
Son Güncelleme: 2025 | Kira Hukuku
Kira sözleşmesinin sona ermesi, tek başına kiralanan taşınmazın boşaltılmasıyla tamamlanmaz. Hukuken kira ilişkisinin bittiğinin kabul edilebilmesi için anahtarın kiraya verene fiilen teslim edilmesi zorunludur. Kiracılar çoğu zaman taşınmazı boşaltarak anahtarı bırakmalarının yeterli olduğunu varsaysa da, bu yöntem ilerleyen dönemde ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabilmektedir.
Peki kiraya veren anahtarı almaktan kaçınırsa kiracı ne yapmalıdır? Tahliye tarihi çekişmeli hale geldiğinde ispat yükü kime düşer? Bu rehber, hem kiracıların hem de kiraya verenlerin bilmesi gereken temel hukuki ilkeleri ve pratik adımları ele almaktadır.
📋 İçindekiler
Pek çok kiracı, eşyaları taşıyıp taşınmazı boşalttığı anda kira ilişkisinin hukuken sona erdiğini düşünmektedir. Oysa Türk hukukunda bu varsayım yanlıştır.
Kira ilişkisinin sona erdiğinin hukuken kabul edilebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
⚠️ Dikkat Edilmesi Gereken Husus
Taşınmazı boşalttığınızı telefon, mesaj veya sözlü olarak bildirmeniz hukuken yeterli değildir. Anahtar, kiraya verene fiilen teslim edilmediği sürece kira ilişkisi devam eder ve kira bedeli işlemeye devam eder.
Bu durum hem konut hem ticari kira sözleşmeleri için geçerlidir. Özellikle uzun süreli ve yüksek bedelli ticari kira sözleşmelerinde tahliye tarihinin birkaç günlük farkı bile on binlerce Türk Lirası borç anlamına gelebilmektedir.
Anahtarın teslimi, salt fiziksel bir eylem değil; hukuki sonuç doğuran bir iade işlemidir. Bu eylem, kira sözleşmesinin feshine yönelik hukuki bir sonuç doğurduğundan, Türk hukuku bu meseleyi sözleşmenin feshi kapsamında değerlendirmektedir.
Başka bir ifadeyle, anahtarın kiraya verene teslim edildiği tarih:
ℹ️ Bilgi Notu
Anahtar teslimi, hukuki işlemin içinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte sözleşmenin feshine yönelik sonuç doğurduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. ve 201. maddeleri çerçevesinde ispata ilişkin özel kurallara tabi kılınmıştır.
Kiracı ile kiraya veren, tahliye tarihinde anlaşmazlığa düştüklerinde hukuki süreçte belirleyici soru şudur: Kim ispat etmek zorunda?
Yerleşik Yargıtay içtihadına göre; tahliye tarihinin taraflarca çekişmeli olması halinde ispat yükü kiracıya düşmektedir. Kiracı, taşınmazı kendi ileri sürdüğü tarihte fiilen boşalttığını ve anahtarı o tarihte teslim ettiğini ispat edemezsek, kiraya verenin kabul ettiği (çoğunlukla daha geç olan) tahliye tarihi esas alınır.
Tahliye ve anahtar tesliminin ispatı her durumda tanık beyanıyla mümkün değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. ve 201. maddeleri, belirli bir miktarın üzerindeki hukuki işlemlerin yazılı delille ispat edilmesini zorunlu kılmaktadır.
⚠️ Kritik Kural
Yıllık kira bedeli, HMK'daki senetle ispat sınırını aşıyorsa tahliye yalnızca yazılı delille ispatlanabilir. Kiraya verenin açık muvafakati olmaksızın tanık beyanına dayanılamaz. Bu sınır her yıl yeniden belirlenmekte olup güncel tutarı takip etmek kritik önem taşır.
Yazılı delil olarak kabul edilebilecek belgeler şunlardır:
Bu nedenle kiracının, taşınmazı boşaltırken yazılı bir teslim belgesi alması hukuki açıdan zorunlu kabul edilmelidir. Aksi halde ilerleyen dönemde yüksek meblağlı kira alacağı talepleriyle karşılaşılabilir.
