
Uluslararası finans piyasalarında yatırım yapan veya alacaklı olan pek çok kişi, Eurobond gibi yabancı menkul kıymetlerden kaynaklanan alacakların tahsil sürecinde karmaşık hukuki engellerle karşılaşabilir. Özellikle borçlunun ödeme yapmaması durumunda, Türkiye'de iflas yoluyla takip başlatmak veya dava açmak isteyenler için bu Yargıtay kararı önemli bir yol gösterici niteliğindedir.Karar, uluslararası tahvil sözleşmelerinde yer alan “yetki” ve “uygulanacak hukuk” maddelerinin Türkiye’deki hukuki süreçler üzerindeki kritik etkisini gözler önüne seriyor. Eğer bir Eurobond veya benzeri uluslararası bir finansal enstrümana ilişkin sözleşmede, uyuşmazlıkların belirli bir yabancı mahkemede (örneğin İngiliz Mahkemelerinde) çözülmesi ve belirli bir hukukun (örneğin İngiliz Hukukunun) uygulanması kararlaştırılmışsa, bu hükümlerin bağlayıcılığı büyüktür. Yargıtay’ın bu kararı ile onanan Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Türkiye'de iflas takibi veya davası açmadan önce, uluslararası sözleşmede belirlenen yetkili yabancı mahkemeden alacağın varlığını ve tahsil edilebilirliğini ispatlayan bir karar alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, doğrudan Türkiye'de başlatılan iflas takibinin usulden reddedilmesine yol açabilir. Yani, elinizde bir Eurobond varsa ve borçlu ödeme yapmıyorsa, öncelikle sözleşmenin şartlarını dikkatlice incelemeli ve yabancı yargı yolunu kullanmanız gerekip gerekmediğini tespit etmelisiniz. Bu tür uluslararası alacakların doğru hukuki adımlarla yönetilmesi, hak kaybı yaşanmaması ve sürecin etkin ilerlemesi için alanında uzman bir avukat desteği almak hayati önem taşır. Aksi takdirde, Türkiye'deki mahkemeler, sözleşmedeki yetki şartı nedeniyle davanızı esasa girmeden reddedebilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 21.05.2025 T. 2025/1184 E. 2025/2116 K.
(6100 S. K. m. 17, 18, 369, 370, 371)
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan .... İnşaat A.Ş.'nin (... İnşaat) 10.11.2010 tarihinde 200.000.000,00 USD tutarlı ve XS0558618384 ISIN Kodlu Eurobond (Tahvil) ihraç ettiğini; ... Holding A.Ş. (... Holding) ve... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (... Elektromekanik)'nin de son ödemesi 10.11.2015 tarihinde olan tahvilin geri ödemesini garanti ettiğini, müvekkilinin Bank Audi bünyesinde tuttuğu ... İnşaat'ın ihraç ettiği 1.440.000,00 USD nominal bedelli tahvili elinde bulundurduğunu, tahvilin son ödeme vadesinin 10.11.2015 olmasına rağmen tahvilin bedelinin vadesinde ödenmediğini, iflas yoluyla adi takip başlattıklarını, davalıların takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davalıların takibe itirazının kaldırılarak iflaslarına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketlerden ... İnşaat'ın 10.11.2010 tarihli uluslararası bir sözleşme ve ekleri (Tahvil Sözleşmesi) ile Lüksemburg'da tahvil ihraç ettiğini, tahvil sözleşmesinin taraflarının tahvil bedellerini toplayan yabancı bankalar ve finans şirketleri ile yetkili hamil olan tahvil sahibi yabancı bankalar olduğunu, tahvil sözleşmesi ve ek tahvil sözleşmesi gereğince tahvil sözleşmesi ile ilgili hukuki işlem ve eylemleri çözmeye yetkili mahkemenin İngiliz Mahkemeleri, uygulanacak hukukun da İngiliz Hukuku olduğunun öngörüldüğünü, davacının öncelikle alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, tahvil Sözleşmesi uyarınca ancak İngiliz Mahkemelerinden İngiliz Hukukuna göre alınan bir mahkeme kararı ile olabileceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının dava açma yetkisi bulunmaması nedeniyle husumet ehliyetine sahip olmadığını, davacının alacak iddiasına dayanak olan sözleşmede ... Holding A.Ş’nin taraf olmadığını, müvekkili şirket ... Holding yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın haksız ve hukuka aykırı açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı .... aleyhine de dava açılmış ise de, davalının tahvil sözleşmesinin tarafı olmadığı, sözleşmede imzasının bulunmadığı, bu nedenle ihraç edilen tahvil bedellerinin ödenmesinden sorumlu olmadığı, iflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamayacağı ve iflas davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağı, alacağın zamanaşımına uğramadığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre Bank Audi tarafından davacıya iletilen 22.07.2022 tarihli portföy döküm cetveline göre, vadesi geçmiş/ temerrüde uğramış nominal 1.440.000,00 USD tutarındaki tahvilin, davacının Bank Audi nezdindeki hesabında kaydi olarak mevcut bulunduğu; bunun haricinde kayıt tutmakla görevli kuruluş olan ... Global Markets Deutschland AG tarafından düzenlenmiş geçerli bir belgenin, yazının, dokümanın dava dosyasına sunulmadığı, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/69 Esasında görülen emsal davada, davalı ... İnşaat tarafından ihraç edilen tahvillere ilişkin hak sahipliğinin ispatı için, kayıt tutmakla görevli kuruluş ... Global Markets Deutschland AG