinin yer aldığını, davalılar galerisine araç gelmeye geldiler beyanı ile alım satımın ticari amaçla yapıldığını ikrar ettiklerini, dosyada ki, ilan şirketinin celp edilen belgeleri de ayrıca bu durumu belgelediğini, bu durumda ticari faizin zarar doğurucu satışın yapıldığı tarihten bu mümkün olmaz ise arabulucuya başvuru tarihinden itibaren uygulanması gerekirken uygulanmaması hukuka aykırı olduğunu, kararın bu yönden bozularak düzeltilmesi gerektiğini belirterek, Bakırköy 14. Tüketici Mahkemesinin 2021/160 E ve 2023/205 sayılı 26/04/2023 tarihli kararının davanın .......yönünden pasif husumet yokluğundan red kararı kaldırılarak, davalı ....... davanın kabulüne, tazminata uygulanacak faiz türünün Ticari faiz olarak kabulü ile ticari faizin zarar doğurucu satışın yapıldığı tarihten bu mümkün olmaz ise arabulucuya başvuru tarihinden itibaren uygulanması yönünde yerel mahkeme kararının bozularak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun reddine, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Değerlendirme:

Dava, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan, davaya konu aracın ayıplı olduğundan bahisle, 2. el satış sözleşmesi ve haksız fiil hükümlerinden kaynaklanan, TBK'nun genel hükümleri kapsamında, değer kaybından ibaret maddi zararın tazmini istemiyle açılan huzurdaki davadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 2. el satın alınan aracın ayıplı olup olmadığı, davacının 6502 sayılı TKHK 11/6-son maddesi ve TBK genel hükümleri kapsamında, ayıp nedeniyle doğan zararını, davalılardan talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.

İDM'nce, davalı .... yönünden, pasif husumet bulunmadığından, davanın reddine, davalı ....yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili, davalı .... yönünden tesis edilen hükmün usul ve yasaya uygun olmadığı beyan edilerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Dosya incelendiğinde; davacının, davalı .....'den Üsküdar 26. Noterliği'nde yapılan 21/02/2019 tarih ve 01143 Yevmiye nolu sözleşme ile dava konusu 34 UH 2517 plakalı aracı 40.900,00 TL bedelle satın aldığı, bedelin davalı ..... hesabına gönderildiği, davacının daha sonra 23/10/2020 tarihinde aracının muayenesi sırasında kilometresinin değiştirildiğini öğrendiği, bunun üzerine davalılardan şikâyetçi olduğu, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/62 Esas, 2021/229 sayılı kararı ile, davalılar hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, kararın davalılarca istinaf edilmesi üzerine ilgili dairenin kararı bozduğu anlaşılmıştır.

Türk Borçlar Kanununun 74. maddesine göre; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz".

Yukarıda metnine yer verilen Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlaması için maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından söz etmek mümkün değildir. Nitekim bu husus Hukuk Genel Kurulunun 31.01.2019 tarihli ve 2017/13-681 E., 2019/46 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/4-1008 Esas, 2014/490 Karar sayılı ve 09/04/2014 tarihli kararında da belirtmiş olduğu üzere ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar.

İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/..Esas, 2021/...K. sayılı dava dosyası incelendiğinde:

Dosyamız davalısı/sanık .....'in soruşturma aşamasında alınan savunmasında: "...Ben Necati Aytan isimli şahsı galerime araç almaya geldiğinden tanırım. 34 UH 2517 plaka sayılı araç abim .... üzerine kayıtlıydı. Aracın satış işlemi abimin vekaleti bende olduğundan dolayı satış işlemini ben gerçekleştirdim..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dosyamız davalısı/sanık .....'in kovuşturma aşamasında alınan savunmasında: "34 UH ...plaka sayılı aracı internette ben buldum ve bu aracı abimin adına aldım. Ancak araç benim için alınmıştı. Aracı satarken de ben sattım. Noterde de devir eden kişi abime vekaleten benim..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dosyamız davalısı/sanık ....'in soruşturma aşamasında alınan savunmasında: "...Ben Necati Aytan isimli şahsı galerime araç almaya geldiğinden tanırım. 34 UH ... plaka sayılı araç benim üzerime kayıtlıydı. Kendisine aracın satış işlemini noterden gerçekleştirdik..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dosyamız davalısı/sanık .....'in kovuşturma aşamasında alınan savunmasında: "Aracın pazarlığını kardeşim yapmış, ben gidip sadece noterde üzerime aldım. Satarken de aracı kardeşim bana vekaleten sattı. Aracın kilometresinde herhangi bir değişiklik yapılmadı..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda, 15/06/2021 tarih 2021/62 Esas, 2021/229 K. Sayılı kararı ile; "...Suça konu aracın tanık Metin Sevencan'dan alındığının tespiti üzerine mahkememizce dinlenen tanığın "Ben aracı ilana koymuştum, ilandan gelip talip oldular. Bende aracı sattım. Bana fotoğrafını gösterdiğiniz kardeşlerden ....sattım. Ben aracı satarken 160.000 - 170.000 kilometre arasındaydı. Hatta benden aldıktan sonra instagram'a koymuşlar orada da 177.000 kilometre olduğu yazıyormuş. Duruşmadan bir hafta önce beni aradı, abi senden bir araç almıştım dedi, beni Mahkemeye çağırıyorlar diye sordum. Kuzenim kilometreyi değiştirmiş gibi şeyler söyledi. Hatta dün tekrar aradı Mahkemeye gitme ben müşteriye 15.000 TL verdim, işi hallettik dedi." şeklindeki beyanları göz önüne alındığından aracın km'sinin sanıkların elindeyken değiştirildiği mahkememizce sabit görülmüştür..." gerekçesiyle, dosyamız davalılarının, davacıya yönelik "Tacir veya Şirket Yöneticisi Olan ya da Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında Dolandırıcılık" suçunu işledikleri sabit görülerek, TCK'nın 37. maddesi yollamasıyla eylemlerine uyan TCK 158/1-h maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.

Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere, ceza mahkemesi kararında tespit edilen maddi vakıalar yönünden, huzurdaki davada hukuk hakimi bağlı olduğundan, davalı .... yönünden de, davacıya dava konusu aracı, diğer davalı ile birlikte satmaları nedeniyle, gerek satıcı sıfatıyla ve gerekse haksız fiil hükümleri gereğince, davacıya karşı, uğradığı zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususlardaki istinaf başvurusunun yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.

Bununla birlikte, davacı tarafça, hüküm altına alınan tazminat miktarına ticari faiz işletilmesine karar verilmesi talep edilmiş ve davalı galeri sahibi satıcılar yönünden, taraflar arasındaki araç satış işinin de ticari iş olarak kabulü zorunlu olduğundan, İDM'nce, hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu da yerindedir.

Ancak, dava dilekçesinde, talep edilen tazminat miktarına, faiz başlangıç tarihi belirtilmeksizin ticari faiz işletilmesi talebinde bulunulduğu dikkate alındığında, İDM'nce, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine ilişkin karar verilmesi isabetlidir. Bu nedenle, davacı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu yerinde değildir.

Bu açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 uyarınca kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başka delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus ta bulunmadığından; dairemizce, "Davacının davasının KABULÜNE, 40.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine" ilişkin karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A. İstinaf Başvuruları Yönünden;
1- Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, (KAPATILAN) BAKIRKÖY 14. TÜKETİCİ MAHKEMESİ'nin 26/04/2023 tarih, 2021/...Esas, 2023/....Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK m.353/1-b-2 gereğince KALDIRILMASINA,
2- İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3- Davacı tüketici olup harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4- Davacının istinaf aşamasında yapmış olduğu 179,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

B. Davanın Esası Yönünden;
1- Davacının davasının KABULÜNE,
40.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2- Alınması gerekli 2.732,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, GEREĞİNİN ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
3- Davacı kendisini temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 22.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacının yargılama aşamasında yapmış olduğu 922,75 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5- Davalılarca dava aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6- Bakiye gider avansının yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
7- Davanın açılmasından önce yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan ve yargılama giderleri kapsamında sayılan zorunlu arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, bu hususta tahsil müzekkeresinin yazılması ve takibin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 29/04/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

You have reached the end of the article. We hope you liked our article.

Please do not hesitate to contact us regarding this article or any other legal questions. We are waiting for your message.

 

Name *
E-mail *
Phone *
Message *
Send your case

Max file size (Mb): 2

Max number of files: 1