Uygulamada karşılaşılan en sık sorunlardan biri, kiraya verenin çeşitli gerekçelerle anahtarı almaktan kaçınmasıdır. Bu durumda kiracı çaresiz değildir; Türk hukuku kiracıya iki önemli çözüm yolu sunmaktadır.
Kiraya verenin anahtarı kabul etmemesi halinde kiracı, anahtarı notere emanet bırakarak ve durumu kiraya verene tebliğ ettirerek tahliyeyi hukuken gerçekleştirebilir.
✅ Önemli Bilgi
Yargıtay'ın yerleşik kabulüne göre, ihtarnamenin kiraya verene tebliğ edildiği tarih tahliye tarihi olarak esas alınır. Emanet tutanağının düzenlendiği tarih değil, tebliğ tarihi belirleyicidir.
Kiraya verenin anahtarı almayı reddetmesi halinde kiracının başvurabileceği ikinci yol, mahkemeden tevdi mahalli (deposit place) tayini talep etmektir.
Bu yöntemde kiracı, sulh hukuk mahkemesine başvurarak kiraya verenin anahtarı almaktan kaçındığını ve bu sebeple taşınmazı iade edemediğini bildirir. Mahkeme, anahtarın teslim edileceği bir yer belirler. Kiracı anahtarı bu yere teslim ettiğinde kira ilişkisi sona ermiş sayılır.
⚠️ Dikkat
Her iki yöntemde de kiracının iade borcunun sona ermesi, durumun kiraya verene bildirilmesine bağlıdır. Salt fiili teslimat yeterli değildir; bildirim zorunludur. Bu bildirim yapılmadığı sürece kira bedeli ve sözleşmeden doğan diğer yükümlülükler varlığını sürdürür.
Tahliye tarihine kadar işleyen kira bedelinin hesabında, kira artış oranı belirleyici rol oynamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 344. maddesi, kira artışlarını düzenlemekte ve konut kiralarında artış oranını TÜFE'nin on iki aylık ortalamalardaki değişim oranıyla sınırlı tutmaktadır.
Ticari kira sözleşmelerinde ise taraflar farklı artış oranları belirleyebilse de bu oran bazı dönemlerde yasal üst sınırlara tabi kılınmıştır. Ayrıca kira artış oranının sözleşmede açıkça düzenlenmediği hallerde de yasal oran geçerli olur.
ℹ️ Bilgi Notu
Tahliye tarihine kadar olan kira alacağının hesabında mahkemeler bilirkişi incelemesi yaptırmakta; bilirkişi TÜFE oranlarını esas alarak dönemler itibarıyla kira bedellerini hesaplamaktadır. Bu hesaplama, icra takiplerinde ve itirazın iptali davalarında hükmün temelini oluşturur.
Tahliye tarihinin yanlış belirlenmesi veya kira artışının hatalı uygulanması, her iki taraf için de önemli mali sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle özellikle uzun süreli ve yüksek bedelli kira sözleşmelerinde hukuki destek alınması kritik önem taşır.
Kiracının tahliye tarihine ilişkin itirazı karşısında kiraya veren, birikmiş kira alacaklarını tahsil etmek için hukuki yollara başvurabilir. Bu süreç genellikle şu adımlarla işler:
✅ İcra İnkâr Tazminatı
İtirazın haksız olduğu tespit edilirse mahkeme, tahsil edilen alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedebilir. Bu oran, haksız itirazın kiraya veren üzerindeki yükünü telafi etmeye yönelik yasal bir güvencedir.
✅ Sonuç: Ne Yapmalısınız?