tarafından düzenlenen belge sunulması gerektiği, davacıya yapılan kupon ödemelerine ilişkin banka kayıtlarının hak sahipliğinin ispatı için yeterli olmadığı gerekçesiyle verilen iflas davasının reddine ilişkin karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onandığı ve kararın kesinleştiği, bu nedenle davacı tarafça sunulan kupon ödemeleri ve kaydi olarak tahvillerin tutulduğuna ilişkin Bank Audi belgelerinin hak sahipliğinin ispatı için yeterli olmadığı, davalı tarafça ihraç edilen tahvillere hak sahipliğinin ancak kayıt tutmakla görevli kuruluş ... Global Markets Deutschland AG tarafından düzenlenmiş geçerli belge ile ispat edilebileceği, mevcut dosya kapsamında bu nitelikte ispat edici belgenin davacı tarafça sunulmadığı, davacının hak sahipliğini ispat edemediği, iflas talebinde haksız olduğu gerekçesiyle davalı .... aleyihe açılan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 10.11.2010 tarihli tahvil sözleşmesi ve 30.09.2015 tarihli ek tahvil sözleşmesinde dava konusu tahvillerle ilgili dava, hukuki eylem veya hukuki işlemi incelemeye ve çözümlemeye İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğu ve İngiliz Hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığı, yine tahvil sözleşmesi ve ek tahvil sözleşmesine göre tahvil sözleşmesi hükümlerinin tahvil sahipleri için de bağlayıcı olacağının öngörüldüğü, bu durumda davacı tarafça, öncelikle ek tahvil sözleşmesinde belirlenen yargı yerinde alacağının varlığını ispatlayacak bir karar alınması ve bu karara dayanılarak Türkiye'de borçlu aleyhine iflas yolu ile takip yapılması ve/veya iflas davası açılması gerektiği, başka bir davacı tarafından, davalı ... İnşaat A.Ş. aleyhine benzer nitelikteki iddialarla açılan itirazın kaldırılması ve iflas davasında davacının tahvil sahipliğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın istinafı üzerine davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce kararının onanması üzerine ilk derece mahkemesince bu karar emsal alınarak eldeki davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça, öncelikle ek tahvil sözleşmesinde belirlenen yargı yerinde alacağının varlığını ispatlayacak bir karar alınması ve bu karara dayanılarak Türkiye'de borçlu aleyhine iflas yolu ile takip yapılması ve iflas davası açılması gerektiğinden İlk derece Mahkemesi kararı gerekçe yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tahvil sözleşmesindeki yetki hükümlerinin tahvil sözleşmesine taraf olan kişiler arasında doğacak uyuşmazlıklar bakımından geçerli olduğunu, müvekkili bakımından bağlayıcı olmadığını, mezkûr maddenin şirket ve her bir garantör ile tahvil sözleşmesine taraf diğer kişiler arasında ortaya çıkabilecek her türlü dava, eylem ve hukuki işlemi incelemeye ve çözümlemeye münhasıran yetkili mahkemenin İngiliz mahkemeleri olduğu şeklinde okunması ve tahvil ihracına konu kişilerin ilişkisini düzenleyen bu hükmün yatırımcıya uygulanamayacağının kabulünün gerektiğini, aksi halde davalı şirketler ve tahvil sözleşmesine taraf diğer kişilerin sürekli olarak uygulanacak hukuku ve yetkili mahkemeyi değiştirmesinin önünün açılacağını ve yatırımcıların alacaklarına ulaşmasının engellenebileceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18. maddeleri çerçevesinde yetki sözleşmesinin geçerliliği bakımından ilk şart olan tacirler veya kamu tüzel kişileri arasından akdedilme şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin, kamu tüzel kişisi olmadığı gibi tacir de olmadığını bu nedenle yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı, iflas davalarının kamu düzenine ilişkin sonuçları olan bir dava olduğu, İflas yoluyla takipte, itirazın kaldırılması talebinin tahkimde çözülmesi gerektiğinin kabulü hâlinde, hakem kararından sonra iflas talebi için mahkemeye başvurulmasının usul ekonomisine aykırılık teşkil edeceğini, yine müvekkilinin hak sahipliğinin ve davalılar tarafından tahvil bedellerinin ödenmediğinin sunulan deliller ile şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispatlandığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da müvekkili tarafından sunulan belgelerin titizlikle incelendiğini ve sunulan belgelerin müvekkilinin hak sahipliğini ispatlamak için yeterli olduğuna kanaat getirildiğini, hâlihazırda davalı şirketlerin tahvil bedellerini ödemediklerine dair İngiliz Yüksek Mahkemesi'nden (Chancery Division of the High Court of Justice) alınmış 04.07.2017 tarihli kararın dava dosyasında mevcut olduğunu, istinaf mahkemesinin bu hususu dikkate almadığını, istinaf mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, müvekkiline İngiliz Mahkemeleri nezdinde dava ikame etmesi için süre verilmesi ve bu mahkemeden getirilecek kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini, beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iflas yolu ile adi takibe itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05. 2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