Kira ilişkisini hukuken sona erdirmek için anahtarı kiraya verene teslim etmek ve teslimi yazılı olarak belgelemek zorunludur. Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınıyorsa noter emaneti veya tevdi mahalli tayini yollarına başvurulmalı; her adım yazılı delille kayıt altına alınmalıdır. Tahliye tarihinin yanlış belirlenmesi, her iki taraf için de ağır mali sonuçlar doğurabilir. Maya Avukatlık Bürosu olarak kira uyuşmazlıklarında hukuki destek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının, davacı şirkete ait öğrenci yurdunda 23.12.2014 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli kira sözleşmesi gereğince kiracı olarak bulunmakta olduğunu, davalının kiralananın anahtarlarını noter evrakıyla emanet bıraktığını bildirmek suretiyle kiralananı vaktinden evvel tahliye ettiğini, anahtarın notere teslimine kadar doğan kira bedellerinin sözleşmenin 5. maddesi uyarınca yapılan artışlar dâhil olmak üzere tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek; davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya konu binanın kiralanmasına ilişkin sözleşmenin 23.12.2014 tarihinde imzalandığını, ancak sözleşmenin 1. maddesine göre kira süresinin binanın Kuruma teslimi tarihinden başlamak üzere 5 yıl olduğunu, teslim tarihinin 23.02.2015 olması nedeniyle sözleşmenin 23.02.2020 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin uzatılmayacağının 13.03.2020 tarihli yazıları ile davacıya bildirildiğini, davacının kendisine gönderilen yazılara rağmen 15.02.2020 - 23.02.2020 tarihleri arasına ait fatura kesmediğini, anahtarları da teslim almadığından anahtarların noter aracılığıyla iletildiğini savunarak; davanın reddine, aksi halde esastan reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin kararıyla; yerleşik Yargıtay içtihadına nazaran, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığının ve anahtarın teslim edildiğinin ispat yükünün kiracıya ait olması, yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olması halinde mecurun tahliyesinin ancak yazılı delille kiracı tarafından ispatlanabileceğinin kabul edilmesi ve somut olayda, dava konusu mecurun anahtarının notere teslim edilmiş olması da birlikte değerlendirildiğinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın dosya içeriğine ve TÜFE'nin 12 aylık ortalamalardaki değişim oranlarına uygun olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, takip dosyasında davalının itirazının 3.374.030,67 TL asıl alacak, 181.589,05 TL işlemiş faiz üzerinden iptaline; takibin bu meblağlar üzerinden devamına; kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının dahi davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla; kira ilişkisinin sona ermesi için kiralananın tahliye edilip anahtarının kiraya verene teslim edilmesinin şart olduğu, anahtarın teslimi sözleşmenin feshine yönelik bir hukuki sonuç doğurduğundan yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa bu hususun kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabildiği, somut olayda kiralananın anahtarının notere bırakılması üzerine noter ihtarının davacıya tebliğ edildiği 19.10.2020 tarihinde tahliye edildiğinin kabulü gerektiği, bu durumda davalının tahliye tarihine kadar olan kira bedeli ile işlemiş faizinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ — B. Değerlendirme ve Gerekçe
Kiralananın tahliye edildiğinin kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli olmayıp, kiralananın anahtarının da kiraya verene teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi halinde ispat yükü kiracıya düşer. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispat edemediği takdirde, kiraya verenin kabulünde olan tahliye tarihine itibar olunmalıdır.
Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik hukuki sonuç doğurduğundan, HMK'nın 200. ve 201. maddeleri çerçevesinde yıllık kira bedelinin senetle ispat sınırının üzerinde olması halinde, kiraya verenin açık muvafakati de yoksa, tahliye kiracı tarafından ancak yazılı delille ispatlanabilir.
Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınırsa kiracı, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini talep ederek, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek veya notere emanet tutanağı ile teslim ve durumun kiraya verene bildirilmesi ile tahliyeyi gerçekleştirebilir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde durumun kiraya verene bildirildiği tarihte son bulur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazının sonuna geldiniz. Yazımızı beğendiğinizi umuyoruz.
Bu yazıyla ilgili veya başka herhangi bir hukuki sorunuzda tarafımızla iletişime geçmekten çekinmeyiniz. Mesajınızı bekliyoruz.
© 2017- 2025
Maya Avukatlık Bürosu.
Tüm hakları saklıdır.


